Önce, bu konuyu kaleme almaya bile değmez dedim.
Sonra şu anki gençlerin ve toplumun vahim durumunun, zamanında göz kapanıp ciddiye alınmadığı için bu hâlde olduğu aklıma geldi. “Aman bir şey olmaz”, “özgürlük”, “çocuk işte”, “dizi işte”, “alt üstü bir şarkı işte”, “sadece bir oyun işte” diye diye şimdiki çocuklar ya kurban ya katil ya çete lideri ya da …
Bir ara köşemde “TikTok siyaseti: Kaydırdıkça Kaybediyor muyuz?” diye sormuştum.
Evet, kaybediyoruz. Hem de çok fena. Bunun en büyük kanıtı ise Ankara Çankaya Kennedy Caddesi’ndeki “Kızılay” yön tabelası oldu.
Tebela tebala olalı böyle bir çile çekmedi herhalde Yalan Dünya’nın Vasfiye Teyzesi olsa “Ne çektin be! Yazıııık” derdi.
Şaka buraya kadardı. Hadi gelin bu masum gibi görünen durumun ne kadar vahim olduğunu incelemeye:
***
1-DAVRANIŞI HIZLA KOPYALAMA EĞİLİMİ
Bu durum, bilim litarütürüne “social contagion” yani sosyal bulaşma olarak adlandırılıyor.
Adından da anlaşılacağı üzere eğer bir davranış:
-eğlenceli görünüyorsa,
-“cool”/havalı duruyorsa,
-like/getiri sağlayacaksa,
-instagramlık / tiktokluk ise,
gençler onun neden yapıldığını bile bilmeden, riskini düşünmeden, sonuçlarını hesaba katmadan topluca kopyalıyor.
Biraz sert olacak ama tıpkı bilinçsiz koyun sürüsü davranışı gibi…
BUGÜN tabela,
YARIN sokakta yumruk trendi,
ertesi gün bir yere tükürmek,
bir sonraki gün market rafı devirmek,
Sonra “şaka” diye birine vurmak…
Daha önce olmadı mı?
Oldu. Hem de defalarca.
O meşhur Pokemon GO oyunu ile gençlerin taramalı bir silaha dönüşünü…
Mavi balina ve Momo vakalarını…
Trend olacağım diye canından olan fenomenleri…
Vine çılgınlığı döneminde tehlikeli şakalarla ailesini yaralayanlar…
Lütfen bunları hatırlayarak şimdiye tekrar bakalım.
Bu yüzden “bir tabela ne olacak ya?” demek işte tam da sorunun kendisi.
***
2-KAMU MALI ALGIMIZIN ÇÖKÜŞÜ
Tabelaya yazmak,
sticker yapıştırmak,
üstüne çıkmak,
sallamak,
poz vermek,
sonra komple söküp eve götürmek…
Yani ÇALMAK!
Birde bunu marifetmiş gibi odasına asıp fotoğraf paylaşmak?
Bunların hepsi kamu malına zarar vermek.
Ama en tehlikeli yanı ise bunun normalleşmesi.
Dört kez değiştirilen bir tabela, çocuklara şu mesajı veriyor:
“Devletin malı bedava.”
“Ben bozsam da yenisini takarlar.”
“Kimse bir şey demiyor, demek ki sorun yok.”
“Fenomen olmak için harika yöntem”
Bu gurur duyulacak bir şey değil; toplumun ortak yaşam kültürünün çöktüğünün işareti.
***
3- DAVRANIŞ-ÖDÜL DÖNGÜSÜ
Gelelim “viral kültür psikolojisi ”ne:
Bir gün genç tabelaya asılıyor,
fotoğrafı paylaşıyor,
like geliyor,
trend oluyor,
haberlere çıkıyor,
sonra tabelanın minyatürü yapılıyor,
sonra dövmesi yapılıyor,
akım diğer şehirlere yayılıyor,
sonra akım taa Almanya’ya kadar gidiyor…
BU NE DEMEK?
Yanlış davranış bile ödüllendiriliyor.
Gençlerde şu psikoloji oluşuyor:
“Ne kadar saçma bir şey yaparsam o kadar görünür olurum.”
“Dikkat çekmek için her şey mubahtır.”
“Ben kimim?” değil, “Kaç like aldım?” önemli.
Bu döngü kırılmadıkça, her yeni trend bir öncekinden daha tehlikeli olacak.
***
4- MASUM EĞLENCE Mİ? HAYIR, TOPLUMSAL ALARM
Görüntü masum olabilir.
Zamanında biz de saçma şeyler yaptık diyebilirsiniz.
Ama geçmişte- şimdide gösteriyor ki mesaj masum değil.
Bu olay bize üç şeyi gösterdi:
- Kural ihlali hızla yayılıyor.
- Kural ihlali ödüllendiriliyor.
- Kural ihlali kültüre dönüşüyor.
Bugün tabelaya çıkmak normalleşiyor,
yarın çok daha tehlikeli meydan okumaların kapısı aralanıyor.
Ve en kötüsü ne biliyor musunuz?
Bu akım Ankara’yı aştı.
Türkiye’yi aştı.
Almanya’ya bile sıçradı.
Bu artık “Ankara gençliği eğlencesi” değil.
Bu, kontrolden çıkmış bir sosyal davranış zinciri.
***
5- GÖRÜNTÜNÜN ÜRETTİĞİ YANILSAMA: ÖZGÜRLÜK MÜ, SAYGISIZLIK MI?
Gençler bu davranışı “özgürlük”, “eğlence”, “kendini ifade etme” SANIYOR.
Ama özgürlük:
kamu malına zarar vermek değildir,
şehri oyun parkına çevirmek değildir,
tehlikeli davranışları viral hale getirmek değildir.
Özgürlük, sorumlulukla birlikte var olur. Sorumluluk yoksa, geriye sadece düzensizlik kalır.
Bugün tabela özgürlüğü,
Yarın vandalizm özgürlüğü,
Sonra şiddet özgürlüğü diye diye toplumun dokusunu kaybederiz.
***
6- BU AKIM NEDEN BU KADAR TEHLİKELİ?
Sosyolojik kırılma anını aslında yukarıda özetledim ama altını çizmek adına neden tehlikeli, sıralamak istiyorum:
Bu tarz veya bir takım çeşitli akımlar:
sınır tanımıyor,
hızla yayılıyor,
davranışı ödüllendiriyor,
yanlış davranışı normalleştiriyor,
kamusal alanı değersizleştiriyor,
saygı kavramı yok ediliyor
ve en önemlisi, çocuklar bunu izliyor.
İşte bu yüzden bu olay “komik” değil; toplumsal güvenlik sorunu.
***
BİR TABELA DÖRT KEZ DEĞİŞTİ. PEKİ YA TOPLUM?
Gelelim en önemli asli soruya:
Bir trafik direğini karalayıp çalıp götürmeyi normalleştiren bir kültür, yarın neyi normalleştirecek?
Toplumsal çürüme işte böyle başlar.
Büyük krizlerle değil, küçük davranışların sessizce normalleşmesiyle.