Öncelikle belirtmem gerekir ki, son günlerde kamuoyuna yansıyan soruşturmalarda adı geçen kişiler hakkındaki yargı süreçleri devam etmektedir.
Bu yazıda amacım devam eden dosyaların hukuki boyutunu değerlendirmek değil, ortaya çıkan tablonun Ankara'nın güç ilişkileri açısından düşündürdüklerini ele almaktır.
Dışarıdan bakanlar için Ankara, keskin sınırların şehridir. “Grinin tonlarında” kaybolan bürokrasi, gergin siyasi polemikler, Meclis koridorlarında edilen büyük laflar ve her akşam televizyon ekranlarında izlediğimiz o kalın çizgiler...
Siyaset bir yanda durur, iş dünyası kendi işine bakar, magazin ve cemiyet hayatı ise çoğu zaman İstanbul'a aitmiş gibi görülür.
Peki gerçekten öyle mi?
Yoksa Ankara'nın o bildik, labirent gibi koridorlarında, vitrinde birbirinden tamamen farklı görünen dünyalar, aslında aynı sosyal ve ekonomik ağların içinde mi buluşuyor?
Geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan uyuşturucu soruşturma dosyaları bana bu soruyu yeniden sordurdu.
Çünkü aynı dosyada sanat dünyasından isimler, iş insanları, sosyal medya fenomenleri ve farklı siyasi çevrelerle bağlantılı ailelerin isimleri yer aldı.
CHP Ankara Milletvekili Adnan Beker'in oğlu Oğuzhan Beker ile
AK Parti'nin 2024 Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok'un damadı Efe Bezci'nin
isimlerinin de aynı soruşturma kapsamında gündeme gelmesi, Ankara açısından dikkat çekici bir tablo ortaya çıkardı.
Ancak mesele soruşturmanın kendisinden çok, ortaya çıkan fotoğrafın Ankara'yı anlamak açısından ne anlattığında gizli.
ATO Koridorlarından Çıkan Ağlar
Şehrin güç haritasını okumak istiyorsanız, bazen siyasi partilerin genel merkezlerinden önce Ankara iş dünyasının koridorlarına bakmanız gerekir.
Çünkü Ankara yalnızca siyasetin değil, aynı zamanda sermayenin, bürokrasinin ve büyük ölçekli yatırım kararlarının da merkezidir.
Bu noktada karşımıza üç farklı isim çıkıyor:
Bir tarafta Ankara siyasetinin son yıllardaki dikkat çekici figürlerinden Adnan Beker.
Diğer tarafta yıllarca Ankara Ticaret Odası'nda görev yapmış, Ankara iş dünyasının önemli isimlerinden Salih Bezci.
Bir başka tarafta ise Keçiören'de uzun yıllar belediye başkanlığı yapmış ve Ankara siyasetinin güçlü aktörlerinden Turgut Altınok.
Efe Bezci'nin babası olan eski ATO Başkanı Salih Bezci de Ankara'nın siyasi ve ekonomik hafızasında önemli bir yere sahip. Bezci'nin adı geçmişte Melih Gökçek'le ilgili FETÖ soruşturmasında da gündeme gelmiş, Ankara kulislerinde uzun süre tartışılmıştı.
Bu isimler farklı siyasi pozisyonlarda bulunmuş olabilir. Ancak Ankara gibi ilişkilerin uzun yıllar boyunca şekillendiği bir şehirde siyaset, ticaret ve bürokrasi çoğu zaman birbirinden tamamen bağımsız alanlar değildir.
Özellikle gayrimenkul, inşaat, enerji ve ticaret gibi sektörlerde faaliyet gösteren çevrelerin yolları; aynı toplantılarda, aynı meslek örgütlerinde, aynı sosyal çevrelerde ve aynı ekonomik ekosistem içerisinde kesişebilir.
Siyasetin Rengi Değişir, Ağlar Kalır
Turgut Altınok'un damadı Efe Bezci'nin, Ankara'nın önde gelen gayrimenkul geliştiricilerinden bir ailenin mensubu olması; Adnan Beker'in ise iş dünyası ve siyaset arasında kurduğu güçlü ilişkilerle tanınması, Ankara'nın kendine özgü yapısını anlamak açısından dikkat çekici bir örnek sunuyor.
Burada dikkat çekici olan nokta herhangi bir hukuki süreç değil.
Asıl dikkat çekici olan, kamuoyunun çoğu zaman birbirinden tamamen farklı dünyalar olarak gördüğü siyasi ve ekonomik çevrelerin, Ankara'nın sosyal ve ticari hayatında sanıldığından çok daha yakın temas noktalarına sahip olmasıdır.
Çünkü Ankara'da ilişkiler çoğu zaman siyasi kimliklerden daha uzun ömürlüdür.
Partiler değişir.
Görevler değişir.
Seçimler gelir geçer.
Ancak yıllar içinde oluşan sosyal, ekonomik ve kurumsal ağlar varlığını sürdürür.
Biz Bize Bir Başkent
İstanbul'un görünür sosyetesinden farklı olarak Ankara'nın elit çevreleri daha kapalı ve daha az görünür bir yapı sergiler.
Maidan'da yapılan bir davet, İncek'te gerçekleştirilen bir lansman, Çayyolu'ndaki bir açılış ya da iş dünyasının önemli isimlerini buluşturan bir organizasyon; çoğu zaman yalnızca sosyal etkinlik değildir.
Bu buluşmalar aynı zamanda Ankara'daki ilişkilerin nasıl şekillendiğini gösteren önemli göstergelerdir.
Bu nedenle son günlerde kamuoyuna yansıyan soruşturmalarda farklı siyasi çevrelerden gelen ailelerin isimlerinin aynı dosyalarda anılması, birçok kişi için şaşırtıcı görünse de Ankara'yı yakından tanıyanlar açısından çok da sıra dışı olmayabilir.
Bu durum herhangi bir hukuki sonuca işaret etmez.
Ancak hangi partiden, hangi görüşten olduğu fark etmeksizin Ankara'nın siyasi, sosyal ve ekonomik ağlarının ne kadar iç içe geçtiğine dair bir kanıt niteliğindedir.
Çünkü Ankara'da bazen asıl hikâye, basına yansıyanlardan çok ama çok daha farklıdır.