Siyaset büyük bir kumar…
Hele bir de yolsuzluk soruşturmalarının içine siyasi partiler ve belediyeler girdi mi, gerçeğin kendisi kadar onu kimin ve nasıl anlattığı da önem kazanır. Bu nedenle genellikle algıyı daha iyi yöneten taraf kazanır
Ve halk gerçeği belki hiçbir zaman değil ama en azından yaşanan zamanda öğrenemeyecek.
Çünkü seçim günü geldiğinde toplum; bu soruşturmaların detaylarını, savunmaları veya var olan delilleri, sürecin nasıl ilerlediğini, hiçbirini hatırlamayacak.
Hatırlayacağı tek şey kendisinde oluşan algı ve o anki hisleri olacak.
**
Belediyelere yönelik operasyonlarda son halka Etimesgut Belediyesi oldu. Ankara’nın Behzat Ç.’si Erdal Beşikcioğlu da gözaltına alındı.
Benim için ise konu sadece Behzat Ç. değil. Yanlış hatırlamıyorsam lise 11. sınıftı; ödev olarak bizden tanınmış iki farklı kişi ile röportaj yapıp haberleştirmemiz istenmişti. Ve biz üç kız, ilk röportaj deneyimimizi Beşikcioğlu ile yapmıştık. Ankara’daki kendi tiyatro salonunda bir vincin üstünde sahnelediği “Bir Delinin Hatıra Defteri” oyununu ağzımız açık bir şekilde izledikten sonra hızlıca peşinden koşup kendisinden rica etmiştik ve kırmamıştı bizi. Biz çaylak muhabir adayları için bunun ne kadar muazzam bir durum olduğunu tahmin ediyorsunuzdur.
Bu yüzden bu haber beni biraz üzdü; umarım ilerleyen süreçte “Sen de mi Brütüs?” başlığı atmak durumunda kalmayız.
**
Bu küçük anım burada kalsın, biz gelelim asıl konuya:
Açıkçası Beşikcioğlu’nun böyle bir şey yapacağını sanmıyorum. Yaverleri veya yönetim kısmından birileri yaptıysa, başkan kendisi olduğu için belki buradan bir ceza yiyebilir; mahkeme ne karar verecek, gerçekleri göreceğiz.
Savcılığın yönelttiği suçlamalara geçmeden önce önemli bir ayrıntıyı hatırlatmakta fayda görüyorum. 30 Mart'ta Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikcioğlu, 4 belediye personelinin gözaltına alınmasının ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı:
"Konu daha önce Belediyemiz Teftiş Müdürlüğü müfettişleri tarafından tespit edilerek savcılığa yapılan suç duyurusu ile ilgili olup Belediyemize herhangi bir şekilde 'operasyon' yapıldığı şeklinde algılanacak siyasi bir durum söz konusu değildir."
Bu açıklamaya bakıldığında, soruşturmanın başlangıç noktasına ilişkin farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Ceza soruşturmalarında savcılığın, kendisine ulaşan bir suç duyurusunu başlangıç kabul ederek süreç içinde elde ettiği yeni deliller doğrultusunda soruşturmanın kapsamını genişletmesi hukuken mümkün bir yöntemdir. Etimesgut dosyasında da böyle bir yol izlenmiştir demiyorum, ihtimallerden biridir. Ancak bunun gerçekten böyle olup olmadığı, savcılığın hangi delillerle soruşturmayı genişlettiği ve bu delillerin hukuki dayanağı ancak iddianameyle birlikte daha net anlaşılacaktır.
Ancak bu tespit, Etimesgut dosyasının diğer CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalardan tamamen farklı olduğu anlamına da gelmiyor. Savcılığın kamuoyuna açıkladığı suçlama başlıklarına bakıldığında, son dönemde farklı belediyelere yönelik yürütülen soruşturmalarla örtüşen birçok iddia bulunuyor. Bunun yanında Etimesgut dosyasını diğerlerinden ayıran bazı başlıklar da dikkat çekiyor.
Diğer CHP belediyeleriyle ortak suçlama başlıkları şöyle:
-İhaleye fesat karıştırma
-Edimin ifasına fesat karıştırma
-Rüşvet
-İrtikap
-Zimmet
-Görevi kötüye kullanma
Etimesgut dosyasında öne çıkan farklı başlıklar:
-Belediyeye ait otoparkların işletilmesi ve kiralanmasına ilişkin iddialar
-İmar ve ruhsat süreçlerine ilişkin usulsüzlük iddiaları
Dolayısıyla her soruşturma ne tamamen diğerleriyle aynı ne de tamamen bağımsız.
Bu sürece yönelik iki tespitte bulunmak istiyorum:
Gözaltına alınan kişi; ünlü, sevilen ve benimsenmiş bir oyuncu, Haluk Levent gibi sicili kötü biri değil. Bundan ötürü suçlu bulunup tutuklanması hâlinde, muhalefete çok güzel bir argüman kazandırmış olacak: "Siyasi operasyon." AK Parti’yi ise zor durumda bırakacak.
Gündemin kangreni hâline gelen bu belediye soruşturma haberleri elbette Meclis oturumuna da yansıdı. CHP vekillerinin isyanı üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin diyor ki:
"Soruşturma açılan 677 AK Parti, 371 CHP, 128 MHP, 18 DEM, 9’u İYİ Partili gerek olursa evinden alınır, evinden alınmaya gerek duyulmuş ki evinden alınmış. Bu ülkedeki yargı hukuk sistemini çökertmeye çalıştığınızın farkındayız. Arınarak geldiklerinde hiçbir sorun olmayacağını düşünüyorum."
Çankaya Belediyesine yönelik operasyon sonrası Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin'e “Sıra Mamak’a mı gelecek?” diye sorulduğunda verdiği cevabı da analiz etmek lazım:
"Benim alnım ak. Tek başımayım. Şoförüm yok, korumam yok. Bir kuruşluk ihale yapmadım. Türkiye'de adalet ve hukuk var. Doğru olan herkes aklanır."
Bu süreçlerde yaşanan olayları ve açıklamaların hepsini elbette burada aktaramam.
Tarih kitaplarında geniş bir yer bulacak olan bu olay bana şu soruları sordurdu:
Belediye soruşturmasında Leyla Hanım'ın bahsettiği rakamlar neden kameralara yansımıyor? Neden biz hep CHP’yi görüyoruz? Neden vitrinde AK Parti’yi, MHP’yi, İYİ Parti'yi göremiyoruz?
Bu "etkin pişmanlıktan" yararlananların o anki psikolojik durumları ve söylediklerinin doğruluğu nedir acaba? Elbette bu düşünülmüş, ona göre araştırma yapılıyordur.
Hukuk, hangi partiye ait olursa olsun aynı iddiaya aynı hızla ve aynı sertlikle yaklaşabiliyor mu? Eğer aynı ise bunun vitrinde gösterilmesi şart.
En son şu soruyu sordum: Politika ve ticaretin iç içe geçtiği bir şehirde eli kirlenmeyen kalmış mıdır?