Trump Dünyayı Böyle Yönetiyor: 6 Kelimelik Siyaset

YAYINLAMA
12 Nisan 2026 21:21
GÜNCELLEME
17 Nisan 2026 21:41

Tahmin edilemez olmayı seviyor, tüm gözler üstünde olsun istiyor.

Hiyerarşiyi yalnızca kendisi en üsteyse kabul ediyor. Gücü sadece sevmiyor, ona tapıyor!

Her şeyi ticari bir muhasebe defterine döken, ama o devasa özgüven maskesinin altında dışarıdan sürekli onay bekleyen bir profil…

BİLİN BAKALIM BU “AKILLI TİLKİ” KİM?

TRUMP

Hadi biraz “iletişimde Trumpizm” konuşalım:

Trump’ın, alışık olduğumuz diplomasiye aykırı davranışlarını beş ayrı kulvardan bakacağız. İlk başlık: dil ve kutuplaşma.

BASİT DİL, KESKİN AYRIM: BİZ VE ONLAR

Trump çoğunlukla popülist retorik konuşmalarını X ve Truth Social üzerinden yapıyor.

Kullandığı dil öyle basit, tekrarlayıcı ve duygusal yükü yüksek sıfatlardan oluşuyor ki komedyenlerin malzemesi haline gelmiş durumda. Oyuncu Jimmy Fallon, her ne kadar siyasetten uzak durmayı tercih etse de Trump’ın bu tarzını mizahi bir dille anlatmaktan kendini alıkoyamıyor.

Donald Trump karmaşık politikaları “harika”, “felaket”, “haince” gibi uç sıfatlara indirgeyerek seçmenin duygularını yönetiyor veya yönetmeye çalışıyor. (Anketlerde oy oranı düşüşe geçti.)

Özellikle iç politikada, kendisine karşı olan ve federal kurumlardaki “sosyal adalet” programlarını temizlemek için “de-woke” (woke karşıtı), ABD ekonomisini dış bağımlılıktan ve yüksek vergilerden "kurtardığını" anlatmak için "Liberation Day" (Kurtuluş Günü), adalet sisteminin kendisine karşı bir silah olarak kullanıldığını vurgulamak için ise "Weaponized" (silah haline getirilmiş) ifadelerini diline pelesenk etmiş durumda.

Son zamanlarda Epstein Dosyası’nın yeniden açılması gibi kriz başlıklarıyla Trump’ın konuşmaları daha da sertleşti.

Öfke kontrolünün zayıfladığı anlarda kullandığı ağır ifade ve küfürlerin, Trump’ın basit ama etkili retoriğini şekillendirdiğini görüyoruz.

AB-NATO = YÜK VE BORÇ

2025 Şubat ayında, “Trump, ABD’yi yalnızlıştırıyor mu?” adlı köşe yazımda ayrıntılı bir şekilde Trump’ın 75 yıllık ABD-AB ittifakını nasıl sarstığını anlatmıştım. Ve demiştim ki Trump dönemi boyunca bu yalnızlaşmayı göreceğiz.

ABD/İsrail-İran Savaşı sürecinde Trump’ın onca yardım çağrısına rağmen Avrupa’nın ABD’ye nasıl sırtını döndüğüne tanık olduk. Hatta diyebiliriz ki 2 haftalık ateşkesin de en temel nedenlerinden biriydi.

Lâkin Trump hâlâ AB ve NATO’yu “borçlu müşteriler” olarak tanımlıyor ve sürekli olarak şu ifadelerle aşağılıyor:

NATO masraflarında yeterince destekte bulunmayan Avrupalı müttefiklerine ana sıfat olarak "Free-riders", yani “beleşçiler”, diyor.

Olur da bu ülkelerden biri savunma bütçesi hedefine ulaşamazsa doğrudan "Delinquent" — borç takan, suçlu — damgasını vuruyor.

Bunlara ek olarak sürekli yapısını eleştirdiği NATO’dan bahsederken de mutlaka "Obsolete", yani “modası geçmiş”, sıfatını ekliyor.

Eğer Trump yeniden başkan seçilirse “iletişimde Trumpizm” modeli ABD’yi oldukça müşkül duruma düşürecek gibi görünüyor.

Yani ABD’siz Avrupa - Avrupasız ABD…

ÇİN: “YAĞMACI AMA SAYGIN”

Trump’ın en çok ikilemde kaldığı iki ülkelerden biri Rusya, diğeri de Çin’dir.

