ODTÜ’deki Deniz Gezmiş anma töreninde Türk bayrağı açan öğrencilere yapılan saldırı beni önce 60’lı, 70’li, 80’li yıllara, sonra da Osmanlı dönemine götürdü.
Bir tarihçi değilim ama hobi olarak tarihi severim. Merak ettiğim konular üzerine okumalar yapar, kendi kendime araştırırım. Herhalde tarih bölümü okusam bu kadar zevk almazdım.
Neyse, gelelim asıl konumuza…
Gerek Gezi Olayları gerek FETÖ darbe girişimi gerekse İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası CHP’nin kontrol etmekte zorlanacağı gençleri sokağa çağırması…Bütün bunlar beni hep geçmişteki olaylara götürdü.
Ve birbirleriyle olan benzerlikler beni oldukça şaşırtmıştır.
Tabii artık şaşırmıyorum.
Çünkü insan bir süre sonra bu döngüyü kanıksıyor.
Siyasetçilerin ve provokatörlerin neden özellikle lise ve üniversite öğrencilerini kullandığını artık daha iyi anlıyorum.
ODTÜ’deki görüntüleri izlerken kendi kendime şöyle düşündüm:
“Galiba tarih bilmek bu yüzden önemli.”
Sonra aklıma Instagram’da takip ettiğim, Fransa’da yaşayan akademisyen Sultan Çetinkaya Tahtacı’nın paylaştığı bir reels videosu geldi.
Videoda Fransızlarla Türkçe ve Osmanlıca üzerine konuşurken yaşadığı bir durumu anlatıyordu. Türkiye üzerine çalışan bir Fransız akademisyen şöyle diyordu:
“Biz Fransızlar 300 yıl önce yazılmış bir metni az çok okuyup anlayabiliriz. Ama Türkler 100 yıl önce yazılmış bir kitabı ya da belgeyi sözcük olarak bile anlayamıyor.”
Bunu duyan Fransızlardan biri şaşkınlıkla tekrar sordu:
“Türkler eski kitaplarını ve evraklarını okuyabiliyor mu?”
Sultan Hanım da yalnızca bu alanda çalışan tarihçilerin okuyabildiğini söyleyince daha da şaşırdılar.
Ve içlerinden biri şu cümleyi kurmuş kendisine:
“O zaman sizinle tarih arasında büyük bir kopuş var.”
Belki de bu yüzden bu ülkenin gençleri hep kayıp ve hep yanlış ellere sarılıyor.
Tarihte sayfalarını kurcaladığınızda en kolay yönlendirilen kitlenin hep gençler olduğunu görürsünüz.
60’larda…
70’lerde…
80 öncesinde…
Sağ-sol çatışmalarında…
Üniversite olaylarında…
Hep aynı şey yaşandı:
Ön safa gençler sürüldü, arka tarafta ise başka hesaplar yapıldı.
Bugün ODTÜ’de yaşanan görüntülere bakınca insan ister istemez bunu düşünüyor.
Bir tarafta slogan atan gençler…
Diğer tarafta bayrak açan başka gençler…
Ortada yükselen öfke…
Ve her zamanki gibi olayların etrafında dolaşan “abiler”, örgütler, ideolojik akıllar, provoke eden yapılar…
Sonra dönüp olaylara karışan bazı isimlerin geçmişlerine bakıyorsunuz…
Terör örgütü propagandası,
yasadışı örgüt üyeliği,
şiddet olayları,
kanuna aykırı gösteriler…
Bir süre sonra insan şunu düşünmeden edemiyor:
Yıllardır aynı senaryoyu yazan yapılar, kendilerine yeni oyuncular bulmakta hiç zorlanmıyor. O yüzden gençliği rahatça harcayabiliyorlar.
Acaba tarihimizle bağımız arasındaki kopukluk olmasaydı ve tarihimiz bize iyi bir şekilde öğretilseydi yine böyle olur muydu?
Çünkü geçmişini okuyamayan ve ders çıkarmasını bilmeyen toplumlar, aynı senaryoları tekrar tekrar yaşamaya mahkûm oluyor.