Ankara’da şehir içi bahçecilik patlaması: Hobi kondu dönemi bitiyor mu

Ankara’da şehir içi bahçecilik nasıl değişiyor, BAKAP gibi dev tarım kampüsleri ile hobi bahçeleri hangi kurallara bağlanıyor, yeni model ne getiriyor?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’da şehir içi bahçecilik patlaması: Hobi kondu dönemi bitiyor mu
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da şehir içi bahçecilik, son yıllarda kontrolsüz hobi bahçelerinden planlı tarım kampüslerine ve denetimli tarım bahçelerine doğru evrilen, belediye destekli ve mevzuata dayalı yeni bir modele dönüşüyor. Başkentte hem büyük ölçekli projeler hem de mahalle bostanlarıyla, toprağa erişim yaygınlaşıyor, kaçak yapılaşma ise sınırlandırılıyor.

ANKARA’DA TARIM KAMPÜSLERİ ŞEHİR İÇİ BAHÇECİLİĞİ DÖNÜŞTÜRÜYOR

Ankara’da şehir içi bahçeciliğin yönünü en net değiştiren adım, Gölbaşı Karaoğlan Mahallesi’nde kurulan BAKAP Başkent Ankara Kalkınma Projesi oluyor. Yaklaşık 3,5 milyon metrekarelik dev ölçeğiyle BAKAP, klasik park anlayışını aşarak tarımsal üretim, eğitim ve rekreasyonu bir araya getiren bir “tarım kampüsü” modeli sunuyor.

Seralar, tıbbi ve aromatik bitki bahçeleri, meyve ağaçları ve tarım akademisiyle BAKAP, Ankara’da şehir içi tarımı profesyonel ve eğitici bir çerçeveye taşıyor. 

Bu alan yalnızca piknik yapılan bir mesire yeri değil; üretim süreçlerini gösteren, tarım teknolojilerinin sergilendiği ve özellikle çocuklar ile gençlere tarım bilincinin aktarıldığı yaşayan bir kampüs niteliği taşıyor.

Ankara Büyükşehir Belediyesi eliyle yürütülen bu tür projeler, şehirli vatandaşın toprağa erişimini kurumsal bir çatı altında güvence altına alan yeni nesil kentsel tarım yaklaşımını temsil ediyor. Tarım kampüsleri, hem kent içi yeşil alan politikasına uyum sağlıyor hem de tarım arazilerinin mevzuata aykırı bölünmesi ve yapılaşmasına alternatif oluşturuyor.

HOBİ BAHÇELERİ DENETİME ALINIYOR, “HOBİ-KONDU” DÖNEMİ SONA ERİYOR

Ankara’da şehir içi bahçeciliğin en bilinen yüzü, yıllardır popülerliğini koruyan hobi bahçeleri oluyor. Gölbaşı, Mamak, Sincan ve çevresinde özel sektör ya da kooperatifler eliyle kurulan, örneğin Gölbaşı Konya yolu aksında 500 dönüme yayılan ve yaklaşık 900 bahçeyi kapsayan projeler, kentlinin hafta sonu kendi sebzesini yetiştirdiği alanlar olarak öne çıkıyor.

Ancak bu yayılma süreci, beraberinde “hobi-kondu” olarak tanımlanan ciddi bir sorunu getiriyor. Tarım arazileri üzerinde ruhsatsız, betonarme ya da kalıcı yapılar inşa edilmesi, hem imar mevzuatına aykırı bir tablo yaratıyor hem de verimli tarım arazilerinin parçalanmasına ve işlevsizleşmesine neden oluyor. Zaman içinde bu alanların fiilen ikinci konut alanına dönüşmesi, tarım bahçesi amacını zayıflatıyor.

Çevre, Şehircilik ve ilgili imar mevzuatı çerçevesinde belediyeler ve merkezi idare, imar planına aykırı yapılaşmaları kaldırma ve tarım arazilerinin bütünlüğünü koruma yönünde daha sıkı adımlar atıyor. Ankara pratiğinde bu baskı, hobi bahçesi modelinin “Tarım Bahçeleri” adıyla yeniden tanımlanmasına yol açıyor. 

Yeni yaklaşımda:

  • Kalıcı betonarme yapılar yerine sökülebilir, sınırlı kullanım alanları öngörülüyor.
  • Parsel büyüklükleri ve sınırlar, tarımsal verimliliği koruyacak şekilde belirleniyor.
  • Alanların öncelikli kullanım amacı, ekim-dikim ve tarımsal üretim olarak tanımlanıyor.

Bu dönüşümle Ankara’da hobi bahçeleri, mevzuata uygun ve denetlenebilir bir yapıya çekilerek hem vatandaşın toprağa erişim talebine cevap veriyor hem de tarım arazilerinin korunması hedefleniyor.

TOPLULUK BOSTANLARI KÜLTÜREL DÖNÜŞÜMÜ BESLİYOR

Ankara’da şehir içi bahçecilik yalnızca büyük projeler ya da bireysel hobi bahçeleriyle sınırlı kalmıyor. Mahalle ölçeğinde, dayanışma ve ekolojik yaşam odaklı topluluk bostanları da giderek daha görünür hale geliyor. Üniversite kampüslerinde ortaya çıkan bostan inisiyatifleri ve bazı mahallelerde gönüllü katılım ile yürütülen kolektif bahçeler, kent yaşamında yeni bir kültürel hat oluşturuyor.

Özellikle ODTÜ gibi üniversite kampüslerinde kurulan bostanlar, ticari kaygıdan uzak, takas ve birlikte üretim ilkesiyle işliyor. Bu alanlarda üretilen ürünler çoğu zaman paylaşım ve dayanışma ağları içinde dolaşıma giriyor. Böylece Ankara’da şehir içi bahçecilik, yalnızca bireysel hobi değil, topluluk inşası ve ortak üretim kültürünün de bir aracı haline geliyor.

Bu bostanlar, çocuklar ve gençler için açık hava sınıflarına dönüşerek, gıdanın market raflarından önce topraktan geldiğini gösteren somut eğitim ortamı sağlıyor. 

Ankara’daki bazı yerel yönetimlerin stratejik planlarında ve “yeşil inovasyon” başlıklı çalışmalarda, kent bostanlarının sürdürülebilir kentsel yaşamın parçası olarak daha fazla yer alması, bu dönüşümün kurumsallaşma eğilimini güçlendiriyor.

ANKARA’DA FARKLI BAHÇECİLİK MODELLERİ YENİDEN TANIMLANIYOR

Bugün Ankara’da şehir içi bahçecilik denildiğinde karşımıza üç temel model çıkıyor. Birinci model, BAKAP gibi belediye yönetimindeki tarım kampüsleri oluyor. Bu alanlar, halka açık ve ücretsiz ya da düşük maliyetli etkinliklerle; eğitim, üretim ve rekreasyonu birlikte sunuyor. Tarımsal üretim süreçleri, sera teknolojileri, tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği gibi başlıklar somut uygulamalar üzerinden kentlilere anlatılıyor.

İkinci model, Gölbaşı, Mamak, Sincan ve benzeri ilçelerde yer alan hobi bahçeleri oluyor. Bu alanlarda vatandaşlar, kiraladıkları ya da kooperatif ortaklığıyla eriştikleri küçük parsellerde kendi sebze ve meyvelerini yetiştiriyor. Hafta sonu kullanımı öne çıkan bu alanlar, mevzuat baskısı ve hobi-kondu sorunları nedeniyle “tarım bahçesi” formatına doğru çekilerek daha planlı bir yapıya kavuşuyor.

Üçüncü model ise kampüs bostanları ve mahalle bostanları gibi gönüllü katılıma dayalı topluluk alanları oluyor. Bu bahçelerde temel motivasyon, dayanışma, ekolojik duyarlılık ve sürdürülebilir yaşam kültürünü yaymak olarak öne çıkıyor. Ürünler çoğunlukla paylaşım üzerine kurulu; maddi kazançtan çok sosyal fayda ve bilgi paylaşımı hedefleniyor.

Bu üç modelin toplamına bakıldığında Ankara’da şehir içi bahçecilik, hem yasal çerçeve hem de yerel uygulamalar açısından daha planlı, kontrollü ve sürdürülebilir bir rotaya giriyor. Kontrolsüz hobi bahçesi patlamasının yarattığı imar ve arazi bölünmesi problemleri, büyük ölçekli tarım parkları ve denetimli tarım bahçeleriyle dengeleniyor.

ANKARA’DA ŞEHİR İÇİ BAHÇECİLİK YÖN DEĞİŞTİRİYOR

Ankara’da şehir içi bahçecilik, artık sadece bireysel bir hobi değil, tarım politikaları, imar mevzuatı ve kent planlamasıyla iç içe geçen bir alan haline geliyor. BAKAP gibi dev tarım kampüsleri, yeni nesil tarım bahçesi uygulamaları ve topluluk bostanları, Başkent’te toprağa dokunma arzusunu kurallı ve sürdürülebilir bir çerçeveye taşıyor.

Şehirde yaşayanlar için bu süreç, hem toprağa erişim imkanının artması hem de yeşil alanların üretimle buluştuğu yeni kamusal mekânların oluşması anlamına geliyor. Ankara pratiği, kontrolsüz hobi bahçelerinden planlı tarım parklarına evrilen bir model olarak, Türkiye’de şehir içi bahçecilik tartışmalarına somut bir örnek sunuyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa