Mesleksiz Nesil

YAYINLAMA
08 Eylül 2026 23:44
GÜNCELLEME
08 Eylül 2026 23:50

Son bir aydır karşıma sıkça şu reklamlar çıkıyor: “Yapay zekâ iş hayatına nasıl entegre edilir?”

Muhasebe-finans, yatırım, dijital pazarlama, PR çalışması, görsel tasarım, video montaj, animasyon, dijital asistanlık, kriz yönetimi…

Geçtiğimiz günlerde “İnsanlığın Fişi: 2030’da İşsizlik Kaosu” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Bu reklamlar karşıma çıktıkça üniversiteli gençleri ve atanmak için KPSS’ye çalışan insanları tekrar düşündüm.

Gerek maliyet gerek hız bakımından oldukça kârlı olan bu sisteme, başta özel şirketler olmak üzere ilerleyen süreçte devlet kurumları da geçiş yapacak. Özellikle kendi YZ’mizi ürettiğimizde bu süreç hızlanacak.

Çok değil, 4-5 sene sonra alınan diplomalar, girilen sınavlar ziyan olacak. Çünkü geçiş aşamasının sarsılmaz bir gerçeği vardır: Her daim sancılıdır, yananı çok olur.

Dünya tarihi bunun örnekleriyle doludur. Elbette her yeni icat, yeni meslekler ortaya çıkardı.

Ama bu seferki teknolojik gelişme çok ama çok farklı. İnsanların yerine yapabileceği işlerin alanı çok geniş. Ürkütücü olan ise bu alanlarda aynı anda gittikçe daha fazla ustalaşmasının yanında, yeni mesleki yetenekler öğrenerek faaliyet alanını sürekli genişletmesi.

Bir süre sonra insana ihtiyaç da duymuyor. Önlem amacıyla yalnızca bir kişinin kontrol etmesi yetiyor.

Bir iletişim fakültesi mezunu olarak ben de kendi sektörümde yeni yetişen neslin durumunu ele almak istedim.

Çünkü bu süreçten en çok etkilenecek gruplardan biri onlar olacak.

***

Türkiye’de doğrudan medya alanına odaklanan yalnızca bir tematik lise bulunuyor: Demirören Medya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi.

Bunun dışında İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Kocaeli, Gaziantep, Trabzon ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerdeki Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinde gazetecilik alanı bulunuyor.

YÖK Atlas ve YÖK Yükseköğretim İstatistikleri Portalı’ndaki veriler üzerinden yapılan yaklaşık hesaplamalara göre, Türkiye genelinde aktif biçimde gazetecilik eğitimi veren 35 civarında meslek lisesi var. Bu okullarda 2 bin 500 ile 3 bin arasında öğrenci eğitim görüyor ve her yıl yaklaşık 800 ila 1000 genç mezun oluyor.

Bir de üniversiteler var…

Gazetecilik, Radyo-Televizyon ve Sinema, Yeni Medya, Halkla İlişkiler, İletişim Tasarımı…

Türkiye’de iletişim eğitimi veren 70’i aşkın üniversite bulunuyor. Lisans ve ön lisans programlarıyla birlikte her yıl yaklaşık 10 bin genç, elinde iletişim diplomasıyla sektörün kapısını çalıyor.

Ancak kapının arkasında o kadar sandalye yoktu.

Şimdi ise YZ ile birlikte kapıyı açacak insan sayısı da her geçen gün azalıyor.

***

Yıllardır bu sektörün içindeyim.

Bir haberin ajanslardan gelmesi, ek araştırma yapılması, editörün o haberi yeniden yazması, başlığın belirlenmesi ve sosyal medya metninin oluşturulması gibi süreçleri bilirim.

Eskiden bütün bu işler için farklı insanlar çalışırdı.

Muhabir haberi getirir, editör metni düzenler, grafiker görseli hazırlar, sosyal medya editörü paylaşımı yapar, gece nöbetçisi de sabaha kadar haber akışını takip ederdi.

Şimdi aynı masaya yapay zekâyı oturttuğunuzda bunların önemli bir bölümünü birkaç dakika içinde yapabiliyor.

Üstelik uyumuyor, yorulmuyor, gece vardiyası istemiyor ve maaş pazarlığı yapmıyor.

Patron açısından bakınca ne güzel, değil mi?

Peki, o masaya oturmak için hem lisede bu bölümü okuyan hem de dört yıl üniversitede eğitim alan yeni nesil ne yapacak?

***

Yanlış anlaşılmasın…

“Yapay zekâ gazeteciliği tamamen bitirecek.” demiyorum.

