Ankara demek hızlı yaşamak demek…
Bu yüzden biz Ankaralıların çoğu sessizliğe ve sakinliğe hasrettir. Bulduğumuz ilk fırsatta köylere, hobi evlerine veya tatil beldelerine kaçarız.
Ben Ankara’nın gündemini hep bir yanardağa benzetirim. İçerideki basınç yavaş yavaş birikir. Önce hafif bir sarsıntı hissedilir, ardından yanardağ patlar; magma yüzeye çıkar ve lav olup çevreye yayılır.
Bu hafta büyük bir patlama yaşanmasa da başkentin gündemi yine oldukça yoğundu.
Bir tarafta belediye başkanlarının hangi partiye geçeceği tartışmaları, diğer tarafta peş peşe soruşturmalar ve operasyonlar…
Bir yanda bir holiganın dört yaşındaki çocuğun formasını zorla çıkarttırması, diğer yanda sünnet düğününde valize sığmayan paralar…
İşte bu hafta Ankara’da yaşananlar…
AK PARTİ 25 YAŞINDA
25 yıl, dile kolay…
2001 yılında doğan çocukları düşünün. Bugün 25 yaşındalar; aralarında evlenenler, hatta çocuk sahibi olanlar var.
Teknoloji çağ atladı.
Partiler âdeta mitoz bölünme geçirir gibi bölünüp ayrıştı. Kimileri istifa ettikleri partilere geri dönerken kimilerinin siyasi hayatı sona erdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte Türkiye’nin siyaseti, bürokrasisi ve toplumsal yapısı da büyük ölçüde değişti.
**
Erdoğan, yıl dönümü kutlamalarında oldukça samimi, dengeleyici ve kapsayıcı bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasını geçmişten geleceğe uzanan bir tema üzerine kurdu.
Erdoğan, 2024’teki yerel seçimlerden önce yaptığı “Bu benim son seçimim.” açıklamasının ardından başlayan “Yeniden aday olacak mı?” tartışmalarına da açık kapı bırakan şu ifadeleri kullandı:
“Tayyip Erdoğan olarak siyasette 50 yılı geride bıraktım. Allah ömür ve sağlık verirse daha nice yıllar Türkiye’ye hizmet mücadelesi içinde olacağım.”
**

Grafik tasarımla da ilgilenen biri olarak 25’inci yıl logosunu kim hazırladıysa tebrik ediyorum.
AK Parti’nin projelerini ve 25 yıllık yolculuğunu oldukça güzel anlatan bir çalışma olmuş.
ANKARA’DA SİYASİ TRAFİK
Gelelim Ankara’nın siyasi trafiğine…
Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı ile Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu’nun AK Parti’ye geçeceği haberleri Ankara kulislerini hareketlendirdi.
Nitekim Erdoğan, AK Parti’nin 25’inci yıl kutlamasında iki başkana da rozetlerini bizzat taktı.
Gelelim Mansur Yavaş Başkanımıza…
Kendisi hâlâ beklemede, nabız yokluyor ve kararını açıklamış değil.
Sürekli “CHP’den istifa edecek.” veya “İstifa etmeyecek.” haberleri yapılıp duruluyor. Sonunda o da bu iddialara isyan etti ve kendisiyle ilgili bir gelişme olduğunda bunun doğrudan kendisinden duyulacağını söyledi.
**
Etimesgut ilçesi de oldukça hareketli bir hafta geçirdi.
Etimesgut Belediyesinin başkan vekilliği görevine CHP’nin adayı Seda Dilber seçildi. Buradan kendisini tebrik ediyorum.
Kemal Kılıçdaroğlu da Erdal Beşikçioğlu’nu ziyaret etti.
Elbette bu, sıradan bir geçmiş olsun veya destek ziyareti olarak değerlendirilebilir. Ancak ziyaretin başkan vekili seçiminin hemen ardından gerçekleşmesi ve Beşikçioğlu’nun tutuklanmadan önce Yeni Parti’ye geçtiğini açıklaması, insanın aklına ister istemez başka siyasi ihtimalleri de getiriyor.
DOLANDIRICILIĞIN HER ÇEŞİDİ VARDI
Ankara’da bu hafta operasyonların da ardı arkası kesilmedi.
Vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren bazı kişi ve şirketlerin konsoloslukların randevu sistemlerini bot yazılımlarla kilitlediği iddiasıyla başlatılan soruşturmada 2,8 milyar lirayı aşan para hareketi tespit edildi.
Ankara’nın da aralarında bulunduğu 19 ilde, kendilerini kurumsal internet firmalarının temsilcileri olarak tanıtıp “Altyapınız değişiyor.” bahanesiyle modem satan kişilere yönelik operasyon düzenlendi.
Mamak’ta ise sahte dolar operasyonu yapıldı.
Vize randevusunun botla kapatılanı…
Modemin dolandırıcılık için kullanılanı…
Doların sahtesi…
Ankara’da bu hafta dolandırıcılığın da sahtenin de çeşidi boldu.
Toplumsal çöküşün bilmem kaçıncı kanıtı…
DÖRT YAŞINDAKİ ÇOCUKTAN NE İSTEDİNİZ?
Bu hafta beni en fazla kızdıran olay, Gençlerbirliği-Fenerbahçe karşılaşmasında yaşanan holiganlıktı.
Nedir bizim bu fanatiklerden çektiğimiz?
Fenerbahçe forması giyen dört yaşındaki bir çocuk, babasının omzunda oturmuş maç izliyordu.
Gençlerbirliği tribünündeki bir holigan, resmen baba ile çocuğun üzerine yürüyerek küçük çocuğun Fenerbahçe formasının çıkartılmasını istedi.
Gerçi buna “istemek” de denmez…
Çocuk o kadar korktu ki polis memuru onu kalabalığın arasından alıp sakinleştirdi. Ardından küçük çocuğun tişörtünü çıkararak babasına teslim etti.
Düşünün…
Dört yaşındasınız.
Öfkeli bir holigan üzerinize doğru geliyor, tehditler savuruyor. Ardından bir polis sizi kalabalığın içinden çıkarıp babanızdan uzaklaştırıyor.
O çocuğun yaşadığı korkuyu düşünün.
Böyle “hırtlar” yüzünden vatandaş eşini ve çocuklarını alıp maça gidemiyor maalesef.
Holigan, bu zorbalığının ardından gözaltına alındı ama ben ders alacağını hiç sanmıyorum.
PARALAR VALİZE SIĞMADI
Bu hafta Ankara’da düzenlenen bir sünnet düğünü de sosyal medyanın gündemine oturdu.
Celali aşireti mensubu Nazik ailesinin yaklaşık 3 bin davetlinin katıldığı sünnet düğününde 11 milyon lira değerinde takı ve para toplandı. Aileye ayrıca 3+1 daire ve lüks bir otomobil hediye edildi.
Nakit paralar ise büyük bir valize güçlükle sığdırıldı.
Biz yıllardır düğünlerde çeyrek altını takıp takmama hesabı yapan, “Gram mı alsak, para mı taksak?” diye aile meclisi kuran insanlarız.
Haberi görünce:
“Vay be, biz de mi aşiret üyesi olsak?” dedim.