Sadece Ankara’da değil, Türkiye’de yağmur yağması demek; şehrin altyapısını ve yönetsel refleksini yeniden sınayan bir test demek.
Sadece yağmur olsa keşke... Bu memlekette her mevsim ayrı bir sınav.
Alt geçitler göle döner mi, yollar kapanır mı, trafik felç olur mu? Sel basarsa elektrik akımına kapılınır mı? Memlekette yağmur başladığında vatandaşın aklından geçen ilk sorular bunlar oluyor.
Başkentte bu yıl tablo biraz farklı başlamış olabilir.
Altını çiziyorum: “belki” dedim, “öyledir” demedim.
Niyesi şu: Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ, yağışlar öncesinde su kanalları, yağmur suyu hatları ve ızgaralarda kapsamlı temizlik çalışmaları yaptıklarını duyurdu.
Geçmiş yıllarda milyonlarca metre atık ve yağmur suyu hattının temizlendiği, on binlerce ızgaranın bakımdan geçirildiği açıklanmıştı.
2025’te dere yataklarında ıslah ve ayrıştırma çalışmaları gündeme geldi. Yani “hazırlık yapılmadı” demek haksızlık olur.
Ancak Ankara’nın hafızası biraz daha uzun.
2020’de su baskınları sonrası altyapı kapasitesi tartışıldı.
2022’de büyük sel felaketi yaşandı; can kayıpları oldu, yollar göle döndü.
2025’te yine yoğun sağanakta bazı ilçelerde su baskınları ve trafik sorunları gündeme geldi.
Her olaydan sonra temizlik, bakım ve müdahale çalışmaları açıklandı.
Peki sorun nerede?
Sorun, yağmurun varlığında değil; her yağmurda aynı soruların yeniden sorulmasında.
Eğer her sağanakta aynı alt geçitler kapanıyorsa, aynı yollar su altında kalıyorsa, mesele yalnızca ızgara temizliği değildir. Çünkü bakım önlemdir; kapasite artışı ise çözümdür.
Bir başka kritik nokta da şu: Her yapı ve zemin sorunu doğrudan yağıştan kaynaklanmaz. Geçmiş yıllarda yaşanan istinat duvarı ve zemin kaynaklı riskler, yağmur olmasa da altyapı ve denetim meselesinin var olduğunu göstermişti. Yağış yalnızca görünür kılar; sorun çoğu zaman önceden oradadır.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin son dönemde yürüttüğü dere temizliği ve hat ayrıştırma çalışmaları önemli. Çünkü iklim koşulları değişiyor; kısa sürede yoğun yağış ihtimali de var tamamen kurak bir dönem geçirme ihtimali de. Ancak asıl soru şu: Bu çalışmalar yalnızca bakım mı, yoksa altyapı kapasitesini kalıcı olarak artıran bir dönüşüm mü?
Başkent olmak tabelada yazan bir unvan değildir. Başkent olmak; kriz anında sistemin çalışması, riskin azaltılması ve vatandaşın her yağmurda aynı kaygıyı yaşamamasıdır.
Bu yıl köprü altlarını su basmayabilir. Bu sevindirici olur. Ama asıl başarı, bunun tesadüf ya da hafif yağış sayesinde değil; planlı ve kalıcı bir altyapı anlayışı sayesinde gerçekleşmesidir.
Ankara’nın ihtiyacı yalnızca temizlik değil; hafıza.
Her yağmur öncesi değil, her yağmur sonrası aynı görüntülerin tarihe karıştığı bir hafıza.
Eğer bu yıl farklı olacaksa, bunu yağmurun şiddeti değil; alınan derslerin ağırlığı belirlemeli.