Ankara’da kamu kurumlarında mobbing şikâyeti nasıl yapılır, nasıl soruşturulur?

Ankara’da kamu kurumlarında “mobbing” yaşadığını düşünen memur ve çalışan, nereye şikâyet ediyor, süreç nasıl işliyor, hangi deliller isteniyor, soruşturma neye göre yürütülüyor?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’da kamu kurumlarında mobbing şikâyeti nasıl yapılır, nasıl soruşturulur?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da kamu kurumlarında çalışan binlerce memur ve sözleşmeli personel, psikolojik taciz yani “mobbing” iddiasıyla zaman zaman idareye başvuruyor. Şikâyetler çoğunlukla amirlerin baskısı, dışlama, görev yeri değişikliği ve itibarsızlaştırma iddiaları üzerinden yapılıyor. Süreç, kurum içi disiplin mekanizmaları, müfettiş incelemesi ve gerekirse yargı yoluna başvuru üzerinden ilerliyor; ancak Ankara pratiğinde mobbingin ispatı ve soruşturmanın derinliği tartışma yaratıyor.

ANKARA’DA MOBBİNG ŞİKÂYETİ GENELLİKLE DİLEKÇEYLE BAŞLIYOR

Kamu kurumlarında mobbing yaşadığını düşünen Ankaralı memur, sürecin ilk adımını çoğunlukla yazılı dilekçe ile atıyor. Dilekçe, doğrudan kurum amirine, kurumun insan kaynakları birimine, teftiş kurulu başkanlığına veya bağlı olunan bakanlığa veriliyor. Bazı durumlarda CİMER üzerinden yapılan başvurular da ilgili kuruma yönlendirilerek inceleme başlatılmasına zemin hazırlıyor.

Dilekçede; mobbing uyguladığı iddia edilen kişinin kimliği, olayların tarihleri, tanık olabilecek kişiler, yazışmalar, mesajlar, görevlendirme ve puanlama kayıtları gibi detaylar yer alıyor. Ankara pratiğinde ise sık karşılaşılan tablo, “dilekçe verildi ama somut delil konulmadı” şeklinde. Bu da soruşturma açılmasını geciktirebiliyor veya yalnızca “bilgi alma” aşamasında dosyanın kapanmasına neden olabiliyor.

MOBBİNG HUKUKEN TANIMLANMASA DA YARGI KARARLARIYLA ŞEKİLLENİYOR

Türk mevzuatında “mobbing” kelimesi doğrudan tanımlanmış özel bir suç veya kavram olarak yer almıyor; ancak Anayasa, İş Kanunu, Devlet Memurları Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki hükümler, psikolojik tacizin farklı boyutlarını düzenliyor. Yargıtay ve Danıştay kararları, kamu çalışanlarına yönelik sistematik baskı, dışlama, tehdit ve küçük düşürücü uygulamaları mobbing kapsamında değerlendiriyor.

Ankara’daki kamu kurumlarında; sürekli haksız görevlendirme, odadan odaya gezdirme, anlamsız iş verme veya işsiz bırakma, performansı kasıtlı düşük gösterme, sözlü aşağılamalar, sosyal izolasyon ve görmezden gelme gibi davranışlar şikâyet konusu oluyor. Hukuken önemli olan, bu davranışların süreklilik, sistematiklik ve kasıt içermesi. Tek seferlik çatışmalar genelde “mobbing” değil, “çatışma” olarak yorumlanıyor.

KURUMLAR ÖN İNCELEME VE DİSİPLİN MEKANİZMASINI ÇALIŞTIRIYOR

Ankara’daki bakanlıklar, genel müdürlükler ve bağlı kurumlar, mobbing şikâyeti geldiğinde genellikle önce ön inceleme yapıyor. Kurum amiri veya yetkili disiplin birimi, dilekçeyi değerlendiriyor; gerek görürse tanıklardan yazılı ifade istiyor, ilgili evrakları topluyor. Bu aşamada, olayın disiplin soruşturmasına konu edilip edilmeyeceğine karar veriliyor.

Disiplin soruşturması açılırsa, çoğu kurumda merkez teşkilattaki teftiş kurulu veya rehberlik-denetim birimi devreye giriyor. Ankara’da sık uygulanan yöntem, teftiş kurulu müfettişlerinin sahaya inerek hem iddia sahibinin hem de iddia edilen amirin ve tanıkların ifadelerini alması. Soruşturma sonucu, “mobbing var, yok, kısmen var” gibi değerlendirmelerle rapora yansıyor; rapor, disiplin cezası ihtimali açısından kritik rol oynuyor.

MÜFETTİŞLER SOMUT DELİL VE TUTARLILIK ARIYOR

Mobbing şikâyetlerinde en kritik başlık ispat. Ankara’da görev yapan müfettişler, raporlarını hazırlarken sadece “hissettim, üzerime geldiler” beyanlarına dayanmıyor; sistematik baskıyı gösterebilecek somut veri ve belgelere bakıyor. Bu çerçevede; e-posta yazışmaları, WhatsApp mesajları, resmi görevlendirme yazıları, performans değerlendirme formları, vardiya çizelgeleri, kamera kaydı olup olmadığı, tanık anlatımları gibi unsurlar önem kazanıyor.

Örneğin; bir memurun Ankara’da üç ay içinde defalarca keyfi yer değişikliğine tabi tutulması, diğer çalışanlardan farklı ve ölçüsüz iş yükü verilmesi, hakaret içeren e-postaların bulunması, sisteme girilen puanlama kayıtlarının objektiflikten uzak olması, mobbing iddiasını güçlendirebiliyor. Tersine, tekil gerilimlerin, genel iş yoğunluğunun veya eşit uygulanan sıkı disiplin tedbirlerinin mobbing sayılması zorlaşıyor.

SAĞLIK RAPORLARI VE PSİKOLOJİK ETKİLER DOSYAYA YANSITILIYOR

Ankara’da mobbing iddiasıyla başvuran pek çok kamu çalışanı, süreç içinde psikolojik ve fiziksel sağlık sorunları yaşadığını belirtiyor. Uzun süreli stres, anksiyete, uyku bozukluğu, panik atak, tansiyon ve kalp rahatsızlıkları gibi tablolar, aile hekimi, psikiyatri, psikolog veya hastane raporlarına yansıyabiliyor. Soruşturma makamları, bu sağlık raporlarını dosyaya ekleyerek iddianın ciddiyetini değerlendiriyor.

Her ne kadar tek başına sağlık raporu “mobbing vardır” demeye yetmese de, sistematik baskı iddiasını destekleyen önemli bir unsur oluyor. Ankara’daki bazı kurumlar, mobbing şikâyeti yükselen birimlerde çalışanlar için işyeri hekimi ve psikolojik danışman destekleri sunmaya başladı; ancak birçok kamu biriminde bu destekler hâlâ sınırlı kalıyor.

MOBBİNG İDDİASI HEM İDARİ HEM HUKUKİ YOLLA İLERLEYEBİLİYOR

Ankara’da bir memur, mobbing şikâyetini yalnızca kurum içinde bırakmak zorunda değil. İdari süreçlerin yanı sıra; idare mahkemesinde tam yargı davası (manevi/maddi tazminat), ceza soruşturması (hakaret, tehdit, görevi kötüye kullanma vb.), kişilik haklarına saldırı nedeniyle hukuk mahkemesinde tazminat ve iş sağlığı ve güvenliği yönünden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezdinde başvuru gibi yollar da açık.

Uygulamada Ankara’da en sık görülen yol, önce kurum içinde şikâyet, sonuç alınamazsa yargı aşamasına geçilmesi. Danıştay ve Yargıtay’ın mobbing kararları, tazminat tutarları ve idarenin sorumluluğu konusunda emsal oluşturuyor. Ancak süreçler uzun ve yıpratıcı olabildiği için, birçok çalışan “etiket yememek” ve iş barışını tamamen bozmamak adına yargı yoluna başvurmaktan çekiniyor.

ANKARA’DA HİYERARŞİ VE MEMUR KÜLTÜRÜ SÜRECİ ETKİLEYEBİLİYOR

Başkentteki kamu kurumlarında kökleşmiş memur kültürü ve hiyerarşik yapı, mobbing sürecinin hem algısını hem de seyrini etkiliyor. Bazı çalışanlar, amir baskısını “mesleğin doğası” olarak görüp şikâyet etmeye tereddüt ediyor. Öte yandan, bazı amirler de performans ve disiplin talebinin “mobbing” diye nitelendirilmesinden şikâyetçi.

Ankara pratiğinde, aynı kurum içinde yıllarca birlikte çalışan personel, şikâyet sonrası birbirine karşı temkinli hale geliyor; bu da tanık bulmayı zorlaştırıyor. “Müdürle ileride yine çalışırım, adım geçmesin” kaygısı, tanık ifadelerinin sınırlı kalmasına, dolayısıyla soruşturmanın dar bir çerçevede yürütülmesine neden olabiliyor. Bu tablo, mobbing iddialarının ispatını daha da güçleştiriyor.

UZMANLAR ANKARALI KAMU ÇALIŞANLARINI DELİL TUTMAYA DAVET EDİYOR

Ankara’da görev yapan iş hukuku ve idare hukuku uzmanları, mobbing hissettiği anda memurun “duygusal tepkiyle” değil, sistematik kayıt tutarak hareket etmesi gerektiğini vurguluyor. Tarih atılmış notlar, e-posta ve mesaj ekran görüntüleri, görevlendirme yazıları, performans raporları, toplantı tutanakları, yıllık izin ve nöbet çizelgeleri, tanık olabilecek mesai arkadaşlarının isimleri düzenli şekilde arşivlenmeli.

Uzmanlara göre, “yıllarca hiçbir şey kaydetmeden dayanmak” yerine, erken dönemde kontrollü ve belgeli hareket etmek, hem idari soruşturmada hem de yargı aşamasında çalışanı güçlendiriyor. Ankara’daki sendikalar ve meslek örgütleri de, eğitim programları ve hukuki destek hatlarıyla kamu çalışanlarına mobbing konusunda yol göstermeye çalışıyor.

MERAK EDİLEBİLECEK SORULAR 

Ankara’da kamu kurumunda mobbing gördüğümü düşünüyorsam ilk nereye başvurmalıyım?

  • Öncelikle çalıştığınız kuruma yazılı dilekçe vererek durumu bildirmeniz, gerekiyorsa aynı anda CİMER üzerinden de başvuru yapmanız öneriliyor. İleride dava açmayı düşünüyorsanız, sürecin baştan yazılı kayda girmesi önemli.

Mobbingi ispatlamak için ne tür deliller gerekiyor?

  • Sistematik baskıyı gösteren tarihli e-postalar, mesajlar, görevlendirme yazıları, performans düşürme kayıtları, tanık ifadeleri ve varsa sağlık raporları mobbing iddiasını güçlendiriyor. Tek bir tartışma genelde yeterli görülmüyor.

Kurum soruşturma açmak zorunda mı, yoksa görmezden gelebilir mi?

  • Ciddi ve somut iddialar içeren dilekçe karşısında idarenin “hiçbir şey yapmaması” hukuken sorunlu. Genellikle ön inceleme yapılır, gerek görülürse disiplin soruşturması başlatılır. Cevap verilmemesi, idari yargı yolunu açabilir.

Mobbing nedeniyle tazminat davasını Ankara’da nereye açabilirim?

  • Kamu görevlisiyseniz genelde idare aleyhine idare mahkemesinde tam yargı davası, fail amir açısından ise ayrı bir tazminat davası veya ceza davası gündeme gelebilir. Dosyanın türüne göre görevli mahkeme değişebilir; bu yüzden avukat desteği kritik.

Mobbing şikâyeti kariyerimi olumsuz etkiler mi?

  • Uygulamada bazı çalışanlar “fişlenirim” kaygısı taşıyor; hukuken bu tür misilleme işlemleri de ayrıca hukuka aykırı. Ancak Ankara pratiğinde insan ilişkileri ve hiyerarşi etkili olduğu için, adım atmadan önce hukuki danışmanlık almak faydalı.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa