Dedi Ankaralılar!

YAYINLAMA
06 Şubat 2026 23:33
GÜNCELLEME
06 Şubat 2026 23:39

Ankara’da yağmur yalnızca havayı değil, sohbeti de değiştirir.

Bir kıraathanede, bir masa etrafında; şehir yine kendini anlatır.


Ankara’da vatandaşın gündemi…

— La gardaşlar, napıyonuz?

— Ooo gardaş, hoş geldin.

— Nabıyonuz la?

— Nabak, okeye dönüyoz. Gel sen de yancı ol.

— Yok ben almayım. Ne güzel de yağıyor yağmur lan… Galiba kurtulduk susuzluktan.


— Hee, su idaresi de tweet atmış; barajların doluluk oranları yükseldi diye.

— Essah mı la, dolmuş mu baya?


— Yav he he! Sen onların “yükselişe geçti” dediklerine ne bakıyon. Onlar psikolojik harbin üstadı olmuş. Yüzde kaç demişlerdi Ahmet Usta?

— %1,4’ten %3,26’ya yükselmiş.


— %13,26 değil miydi ya?

— Yok o baraj doluluk. Ben aktif kullanılabilir su oranını söyledim.


— Ya usta icat çıkarma, bunun aktifi olanı, aktif olmayanı mı olur?

— Dedi cahil densiz, fesupenallah…

— Ya usta uğraşma benimle, canım sıkkın zaten.


— Hayırdır, ne oldu gardaş?

— Ya arabam sellerin altında kaldı, kendimi zor kurtardım.


— Ne diyorsun? Yine hangi köprü alt geçidini sular bastı? Ölen olmadı inşallah.

— Yok yok, çok şükür bu sefer boğulup ölen yok. Sadece trafik zaten felçti; “felç ve ötesi” nasıl olur onu gördük. Bir de birkaç araba pert oldu, benimki gibi. Delinin biri de biz araçları kurtarmaya çalışırken göle dönmüş yoldan geçmeye kalktı.


— Eee, geçebildi mi bari?

— Yok ne geçmesi, o da çakılı kaldı artist.


— Ulan bir de başkent olacağız ha… Yağmur yağsa bir dert, yağmasa bir dert.


— İki ucu da pislik, dehşetülvahşet!

— Hay ağzından öpeyim.

— Öh, yavaş gel lan!

— Tövbe ya, iyi dedin manasında söyledim; senin fikrine de zikrine de…


— Harbi lan, biz böyleysek diğer şehirleri düşünemiyorum.

— Ya Akdere Mahallesi’nde yaşananlara ne demeli… Sağanak yağıştan sonra dev kaya parçaları binayı delip geçti.

— He lan, adamlar bir gecede evsiz kaldı.


— Bina sakinleri belediyeden yeterli yardım alamadıkları için isyan edince başkan bölgeye gidip özür dilemiş.


— Şifa olsun… İyi gelmiş mi bari?

— Onu ben bilmem, yaşayana sormak lazım. Muhtar da yine yağış beklendiğini, hasarın artabileceğini söylemiş.


— Umarım dikkate alırlar.


— Hayvan değiller ya, anlarlar herhalde. İşin ucunda oy var, oy.

— Valla abi, onca deprem felaketi yaşadık; biz ders aldık mı ki yönetenler alsın?

— Doğru söylüyorsun. Her seferinde bir sürü yönetmelik, geçici denetim… Bir sene sonra yine eski denetimsizlik.


— E herhalde oğlum, adamlar denetim yapıp niye kendini yaksın? Ne rüşvetler, ne ihmalkârlıklar dönüyor o işlerde. Bizim emlakçı Hasan var ya, ucuza kapatacağım diye belgede ayrı, yapıda ayrı malzeme kullandı. Üstüne partideki adamıyla ihaleyi alıp tespih gibi dizdi sıra sıra binaları; üzerinize afiyet doldurdu kasayı.

— Biz Allah’a emanetiz desene…

— Zamanında bizim binayı da o yapmıştı.

— E hadi geçmiş olsun.


Tam konu ekonomiye gelecekti ki hanımlar anlaşmışçasına eşlerini sırayla aradı.

Kıraathane bir anda sakinliğe büründü.

Yağmurun sesi, yoldan akıp giden su, trafik korna sesleri…

Ahmet Usta çoktan derin düşüncelere dalmıştı bile.

Kafasındaki bin sorudan biri netleşmişti:

Bu yağmur sele döner mi? Ya benim dükkânı su basarsa…

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.