Amerikan şirketleri, zamanında ucuz işçi cazibesine kapılıp ana üretim merkezlerini Çin’e taşımıştı. Bu fırsattan oldukça iyi faydalanan Çin, teknolojiyi kopyalayıp daha üst bir segmente taşıdı; hem de ticari uygulamalarıyla ABD’nin başına fena halde bela oldu. Meşhur Silikon Vadisi şirketlerinin tamamının Çin’de fabrikası vardır. Bu da Amerika’yı Çin’e muhtaç hale getirdi.

O yüzden Trump, Çin ile ilişkilerde nefret ve saygı arasında gidip gelen bir terminoloji kullanır:

"Predatory" — yağmacı/yırtıcı — Çin’in ticaret uygulamalarını ve teknoloji hırsızlığını bu kelimeyle tanımlarken, aralarındaki ticaret açığını ise "The Big Cheat", yani “büyük aldatmaca”, olarak markalıyor.

Ama Trump, güçlü, karizmatik ve bir duruşu olan insanları seviyor. Şi Cinping de onlardan biri. Ne zaman Şi’den bahsetse "Strongman", yani “güçlü adam”, sıfatını kullanarak kişisel hayranlığını dile getirir.

RUSYA’YA: "ZEKİ VE YANLIŞ ANLAŞILAN"

Trump’ın otoriter figürlere duyduğu gizli hayranlık, Şi’den sonra Putin’de de kendini gösteriyor. Söz konusu Putin ve Rusya olduğunda dili belirgin şekilde yumuşuyor:

Putin’in hamlelerini sıklıkla "Smart" — çok zeki — olarak nitelendiriyor. Özellikle Avrupa’ya karşı adımlarını.

Rusya konusunda kendisine yöneltilen tüm suçlamaları ise "Hoax" — yalan/düzmece — kelimesiyle savuşturuyor.

Seçilmeden önce “ben gelince savaşlar bitecek” sözünü unutup, daha fazla savaşın çıkmasına neden olan Trump, kendisini Rusya-Ukrayna savaşını bitirebilecek yegâne kişi olarak ise "Peacemaker" — barış yapıcı — sıfatıyla tanımlıyor.

İRAN: "TAŞ DEVRİ VE YIKIM"

Bilindiği üzere şu anki ABD/İsrail-İran Savaşı sürecinde çok iddialı, tehditkâr ve duygusal anlamda hava durumunu da geçip sürekli fikir değiştiriyor.

Bunun sebebi ise İsrail’in baskısıyla İran ile savaşa girdi ve şu an büyük bir çıkmazın içinde; her iki taraf da geri adım atamaz ve Amerikan halkına karşı elindeki argümanlar tükendi.

Bu yüzden arka planda masada yapılan müzakerelerden bahsederken “çok iyi geçti, anlaştık” diyor, sadece iki kez de olsa Arakçi’ye iltifat etti ama onun dışında "yok edici" bir ton sürdürüyor:

İran’ı tehdit ederken "Stone Ages" — sizi taş devrine döndürürüm — ifadesini bir nakarat gibi kullanıyor.

İran rejimini tanımlarken de kullandığı yeni ve ağır sıfat "Bloodlusting" — kan dökücü.

Trump’ın en çok kullandığı fiil ise özellikle İran donanması ve füze tesislerinden bahsederken "obliterate" — silip süpürmek —, "annihilate" — yok etmek/imha etmek — kelimeleri.

Hepinizin de bildiği gibi gündeme en çok damga vuran iddialı sözü ise “İran medeniyetini yok edeceğiz” oldu.

KÖRFEZ: "ZENGİN ORTAKLAR"

Trumpizm demek ticaret demek, para demek. Körfez ülkeleri ise özellikle Dubai, beyaz yakalıların favori mekânı. Dolayısıyla Trump, Körfez liderleriyle konuşurken dili daha çok "yatırım" odaklıdır:

Silah sistemleri ve teknoloji satın alan Körfez ülkelerini onore etmek için "Great Buyers" — büyük alıcılar — ifadesini kullanır.

Trump, bölgedeki enerji fiyatlarını dengede tutmaları beklenen bu ülkeleri "Stabilizers" — istikrarın anahtarı — olarak görüyor.

***

"Öngörülemezlik" bir strateji 

Kısaca Trump’ın iletişiminin en büyük gücü (veya zayıflığı) öngörülemez olmasıdır.

Bu, karşı tarafın gardını düşürmek ve masada elini güçlendirmek için kullandığı bilinçli bir davranış örüntüsüdür.

Geleneksel statükoyu kıran Trumpizm, “Transaction”, yani işlem/pazarlığın her şeyin önüne geçtiği retoriksel bir sis bombasıdır.

İster beğenin ister beğenmeyin, Trump Amerikan halkını ve dünyayı bu şekilde etkisi altına alıyor.

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.