İnsan Bazen En Çok Kaçarken Batar

YAYINLAMA
19 Ekim 2026 21:09
GÜNCELLEME
19 Ekim 2026 21:09

Bazı insanlar yaptıkları yanlışı göremedikleri için değil, gördükleri hâlde onunla yüzleşmeye cesaret edemedikleri için kaybederler.

Yanlışını fark etmek başka, o yanlışın sorumluluğunu alabilmek başka bir şeydir. İlki bir farkındalık, ikincisi karakter meselesidir.

İnsan kendi hatasını gördüğünde iki yol vardır önünde: Ya durup kendisiyle yüzleşecek, verdiği zararı kabul edecek ve değişmek için adım atacak ya da gerçeğin üzerini örtmek için yeni yollar arayacaktır. İşin tuhafı, ikinci yolu seçenler çoğu zaman ilkinden çok daha fazla yorulurlar. Çünkü bir yanlışı düzeltmek yerine onu gizlemek için harcanan çaba, insanı kendi gerçeğinden her gün biraz daha uzaklaştırır.

Üstelik insanın kendisinden kaçması, başkalarından kaçması kadar kolay değildir. Başkalarını bir süre oyalayabilir, dikkati başka yöne çekebilir, kendine yeni bir hikâye yazabilir. Fakat bütün bunlar, yüzleşmekten kaçtığı gerçeği ortadan kaldırmaz. Yalnızca o gerçekle arasına daha fazla mesafe koyar.

Bir de bu insanların başka bir tarafı vardır. Olgunluktan söz ederler, farkındalık üzerine cümleler kurarlar, hayat dersleri verirler. Söyledikleri çoğu zaman doğrudur da. Ne var ki insanın doğruyu anlatabilmesi, doğruyu yaşayabildiği anlamına gelmez. Bazıları en güzel cümleleri kurarken kendi hayatlarında en temel sorumluluklardan kaçarlar.

Çünkü konuşmak kolaydır. Kendini anlatmak, kendini haklı çıkarmak, başkalarına neyin doğru olduğunu göstermek kolaydır. Zor olan, bütün o güzel cümleleri bir kenara bırakıp kendi davranışlarına bakabilmektir. Özür dilemek, hatasını kabul etmek, gerektiğinde susmak ve kimse görmese bile kendini düzeltmek…

İnsanın kişisel gelişimi, başkalarına anlattıklarıyla değil, kendisiyle yüzleştiğinde yapabildikleriyle ölçülür.

Peki, bütün o gösterişli sözler ne işe yarar? İnsan gerçekten değişmek için mi konuşur, yoksa değişmediği gerçeğini görünmez kılmak için mi?

Elbette herkesin çelişkileri, eksikleri ve yüzleşmekte zorlandığı tarafları vardır. Mesele kusursuz olmak değil; kusurunu gördüğünde onun arkasına saklanmamaktır. Olgunluk, hiç yanlış yapmamakta değil, yanlış yaptığında kendini aklamak için yeni bir hikâye yazmamaktadır.

İnsanın kendini geliştirmesi, kendisi hakkında daha iyi bir izlenim oluşturmasından çok daha zahmetli bir iştir. Çünkü gerçek değişim alkış istemez. Bazen bir özürdür, bazen bir geri adımdır, bazen de yıllardır savunduğun bir düşüncenin yanlış olduğunu kabul edebilmektir.

Ve belki de en acı tarafı şudur: İnsan, başkalarının gözünde iyi görünmek için gösterdiği çabayı kendini gerçekten düzeltmek için gösterse, hayatında bambaşka bir yere ulaşabilir.

Fakat bazıları değişmenin zahmetine katlanmak yerine değişmiş görünmenin konforunu seçer. Kendilerine bir imaj kurar, o imajı korur ve zamanla kendi kurdukları hikâyeye bile inanırlar.

Oysa insanın gerçek karakteri, kendisi hakkında anlattığı hikâyede değil; yanlış yaptığında ne yaptığı, hesap vermesi gerektiğinde nasıl davrandığı ve hiçbir çıkarı yokken neyi seçtiğinde saklıdır.

Çünkü insanı büyüten, ne kadar güzel konuştuğu değil; kendi yanlışının karşısında ne kadar dürüst durabildiğidir… 

Kendinizin en iyi anlatıcısı değil, en dürüst tanığı olmanız dileğiyle…

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.