Ankara’da Davalar Haftası: Adalet Terazisi Ne Diyor?

YAYINLAMA
01 Mart 2026 23:07
GÜNCELLEME
04 Mart 2026 23:09

Ankara’da bu hafta adliye koridorları her zamankinden daha kalabalıktı.

Darp davalarından akılalmaz dolandırıcılık dosyalarına, cinayet kararlarından geniş çaplı operasyonlara kadar gündem yine oldukça ağırdı.

Yazarken benim içim daraldı. Okurken sizin de daralacak, biliyorum.

Bir yanda onanan ama adalet duygusunu sarsan cezalar, diğer yanda “yok artık” dedirten suçlar…

Mesela Ankara’da Merve Ongun’u darbeden sanık hakkında verilen 5 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı.

Bir başka dosya ise “kimseye güvenmeyin” dedirten cinsten.

Komşusuna IBAN verdiği için 45 soruşturmayla karşı karşıya kalan Ömer Faruk Yiğit hakkında 6 dosyada toplam 20 yıl hapis ve 130 bin TL para cezası istemi gündeme geldi.

15 yaşındaki Fatih Acaçı’nın öldürülmesine ilişkin davada verilen 12 yıllık hapis cezası aile tarafından yetersiz bulunmuştu. Üstelik kararda tahrik indirimi uygulanması da tepkileri daha da artırdı.

Öte yandan EGO otobüsünü ve şoförünü yakma girişimiyle ilgili davada sanık hakkında 9 yıl hapis istemi konuşuluyor. Bu olayda talep edilen cezanın bile toplumda ciddi bir endişe yarattığı görülüyor.

Aynı günlerde güvenlik güçleri de boş durmadı. Ankara’nın da aralarında bulunduğu 14 ilde düzenlenen “Son İstasyon” operasyonu, suç örgütlerine yönelik mücadelenin sürdüğünü gösterdi.

Önümüzdeki günlerde yine davalar olacak.

*

Davalara ve verilen kararlara bakınca insanın tüyleri ürperiyor.

Bazıları gerçekten “şaka gibi” dedirtecek türden.

Mahkemeler elbette dosyaya, delile ve kanuna göre karar verir. Ancak suç ile verilen ceza arasındaki o hassas denge bozulduğunda, kamu vicdanı kanamaya başlar.

Son günlerde Ankara’da görülen davalar bu açıdan önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Özellikle genç yaşta suça karışan failler ve organize suç yapılarının çocukları kullanması gibi başlıklar yalnızca hukuk meselesi değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Bir şehirde suç işleyenlerin yakalanması kadar, suçun tekrar edilmemesi de önemlidir.

İşte tam burada cezaların caydırıcılığı meselesi devreye giriyor.

Minguzi cinayeti gibi olaylar ve çocukların giderek daha fazla suç dosyasında karşımıza çıkması, bu haberleri artık aylar geçmeden peş peşe görmemize neden oluyor.

Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Adalet terazisi gerçekten dengeyi koruyabiliyor mu?

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.