Ankara’da gündem bu sefer bir başka başlasın; en azından benim köşemde.
Siyasi magazini sona atalım, nasılsa sahneyi hep onlar işgal ediyor.
Ve yazıya minnoşlarla başlayalım.
**
Gençlerbirliği - Fenerbahçe maçında forması çıkartılan minik Göktuğ, bugün Gençlerbirliği’nde ağırlandı. Kendisine verilen Gençlerbirliği formasıyla da top oynadı.
Acaba diyorum, bu holiganlığa son vermek için tribünlerin bir kısmını ayırıp iki farklı takımın karışık oturduğu bir alan mı açsak? Kırılmaz demeyin, her şeyin bir kırılma anı vardır: Saygı, güven, sevgi, aşk, gurur, sadakat, nefret… Kısaca hayat ve yaşam.

**
Birazcık da kendi çocukluğumuza yolculuk: Beypazarı’nda nostaljik Gülcemal Gazoz Dükkânı açılmış. Gitmedim ama hemen sosyal medyadan stalkladım. Sadece eski nesil gazoz değil, yeni nesil aromatik gazozlar da yapıyorlarmış.
Dükkânda toz leblebi, Cingöz, Popoıs, Altın Çikolata, Şıpsevdi gibi bütün o 90’ların abur cuburlarını bir arada görünce kocaman bir “Yaaa çok güzeeel!” dedim. Reels’teki gazoz rafının birinde de hiçbir evden eksik olmayan o çalar saat duruyor; standart turuncu renkte, iki civciviyle yemlenen tavuk...

Sonra bir gönderiye daha baktım, ne göreyim: Dükkân önüne Kemal Sunal tabelası koymuşlar, üzerine de Çöpçüler Kralı repliğinden uyarlanmış bir slogan yazmışlar: “Gazoz içmeye gelmiş iki gözümün çiçeği.”
Bayıldım! Nostaljinin dibine vurmuşlar, ilk fırsatta gideceğim.
BAKANLIK BAKAKALDI!
Siyasi magazine geçmeden önce gelelim can sıkıcı iki konuya:
1- Bırakın şehitler, gaziler ve aileleri eylemini yapsın. Birkaç açıdan video izledim; polislerin hepsi rica ederek, yalvar yakar, olabildiğince incitmeden görevlerini yapmaya çalışmışlar…
Mademki bu süreçte kararlıyız, o zaman her konuda hassas davranmalıyız.
Özellikle hiçbir zaman yaptıkları fedakarlıkların borcunu ödeyemeyeceğimiz şehitlerimiz ve gazilerimiz konusunda!
Polisler müdahale etmek yerine; akil bir insan veya süreci yumuşatacak AK Parti ya da MHP’den bir konuşmacı seçilerek, yanına da empati kurmak açısından bu sürece destek veren bir gazi veya şehit ailesinden biri yollansaydı... “Endişenizi anlıyoruz, böyle böyle bir süreç var, gelin Meclis'te ağırlayalım sizi” denilse çok daha iyi olmaz mıydı?
Belki ikna olmazlardı, belki hâlâ tepki gösterirlerdi ama böyle bir an yaşanmazdı.
Böylesine sancılı bir süreçte, kara propagandanın ve asparagas haberlerin sosyal medyada kol gezdiği bir ortamda bu olay çok büyük bir hatadır.
2- Ne acı ki koskoca üç bakanlık bir şirkete laf geçiremedi, öylece bakakaldılar. Eğer gerekli müdahale yapılmazsa diğer şirketler, sahipsiz eşeği herkes yükler misali birçok madencimizi, işçimizi sömürecek.
Biraz sert olacak ama Putin’den mi feyz alsanız?
Bilmeyenler için: 2009 yılında Pikalyevo’daki fabrikaları kapatıp işçilerin maaşını ödemeyen Oleg Deripaska dâhil ülkenin en zengin milyarderlerini tek bir masaya toplayan Putin, canlı yayında “açgözlü ve beceriksizler” diyerek hepsini azarladı.
Arşiv görsel : Putin, Oleg Deripaska zorla imzalatırken
Sonra da önlerine bir sözleşme fırlatarak, “Ya bu fabrikayı açıp maaşları ödersiniz ya da burayı kamulaştırırım” demişti. Tabii her şey kamera önünde canlı canlı yaşanınca milyarderler bir şey diyemedi; el mahkûm, istemeye istemeye imzaladılar.
Elbette biz Rusya değiliz; her iki ülkenin durumu, oluşumu, iç şartları, geçmişi çok farklı. O yüzden “feyz alın” dedim.
Gerçi bu cemaatlerin ekonomik yapılanmasına düzenlenen operasyon da bu ülkenin milyarderlerine bir mesaj niteliğinde ama bence yeterli değil.
EN GÜÇLÜ MANİPÜLATÖR
Devlete, Siyasi Partilere ve Topluma Hatırlatma: En güçlü manipülatör olan Yapay Zekâ, sosyal medyadan daha hızlı bir şekilde gelecek neslin beynini ele geçiriyor. Acil müdahale şart! Tek taraflı değil, topyekün bir mücadele olmalı.
BEŞİKCİOĞLU BİN PİŞMAN, GÖKÇEKLER USLANMIYOR
Geldik topluma bir faydası olmayan ama yine de çok sevilen siyasi magazine!
Öncelikle, masumiyet karinesi hâlâ korunan eski Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikcioğlu; cezaevinde Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede siyasete girdiği için pişman olduğunu, özgürlüğüne kavuşunca aktif siyaseti bırakacağını, sanatçılar açısından ağır bir sorumluluk ve yoğun bir siyasi baskı alanı oluştuğunu dile getirip bu süreçte yıprandığını söylemiş.
Bu haberi ilk okuduğumda aklımdan istemsizce Müslüm Gürses’in “Olmadı Yar” şarkısı geçti. Belki o da dinlemiştir.
Herkes "Hapisten çıkınca sanat camiasına tekrar nasıl dönecek?" diye soruyor.
Çok basit: “Siyaset ve Hapishane Günlükleri” adlı bir film ya da dizi patlatır, of... Reyting rekorları gelsin!
Bu millet Haluk Levent gibi bir düzenbazı kaç kez baş tacı etti. Ki Beşikcioğlu’nun masum olduğuna inananlardanım; bir hapse girdi diye yıldızı sönmez, aksine daha da patlar.
Ama Yeni Parti, Beşikçioğlu’nu rahat bırakır mı? İşte orası muamma.
**
Evlere Şenlik Bir Gökçek Ailesi Var
Bu baba-oğula geçici sosyal medya yasağı şart oldu.
Birinden biri mutlaka bir ofsayt tweet atacak.
Bu seferki Baba Gökçek... İmamoğlu’nun eşine yüklendi. Şaka değil, gerçekten hem de hiç ama hiç hoş olmayan bir tweetle.
Dilek İmamoğlu’nun denizde çekilmiş fotoğrafını paylaşarak: “Bilin bakalım Bodrum’da keyif yapan bu hanımefendi kim?” yazmış.

Tabii haklı olarak AK Partililer de dâhil tepki yağdı:
- “Sen partimiz AK Parti’de nasıl oldu da belediye başkanlığı yaptın? İmamoğlu’nun denize giren eşinin gizli çekilmiş videosunu yayınlamak da ne?”
- “Başkasının eşinin videosu ile laf atmak hem günah hem ayıp hem şrfszlk.”
- “Ayıp kardeşim ayıp! Sizin karınızın, kızınızın görüntülerini paylaşsalar hoşunuza gider mi?”
Ve attığı tweeti kaldırmak zorunda kaldı.
Muhalefetlik yapmanın da bir adabı var!
**
MHP İl Başkanı Alparslan Doğan, “Ankara Kent Konseyi siyasallaşmamalıdır! Ankara’nın ortak aklı olmalıdır” dedi.
Osman Gökçek de “Sayın Alparslan Doğan çok doğru bir noktaya parmak basmış. Özellikle Kent Konseyinin şaibeli başkanının mal varlığı ve Kent Konseyi’nin harcamaları dikkatle incelenmelidir” dedi.
Ankara Ticaret Odası Başkan Vekili ve Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz da “Şımarık çocuk! Senin mal varlığının helal olduğuna inansam 'maddi varlıkları değiştirmeyi' önerirdim sana” dedi.
İnanır mısınız, üçü de haklı!
Bu tartışmalar sonucu siyasallaşma biter mi, şeffaflık sergilenir mi?
Sanmam, bu sadece kısa süreli bir şovdu!
GALİBA YAPAY ZEKÂ MANSUR YAVAŞ’A "YOL YAP" DEDİ
Ankara gündemimizde son durum şu:
Mansur Yavaş 7 yıllık başkanlık sürecinde harhangi bir yol ulaşım çalışması yapmadığı için Ankara tarihinde bir ilke imza atmıştı ve Inrix Traffic Scorecard'ın 2023 yılı raporunda dünyanın en kötü trafiğe sahip şehirler listesine girmişti.
Aradan geçen zaman içerisinde ABB’den sonunda bir proje sunumu geldi,
Gelmesine ama!
Kendi bünyesindik o kadar çalışanın rahatını bozmak istememiş olsa gerek 2050 hedefli Sürdürülebilir Ulaşım Ana Planı için dışarıdan danışmanlık hizmet alımı ihale süreci başlatmış.
Bu projeye göre Ankara’nın ulaşım haritası yeniden şekillenecekmiş.
Planlama; Başkent’in artan nüfusu, büyüyen araç sayısı ve kentin değişen iç ulaşım ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacakmış.
Özellikle raylı sistem öncelikli toplu taşıma, yaya ve bisiklet koridorları, mikromobilite seçenekleri ve gelecekte yapılacak ulaşım yatırımları bütüncül yaklaşımla ele alınacakmış.
Yani Büyükşehir Belideye başkanlarının zaten asli görevi olan; şehrin büyümesini ve değişen ihtiyacını yakından takip edip şehrin gelişimi için hizmetleri ve projeleri ona göre şekillendirmesi gereken işini oldukça geçde olsa yapma kararı almışlar.
Proje hernekadar kulağa hoş gelsede, seçim sürecine kadar ne kadarını görebileceğiz? Yakından takip ediyor olacağız.
Yoksa bu proje, CHP - Yeni Parti çekişmesinde aday seçiminde oyları yükseltmek için yapılmış bir çalışma mı, onuda göreceğiz.
Ankaralılar bilir; son 4-5 senedir trafik İstanbul trafiğine döndü. Hele bir de yağmur kar dedin mi hepten felç! İşte böyle bir dönemde sabrı tükenmiş halk bu konuda ABB’den bir çözüm projesi beklerken, 11 Kasım 2025’te Mansur Yavaş X’ten şu tweeti atmıştı:
“'Kent merkezine daha fazla yol yapmak trafiği rahatlatır mı?' Bu soruyu yapay zekâya sorun. Lütfen yanıtını okuyun.”

Galiba bu sefer Yavaş’ın AI’sı fikir değiştirip “Yol yap” demiş olsa gerek ki bu kadar kapsamlı bir proje hazırlanmış. Umarım projeyi AI’ya sormamışlardır; yoksa ya halüsinasyona ya loop hatasına kurban gider Ankara.