Fon krizinin görünmeyen etkisi: Vatandaşın tasarrufuna ne oldu?
Ekonomist Elif Kaya, fon krizinin sadece finansal kayıplara değil tasarruf ve yatırımcı güvenine de darbe vurduğunu belirtti.
Okunma Süresi: 3 dakika 5 saniye
Türkiye’nin gündeminden düşmeyen ve gittikçe derinleşen fon soruşturmasında her geçen gün yeni bir gelişme yaşanıyor.
Fon soruşturmasının vatandaşa, sokağa etkileri ve mağduriyetlerin nasıl giderileceği noktaları da merak konusu.
Peki, fon soruşturmasından vatandaş nasıl etkilendi? Sokağa nasıl yansıdı? Mağduriyet nasıl giderilebilir? Hangi adımlar atılabilir?
EKONOMİSTEN FON KRİZİ AÇIKLAMASI
İstanbul Aydın Üniversitesinden Ekonomist Elif Kaya, konuya ilişkin Ankara Masası Haber Sitesi’nden Ecem Çetin’e özel açıklamalarda bulundu.
“MESELE YALNIZCA FONUN DEĞERİNDEKİ DEĞİŞİM DEĞİL, TASARRUFUN GÜNLÜK HAYATTA KULLANILAMAMASI”
Vatandaş açısından ilk etkinin, birikimine ne zaman ulaşacağını bilememek olduğunu, fon alım ve satım işlemleri durdurulduğunda, parasını kısa sürede kullanmayı planlayan yatırımcı için ciddi bir belirsizlik doğurduğunu söyleyen Kaya, bu paranın bir ev peşinatı, eğitim gideri veya beklenmedik bir ihtiyaç için ayrılmış olabileceğini, dolayısıyla meselenin yalnızca fonun değerindeki değişim değil, , tasarrufun günlük hayatta kullanılamaması olduğunu belirtti.
“GÜVEN KAYBI, SORUŞTURMA KAPSAMINDAKİ FONLARIN ÖTESİNE GEÇEBİLİR”
Elif Kaya, ikinci etkinin ise güven üzerinde olduğunu belirterek, “Yatırımcı, lisanslı bir portföy yönetim şirketinin fonunu aldığında piyasa riskini üstlendiğini bilir; fakat fonun kurallara uygun yönetildiğini ve denetlendiğini de varsayar. Şimdi sokaktaki soru şu: “Risk aldığımı biliyordum, peki denetim neden bu aşamaya gelmeden işlemedi?” Bu soruya açık bir yanıt verilmezse güven kaybı, soruşturma kapsamındaki fonların ötesine geçebilir” dedi.
“PİYASADAKİ SATIŞ BASKISI YATIRIMCI OLMAYANI DA ETKİLER”

Kaya, piyasadaki satış baskısının ve dalgalanmanın da bu fonlara yatırım yapmamış kişileri etkileyebileceğini kaydederek, ancak bütün borsa kayıplarını doğrudan bu soruşturmaya bağlamanın veya her yatırımcının aynı ölçüde zarar gördüğünü söylemenin doğru olmayacağını belirtti. Ekonomist, doğrudan mağduriyet ile piyasadaki dolaylı etkinin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
“3 SORUNUN YANITI, YATIRIMCIYA VERİLMELİ”
Mağduriyetlerin giderilmesi ve atılacak adımlar noktasında ise Kaya, öncelikle her fon için varlıkların, borçların ve yatırımcı alacaklarının net bir dökümünün çıkarılması gerektiğini, ardından yatırımcıya Fonumda ne kadar varlık var, tasfiye hangi aşamada, ödemeyi hangi koşullarda alacağım? Sorularının yanıtının verilmesi gerektiğini söyledi. Elif Kaya, “Düzenli açıklama yapılması, belirsizlikten doğan mağduriyeti azaltır” dedi.
“YATIRIMCIYA YAPILABİLECEK ÖDEMELERİ HANGİ NOKTADA ETKİLEDİĞİ DE AÇIKÇA ANLATILMALI”
İkinci olarak, tasfiye sürecinde nakde çevrilebilen varlıklar ve ödeme imkânlarının fon bazında değerlendirilmesi ve, hukuken- teknik olarak, yatırımcıların bütün sürecin bitmesini beklemeden kademeli ödeme almasının sağlanması gerektiğini aktaran Kaya, “Özellikle belli bir meblağın altındaki (örneğin 100 bin TL - 500 bin TL arası) küçük tasarruf sahiplerinin anaparası, Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) veya oluşturulacak özel bir Güvence Fonu üzerinden öncelikli olarak tazmin edilmelidir. Şüpheli işlemlere ilişkin inceleme titizlikle sürerken, bu incelemenin yatırımcıya yapılabilecek ödemeleri hangi noktada etkilediği de açıkça anlatılmalı” ifadelerini kullandı.
Kaya, “Küçük tasarruf sahiplerine yönelik ek bir koruma düşünülüyorsa bunun hukuki dayanağı ve finansmanı ayrıca oluşturulmalı. Burada yanlış beklenti yaratmamak önemli: Yatırımcı Tazmin Merkezi, fonun değer kaybını veya yatırılan anaparayı otomatik olarak karşılayan bir mevduat güvencesi değildir; piyasadaki fiyat hareketlerinden doğan zararlar mevcut tazmin kapsamına girmez. Son aşama ise denetimden ders çıkarmak. Fonların belirli varlıklarda yoğunlaşması, ilişkili taraf işlemleri ve likidite riskleri bakımından hangi uyarıların görüldüğü, hangilerine zamanında müdahale edilmediği ortaya konmalı. Vatandaşın beklentisi bütün yatırım risklerinin devlet tarafından üstlenilmesi değil; kuralların işlemesi, sorumluluğun tespit edilmesi ve haklarına ulaşabileceği öngörülebilir bir süreç kurulmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“SORUMLULUK KİMDEYSE AÇIKÇA ORTAYA KONMALI”
Mağduriyetin giderilmesinde sorumluluğun kime ait olduğunun da açık biçimde ortaya koyulması gerektiğini kaydeden Ekonomist Elif Kaya, usulsüzlük veya suç tespit edildiğinde, sorumlular hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesi, yargı kararıyla hak ettikleri cezaların uygulanması ve hukuken mümkün olan varlıklarına el konularak yatırımcıların zararının karşılanmasında bu kaynaklardan yararlanılması gerektiğini aktardı.
“CEZALARIN CAYDIRICI OLMASI, BENZER OLAYLARIN TEKRARLANMAMASI AÇISINDAN DA ÖNEMLİDİR”
“Cezaların caydırıcı olması, benzer olayların tekrarlanmaması açısından da önemlidir” diyen Kaya, şöyle devam etti:
“Fon yatırımcılarına yapılacak ödemelerin doğrudan devlet hazinesine yüklenmesi doğru bir çözüm olmaz. Böyle bir tercih, ortaya çıkan maliyeti sorumlular yerine tüm topluma, dolayısıyla fonlara hiç yatırım yapmamış vatandaşlara da taşıtır. Öncelik, fonların mevcut varlıklarının şeffaf biçimde tasfiye edilmesi ve hukuki süreç sonunda sorumlulardan tahsil edilebilecek kaynakların yatırımcı mağduriyetini gidermek için kullanılması olmalıdır”