Ankara soğuğunu hangi kumaşlar geçirmez?
Ankara ayazında gerçekten ne giymek gerekir? Hangi kumaşlar kuru soğuğu keser, hangileri iliklerinize işler, hangisinden kesinlikle uzak durmalısınız?
Ankara’da kış, takvimde değil iliklerde başlıyor. Güneşli gökyüzüne aldanıp ince montla çıkanlar, Kızılay’da esen ilk sert rüzgârla gerçeğe uyanıyor. Sabah işe, okula ya da EGO durağına yürürken yüzü bıçak gibi kesen o kuru ayaz, Ankara’nın en değişmez gündemi olarak yeniden kapıda bekliyor. Bu nedenle başkentte kışlık kıyafet seçimi moda tercihi değil, adeta hayatta kalma planı olarak öne çıkıyor.
ANKARA KIŞIN NEDEN ÇOK SOĞUK OLUYOR?
Ankara’nın kışın bu kadar soğuk olmasının temel nedenleri kısaca şöyle:
Yüksek rakım: Ankara deniz seviyesinden ortalama 900–1000 metre yüksekte. Rakım arttıkça hava her 100 metrede yaklaşık 0,6 derece soğur. Yani coğrafi konumu gereği zaten “bir tık daha soğuk” başlıyor.
İç Anadolu’nun kara iklimi: Denizden uzak, tam bir kara iklimi. Denizin ılıklaştırıcı etkisi yok; gündüz–gece, yaz–kış sıcaklık farkları bu yüzden çok yüksek.
Kuru hava ve ayaz: Nem oranı düşük olduğu için “kuru soğuk” var. Nem olmayınca vücut yüzeyindeki ısıyı daha hızlı kaybediyoruz; termometreye göre değil, hissettiğimiz soğuk daha fazla oluyor. Rüzgârla birleşince bu "ayaz" kemiğe işliyor.
Sibirya ve Balkan kökenli soğuk hava dalgaları: Kışın zaman zaman Sibirya’dan ve Balkanlar’dan gelen yüksek basınçlı soğuk hava, İç Anadolu platosuna rahatça sızıyor. Açık ve bulutsuz havada gece ısı hızla düşüyor.
Plato ve rüzgâr koridorları: Ankara çevresi geniş, açık bir plato. Binaların ve vadilerin oluşturduğu koridorlarla rüzgâr hız kazanıyor. Bu da “hissedilen sıcaklık” değerini birkaç derece birden aşağı çekiyor.

ANKARA AYAZI KEMİĞE İŞLİYOR, KUMAŞ SEÇİMİNE DİKKAT!
Başkentin sert ve kuru soğuğunda, yanlış kumaş seçimi hastalık riskini artırırken, doğru kumaşlar hem ısı kaybını azaltıyor hem de rüzgârın etkisini sınırlıyor. Ankara’da son yıllarda artan ayaz şikâyetleri, termal içlik, merinos yünü ve kaşmir gibi kumaşlara talebi yükseltiyor.
Uzmanlar, özellikle sabah-akşam sıcaklık farklarının yüksek olduğu kentte, pamuklu ilk katman ve ince, rüzgâr geçiren mont kullanımının vatandaşları zor durumda bıraktığı uyarısında bulunuyor.
Türkiye’nin pek çok bölgesinde soğuk hava hissedilirken, Ankara’nın "kuru ayazı" kendine özgü yapısıyla öne çıkıyor. Erzurum’da kar, İstanbul’da nem öne çıkarken, Ankara’da çoğu zaman gökyüzü açık, güneş parlak; ama rüzgâr kemiklere kadar işleyen bir soğuk taşıyor.
Dikmen, Keçiören ve Eryaman gibi rüzgâra açık yamaçlarda yürürken, binaların arasında koridor yapan hava akımları, montun yakasından ve fermuar aralıklarından içeri kolayca sızıyor. Bu nedenle başkentteki vatandaşlar için kat kat giyinmek kadar, seçilen kumaşın türü de hayati önem taşıyor.
ANKARA'DA SOĞUK HAVALARDA HANGİ KUMAŞ GİYİLMELİ?
Uzmanlara göre Ankara soğuğuna karşı en etkili savunma hattı, sentetik değil doğal elyaflarla kuruluyor. Merinos yünü, klasik yüne göre daha ince lif yapısına sahip olmasına rağmen ısı yalıtımında öne çıkıyor. Vücut ısısını hapsetme kapasitesi yüksek olan bu kumaş türü, teri kumaş yüzeyine taşıyıp vücuttan uzaklaştırarak, gün içinde sık değişen sıcaklıklarda konfor sağlıyor.
Merinos yünü kazak ve iç katmanlar, Kızılay’dan Çankaya yokuşuna kadar esen rüzgârda hem fazla terlemeyi engelliyor hem de akşam saatlerinde ani sıcaklık düşüşlerinde vücudu koruyor.
Ankara pratiğinde merinos yünü özellikle ofis çalışanları ve uzun süre dışarıda kalanlar tarafından tercih ediliyor. Hem toplu taşımada hem kapalı ofis ortamında terlemeden kullanılabilen bu kumaş, akşam saatlerinde Sıhhiye ve Ulus çevresinde sertleşen ayaza karşı da ilave koruma sağlıyor.

SOĞUĞU GEÇİRMEYEN KUMAŞLAR
Başkentte "kat kat giyiniyorum ama yine de ısınıp soğuyorum" şikâyetinin temel nedeni olarak, kalın ama yanlış kumaş seçimi gösteriliyor.
Uzmanlara göre kaşmir, aynı kalınlıktaki yünden daha yüksek ısı yalıtımına sahip. Bu nedenle Ankara’da hem şık görünmek hem de sert rüzgâra karşı korunmak isteyenler için kaşmir kazak ve paltolar ön plana çıkıyor.
Kaşmir, İncek, Oran ve Çukurambar gibi hem rüzgâra hem de sabah-akşam sıcaklık farkına açık bölgelerde yaşayan vatandaşlar için uzun vadeli yatırım olarak öneriliyor. İnce kaşmir bir kazak, özellikle ofis-ev arası kısa mesafelerde fazla katman ihtiyacını azaltarak konfor sağlıyor. Ancak uzmanlar, kaşmir ürün alırken iç etiket bilgisine bakılmasını, düşük oranlı karışımlarda istenen korumanın sağlanamayacağı uyarısında bulunuyor.

ODTÜ, Hacettepe, Gazi ve Bilkent kampüslerinde öğrencilerin sıkça tercih ettiği polar kumaşlar, Ankara ayazına karşı uygun fiyatlı koruma sunuyor. Polyester bazlı bu kumaş, lifler arasında hava boşluğu oluşturarak ısıyı içeride tutuyor. Özellikle sabah erken derslere ve akşam geç saatlere kadar kampüste kalan gençler için polar, ara katman olarak önemli rol oynuyor.
Uzmanlar, poları tek başına dış katman olarak kullanmanın rüzgârı kesmede yeterli olmayabileceğini, ancak su ve rüzgâr geçirmeyen bir montun altında kullanıldığında Ankara’nın kuru soğuğunu büyük ölçüde kırdığını belirtiyor. Bu kombinasyon, rüzgârlı Bahçelievler ve Beşevler güzergâhlarında yürüyen öğrenciler için pratik çözüm olarak öne çıkıyor.

Eskiden dağcı ve kampçıların tercih ettiği termal içlikler, Ankara’da memur ve plaza çalışanlarının da günlük rutininin parçası haline geldi. Polipropilen ve polyester karışımlı teknik kumaşlar, teri hızla vücuttan uzaklaştırarak ilk katmanda kuru kalmayı sağlıyor. Böylece sabah erken saatlerde Keçiören, Mamak ve Sincan’dan merkeze gelen vatandaşlar, otobüs ve metro beklerken soğukla temasını azaltıyor.
Termal içlikler, özellikle sabahları eksi derecelere yaklaşan ayazda, pamuklu atlet yerine öneriliyor. Uzmanlar, termal kumaşların vücuda tam oturacak şekilde, aşırı sıkmadan kullanılması gerektiğini, böylece ısı yalıtımının daha verimli hale geldiğini vurguluyor.

Başkentte kış aylarında pamuklu tişört ve atletle dışarı çıkmak, uzmanlara göre "Ankara ayazına davetiye" anlamına geliyor. Pamuk, nemi emiyor ancak geç kuruyor. Bu durum, sabah işe giderken veya yokuş yukarı yürürken oluşan terin, durağan kaldığınız anlarda hızla soğuya dönüşmesine yol açıyor. Özellikle Ulus, Sıhhiye ve Kızılay gibi iş yoğunluğu yüksek bölgelerde, sürekli kapalı ortam ile sokak arasında gidip gelen vatandaşlarda bu etki daha fazla hissediliyor.
Uzmanlar, Ankara kışında tene temas eden ilk katmanda %100 pamuktan kaçınılmasını, pamuk kullanılacaksa bile bunun üstüne mutlaka termal ya da yün karışımlı bir ara katman eklenmesini öneriyor. Aksi halde, kuru ayazın deriden kemiğe kadar işleyen etkisi, üst solunum yolu enfeksiyonlarını artırabiliyor.
ANKARA’DA DOĞRU KUMAŞ SEÇİMİ HEM SAĞLIĞI HEM KONFORU KORUYOR
Kentte her kış tekrarlanan "Ankara’nın soğuğu insanı hasta etmez, süründürür" söylemi, yanlış giyinme alışkanlıklarının da altını çiziyor.
Uzmanlara göre, merinos yünü, kaşmir, polar ve termal kumaşlardan oluşan bir kombinasyon, Ankara ayazına karşı etkili bir savunma hattı oluşturuyor. Etiketlerdeki "akrilik" ve düşük oranlı karışımlar yerine, yüksek oranlı doğal lif ve teknik kumaş tercihi hem vücut ısısını dengede tutuyor hem de rüzgârın etkisini azaltıyor.
Başkentte kış alışverişi yapacak vatandaşların, model ve renkten önce kumaş içeriğine dikkat etmeleri, özellikle sabah ve akşam saatlerindeki sert ayazı daha az hissetmelerini sağlıyor.
Böylece Ankara’nın meşhur kuru soğuğu, günlük yaşamı zorlayan bir unsur olmaktan çıkıp, doğru giyimle yönetilebilen bir iklim özelliğine dönüşebiliyor.