Ama gazeteciliğin bazı alanlarını şimdiden bitirmeye başladığını görmezden gelemeyiz.

Yapay zekâ; ajanslardan gelen bültenleri özgünleştirip başlığını ve girişini değiştirerek rutin haber editörlüğü yapabiliyor. Kaynak tarayabiliyor ve belli ölçüde bağlam da kurabiliyor. Fakat ulaştığı bilgiyi sahada doğrulayamıyor; yanlış veya uydurma bağlantıları gerçekmiş gibi sunabiliyor.

Buna rağmen sektörde, YZ ile birlikte en büyük kanaldan en küçük haber sitesine kadar küçülmeye gidildi.

Saatlerce ses kaydı dinleyip deşifre yapan personelin işini yapay zekâ dakikalar içinde tamamlıyor.

Yabancı basından haber çeviren editörlere duyulan ihtiyaç azalıyor.

Benim gibi YZ’yi asistan olarak kullananlar bilir. Benim yapay zekâm her sabah saat sekizde Türkiye ve dünya gündemini özetler, finans gelişmelerini aktarır. Yapacaklar listemin üzerinden geçer, planlamaları hatırlatır. Önemli bir gelişmeyi arşivleyeceksem komut vermem yeterli, gerisini o halleder.

Yani anlayacağınız, önceden saatlerimi alan birçok işi YZ sayesinde çok daha pratik ve hızlı bir şekilde hallediyorum.

Hazır şablona fotoğraf yerleştiren, basit görseller hazırlayan veya haber bağlantılarını sosyal medyada paylaşan kadrolar küçülüyor.

Yakında gece boyunca rutin haber akışını takip eden nöbetçi editörlerin önemli bir bölümünün yerini de otonom yapay zekâ sistemleri alacak.

Temel SEO metin yazarlığı, geleneksel sayfa sekreterliği ve giriş seviyesindeki kurgu-montaj işleri de aynı tehlikeyle karşı karşıya diyebiliriz.

Yani bir nesle dört yıl boyunca, birkaç sene içerisinde bir makinenin tek başına yapabileceği bir işi öğretip eline diploma vermek akıl kârı değil.

***

Peki, ne yapalım? İletişim fakültelerini kapatalım mı?

Elbette hayır.

Ama müfredatın ve eğitim şeklinin hızlı bir biçimde dönüştürülmesi gerekiyor.

Yapay zekâ ile gerçek ve sahte arasındaki ayrımın giderek zorlaştığı bu dönemde, medya okuryazarlığının yanında YZ okuryazarlığı eğitiminin de verilmesi gerekiyor.

Çocuklara yapay zekâyla yarışmayı değil, yapay zekânın yapamadığı işleri yapmayı ve onu doğru, akıllıca yönetmeyi öğretmeliyiz.

Bir basın açıklamasını herkes habere dönüştürebilir. Yapay zekâ bunu zaten saniyeler içinde yapıyor.

Ama olay yerine gidip insanlarla konuşamaz.

Mahallede yıllardır saklanan bir sorunu kendi başına bulamaz.

Bir kaynağın güvenini kazanamaz.

Karşısındaki insanın gözlerinin içine bakarak doğru soruyu soramaz.

Sahadaki korkuyu, öfkeyi, çaresizliği ve umudu gerçekten hissedemez.

Binlerce belge arasındaki teknik bağlantıyı bulabilir ama o belgenin arkasındaki insan hikâyesini her zaman anlayamaz.

Bir insanın kurduğu ilişkiyi kuramaz; bir basın danışmanının taşıdığı siyasi, hukuki ve vicdani sorumluluğu üstlenemez. Kriz için öneriler geliştirebilir ama krizin ortasında insan ilişkilerini tek başına yönetemez.

İşte öğrencilere bunları öğretmeliyiz.

Saha gazeteciliğini…

Kaynak geliştirmeyi…

Derinlemesine araştırmayı…

Veri gazeteciliğini…

Açık kaynak araştırmalarını…

Yapay zekâyla üretilen sahte görüntüleri ve sesleri doğrulamayı…

Deepfake ile gerçeği birbirinden ayırmayı…

Bir belgeyi yalnızca okumayı değil, sorgulamayı…

Yapay zekâ araçlarına doğru talimat vermeyi ve aldığı cevaba körü körüne güvenmemeyi…

Geleceğin gazetecisi yalnızca içerik yazarı olmayacak.

Aynı zamanda bir doğrulama uzmanı, araştırmacı ve içerik orkestra şefi olacak.

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.