Ancak, bugün fırsat bulduk… Arada kaynayıp da gitmesin!..
DEM Parti Hakkari Milletvekili Öznur Bartın, geçtiğimiz hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunduğu kanun teklifi ile 1986 ile 2026 yılları arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesi başta olmak üzere 20 ilde göç nedeniyle “zarar görenler” için taleplerde bulundu.
Hatırlayalım;
Göç sırasında hayatını kaybedenlerin ailelerine 2,3 milyon TL tazminat ödenmesi.
Göç sürecinde yaralanan kişilere 140 bin TL tazminat ödenmesi.
Sakat kalanlara ise durumlarına göre 420 bin TL ile 1,1 milyon TL arasında tazminat ödenmesi.
TBMM bünyesinde "Hakikat ve Adaletin Tesisi Komisyonu" kurulması ve “zorla yerinden edilenlerin geri dönüşlerinin sağlanarak zararlarının giderilmesi”.
“Terörsüz Türkiye” sürecinde işler yolunda gidiyor gibi gözükse de gerek DEM Parti sözcülerinin gerekse “fesih edilen” terör örgütü PKK’nın sözde sözcülerinin -arada- ortamı geren çıkışları dikkatlerden kaçmıyor?..
Nedir bu tazminat talebi?.. Neyi çağrıştırıyor? Hangi akla ve amaca hizmet ediyor?..
Akıllara, sözde Ermeni tehciri ve bu yüzden yıllarca çeşitli şer odaklarının Türkiye’den talep ettiği 100 milyar dolarlık tazminat tutarları geliyor.
Yani, Ermeni terör örgütü ASALA taktikleri!..
Kanun teklifini DEM’li Öznur Bartın’ın kulağına kim/kimler fısıldadı acaba?..
Bu işler kafa yoran Kutlu Parti’nin sözcüsü Prof. Dr. Özcan Yeniçeri ile konuştum.
Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik bu tür siyasi taleplerin daha önce Almanya ve Fransa tarafından dillendirildiğini hatırlatan Yeniçeri, “Almanya ve Fransa gibi ülkelerin yaptığı bu tür yönlendirmeleri şimdi ABD ve İsrail yapıyor. Kanun teklifindeki irade bu iki devlete yani ABD ve İsrail’e aittir. Unutulmaması gereken bu tür tekliflerin gündeme gelmesinin bir başlangıç olduğudur. Bu başlangıcın sonuçlarını iyi görüp ona göre politika üretmek gerekmektedir. TBMM’nin iradesinin bu talepleri dikkate almayacağını, devlet yetkililerinin de dikkate almayacağını düşünüyorum” dedi.
Türkiye’de bir sürecin başlatıldığını ancak DEM Parti’nin adeta bu süreci zehirlemek istercesine tavır takındığına işaret eden Özcan Yeniçeri, “DEM Parti’nin kullandığı siyasi söylem dili şiddet içeriyor. Devleti düşman gibi görmek isteyen bir anlayış ile söylem oluşturuluyor. Bu da mevcut ortamı zora sokuyor. Bana göre bu süreçten sonuç almak başından bu yana zordu. DEM Parti’nin söylemlerine baktığınızda birlik ve beraberlik içinde yaşamak isteyen bir tavrı göremiyorsunuz. Kabul edilemez olan taleplere devlet yetkilileri ‘evet’ demez. Boyun eğin anlayışıyla sonuç alınamaz” ifadelerini kullandı.
***
DEM Parti Hakkari Milletvekili Öznur Bartın’ın asla ve kat’a kabul edilemez teklifinden sonra terör örgütünden gelen çatlak seslerin tonu da yükseldi!.. T24 yazarı Tuğçe Tatari’nin Kandil dağlarında terör örgütü ele başlarından Bese Hozat ile görüşmesinden aktardıklarından bazı alıntılar;
SİLAH YAKMA TÖRENİ
“Strateji değiştirmiştik ve bu konudaki kararlılığımızı, iddiamızı bu sembolik eylemle ortaya koyuyorduk.”
ÇERÇEVE YASA
“(Kök yasa) diyebileceğimiz nitelikte bir yasa da değil. Evet, bir çerçeve yasadır. Bir hukuk belgesidir. Bunun belki böyle bir anlamı vardır. Herhâlde bu süreç içerisinde belki de, yani yüzyıllık Cumhuriyet sürecinde ilk defa Kürt sorununun çözümüne dönük, örtülü de olsa böyle bir hukuki metin çıkıyor. Bunun bu anlamda belki bir anlamı vardır, fakat gerçekten onun ötesi bir anlamı yoktur. Bu çerçeve yasayı güçlendirecek yeni yasalara dair çalışmalar olmazsa, bu yasa ek yasalarla güçlendirilmezse zaten bu yasayla hiçbir sorun çözülmez. Yani bu yasanın belirttiği çerçevede yasanın pratikleşmesi çok mümkün değil. Yani gerçekten kendi içinde son derece çelişkili, sorunlu bir yasa.”
MÜCADELEDE FARKLI BİR YÖNTEM
“Türkiye’nin demokratikleşmesi ve yerel demokrasiyi tanıma temelinde bu süreç Kürt sorununun demokratik çözümüne evrilmezse; sadece silah bırakmaya, silahlı gücü tasfiye etmeye, dağıtmaya dönük bir zihniyet ve konsepte indirgenirse bu süreç yürümez.
Biz mücadeleyi bitirmiyoruz. Biz mücadeleyi farklı bir yöntemle sürdürmek istiyoruz. Demokratik siyaset stratejisi bunu ifade ediyor. Mücadelenin demokratik siyaset yöntemiyle sürmesi anlamına geliyor. Yoksa mücadele bitmiyor. Çünkü hâlen Kürt sorunu çözülmüş değil. Türkiye demokratikleşmiş değil. Yani bu mücadele daha uzun soluklu devam edecek. Bu açıktır.”
***
Hem DEM Parti’den hem de terör örgütü içindeki bazı kesimlerden gelen “Önder Apo’ya özgürlük” nidalarına kanmayın!.. İşin romantik kısmı sizleri aldatmasın. Şer odakları fırsatı ganimet bilip Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.
Dikkatle bakın; Bese Hozat baklayı ağzından şöyle çıkarmış;
“Bir oyalama siyaseti var. Bizim gördüğümüz taktiksel bir yaklaşım var. Zamana oynuyor gibi iktidar. Bölgedeki konjonktüre bakıyor. Türkiye’nin bir de iç gündemi var, iç dengeleri var. Şimdi önümüzde seçim de var. Bir seçim gündemi de şimdiden ısıtılıyor… Şunu belirteyim, bu süreç seçime alet edilemez. Seçime alet edilir, bu süreç araçsallaştırılırsa, Türkiye halklarına, Türkiye toplumuna çok yazık edilir. Türkiye çok büyük kaybeder. Bu toplum, bu halklar çok büyük kaybeder. Bu hükümet de, bu iktidar da yani çok büyük bir hüsranla karşı karşıya kalır.”
Kimin/kimlerin hüsran yaşayacağını sabır edip göreceğiz!..