Ankara’da kadın girişimci sayısı neden patladı?

Ankara’da kadın girişimciler neden memurluğu bırakıp yazılım, teknoloji ve sosyal girişime yöneliyor, bu hızlı artışın arkasında hangi yapısal sebepler var?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara’da kadın girişimci sayısı neden patladı?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da son yıllarda kadınların teknoloji, sosyal girişimcilik ve katma değerli sektörlerde şirket kurma oranı hızla yükseliyor; bu tabloya başkentteki üniversite ekosistemi, devlet desteklerine fiziksel yakınlık ve yeni nesil kadınların “memuriyet” yerine kendi markasını kurma hedefi birlikte yön veriyor. Savunma sanayisinden e-ticarete uzanan bu dönüşüm, Ankara’nın “gri memur kenti” imajını kalıcı biçimde değiştiriyor.

ANKARA MEMUR KİMLİĞİNDEN GİRİŞİMCİ MERKEZİNE DÖNÜŞÜYOR

Ankara uzun yıllar boyunca bakanlıklar, genel müdürlükler ve kamu kurumlarıyla anılan, “garanti memuriyet” algısının en güçlü olduğu şehirlerin başında geliyordu. Ancak son on beş yılda ODTÜ, Bilkent, Hacettepe gibi üniversitelerin yetiştirdiği nitelikli kadın mezunlar, özel sektördeki cam tavanlarla yüzleştikçe rotayı girişimciliğe çevirmeye başladı. Bu durum, özellikle teknoloji tabanlı iş modellerinde Ankara’da kadın imzasını görünür hale getiriyor.

Kadınların kariyer tercihinde “devlete sırtını dayamak” fikrinin yerini, kendi fikrine, kendi markasına ve fikri mülkiyetine yatırım yapma anlayışı alıyor. Artık klasik güzellik merkezi, butik, küçük kafe gibi geleneksel alanların yanında yazılım şirketi kuran, sağlık teknolojileri geliştiren, savunma sanayii yan sanayisinde çalışan, online danışmanlık ve eğitim platformları açan çok sayıda kadın girişimci sahneye çıkıyor. Bu geçiş, Ankara’nın ekonomik dokusunu da daha yenilikçi ve dışa açık hale getiriyor.

TEKNOKENTLER KADINLAR İÇİN FIRSAT ALANINA DÖNÜŞÜYOR

Başkentin kadın girişimciliğini hızlandıran en kritik unsurlardan biri, Türkiye’nin en gelişmiş teknokentlerinden bazılarının Ankara’da yer alması. ODTÜ Teknokent, Bilkent Cyberpark, Hacettepe Teknokent gibi yapılar, mühendislik ve yazılım ağırlıklı projeler geliştiren kadınlara hem Ar-Ge ortamı hem de yatırımcıya erişim imkânı sunuyor. Böylece kadınlar, sadece geleneksel hizmet sektöründe değil, derin teknoloji olarak adlandırılan alanlarda da şirket kurabiliyor.

Savunma sanayii, siber güvenlik, yapay zekâ, biyoteknoloji ve medikal cihaz gibi yüksek giriş bariyerine sahip alanlarda, Ankara merkezli kadın girişimcilerin sayısı dikkat çekici biçimde artıyor. Birçok kadın, kurumsal savunma sanayi şirketlerinde edindiği deneyimi, teknokentlerde kurduğu start-up’lara taşıyarak global pazarlara açılabilen ölçeklenebilir iş modelleri geliştiriyor. Bu süreçte, üniversite-laboratuvar-şirket üçgeni kadınlar için güçlü bir kariyer ve iş kurma hattına dönüşmüş durumda.

DEVLET DESTEKLERİNE YAKINLIK KADINLARIN ELİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Ankara’da kadın girişimciliğini besleyen bir diğer yapısal unsur, devlet desteklerinin kalbinin bu şehirde atması. KOSGEB, TÜBİTAK, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, kalkınma ajansları ve çeşitli fon mekanizmalarının genel merkezlerinin Ankara’da bulunması, hem bilgiye erişimi hem de bürokratik süreçlerin takibini kolaylaştırıyor. Bu durum, finansmana erişimde Türkiye’nin diğer şehirlerine göre somut bir hız ve fark yaratıyor.

Kadınlar, girişimcilik eğitimleri, mentorluk programları ve hibe çağrıları hakkında doğrudan ve hızlı bilgi alabiliyor; pek çok toplantı, tanıtım ve proje pazarı etkinliğine yüz yüze katılma imkânı buluyor. Son dönemde işleyen mevzuat çerçevesinde, birçok hibe ve destek programında kadın girişimcilere ek puan, öncelik veya özel çağrı tanımlanması da Ankara’daki kadınların risk almaya daha istekli davranmasına neden oluyor. Başkentte hazırlanan projelerin, kurumlara “komşu” olmanın getirdiği takip avantajıyla daha profesyonel dosyalar haline gelmesi de dikkat çekiyor.

SOSYAL GİRİŞİMCİLİK VE KOOPERATİFLER ANKARA’DA YAYGINLAŞIYOR

Kadın girişimciliği Ankara’da sadece teknoloji ekseninde değil, sosyal girişimcilik ve modern kooperatifçilik dalgasıyla da büyüyor. Beypazarı, Polatlı, Çubuk, Gölbaşı gibi ilçelerde yaşayan kadınlar, el emeği ürünler, yöresel gıda, tarımsal üretim ve butik tasarım alanlarında kooperatifler kurarak üretimlerini organize ediyor. Ankara merkezdeki kadın girişimcilerle kurulan ortak ağlar sayesinde bu ürünler, e-ticaret siteleri, sosyal medya mağazaları ve markalı satış kanallarıyla tüm Türkiye’ye, hatta yurtdışına ulaşıyor.

Modern kooperatifçilik anlayışı, klasik “pazar tezgâhı” modelini aşıp markalaşma, paketleme, lojistik, dijital pazarlama ve ihracat başlıklarını içeren profesyonel bir yapıya evriliyor. Bu sayede pek çok kadın için girişimcilik; aile bütçesine sadece ek gelir sağlayan yan faaliyet olmaktan çıkıp, temel geçim kaynağına ve ekonomik bağımsızlık aracına dönüşüyor. Değer zincirinin her halkasında kadın emeğinin görünür hale gelmesi, Ankara’yı sosyal girişimcilikte de örnek şehir konumuna taşıyor.

SİVİL TOPLUM AĞLARI KADINLARIN ÖNÜNÜ AÇIYOR

Ankara merkezli sivil toplum yapıları da kadın girişimcilik ekosistemini güçlendiren önemli aktörler arasında. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, ANGİKAD gibi oluşumlar, hem yerel hem ulusal ölçekte faaliyet göstererek kadınlara mentorluk, networking ve görünürlük sağlıyor. Bu platformlar, yeni bir iş fikri olan kadınların yatırımcıyla tanışmasına, deneyimli girişimcilerden yol haritası öğrenmesine ve hukuki-mevzuata dayalı süreçlerde doğru adım atmasına katkı veriyor.

Sadece iş geliştirme değil, zihniyet dönüşümü açısından da bu ağlar belirleyici. Kadınlara “yalnız değilsiniz, bu yolda daha önce yürüyenler var” mesajı veriliyor. Düzenlenen paneller, hızlandırma programları, atölyeler ve rol model buluşmaları, girişimciliği soyut bir hayal olmaktan çıkarıp, somut adımlarla ilerlenebilecek bir kariyer seçeneği olarak gösteriyor. Böylece Ankara’daki yeni nesil kadınlar için girişimcilik, riskli bir maceradan çok, planlanabilir ve desteklenebilir bir süreç olarak konumlanıyor.

DÜNÜN MEMUR HEDEFİ BUGÜNÜN MARKA ARZUSUNA DÖNÜŞÜYOR

Geleneksel Ankara algısında kadınlar için ideal kariyer, çoğu zaman “atanmak”, yani kamuya girip güvenceli bir iş sahibi olmaktı. Bugün ise giderek daha fazla kadın, kendi markasını, yazılımını, danışmanlık ofisini veya sosyal girişimini kurmaya yöneliyor. İş yapış biçiminde de belirgin bir kırılma yaşanıyor: eskiden daha çok mahalle ve semt ölçeğinde, yerel müşteriye odaklanan iş modelleri öne çıkarken, artık dijitalleşme sayesinde ilk günden global pazarı hedefleyen girişimler kuruluyor.

Motivasyonda da temel bir dönüşüm var. Aile bütçesine sadece küçük katkı koymak için çalışan kadın profili, yerini ekonomik olarak bağımsızlaşmayı, istihdam yaratmayı ve toplumsal değer üretmeyi amaçlayan girişimci profile bırakıyor. Bu durum, hem Ankara iş dünyasının çeşitlenmesine hem de kadın istihdamının niteliğinin artmasına katkı sunuyor. Başkentin ciddi ve disiplinli çalışma kültürü, kadınların detaycı ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımıyla birleşerek, uzun ömürlü ve kurumsallaşmaya yatkın işletmelerin ortaya çıkmasını sağlıyor.

GELECEKTE ANKARA KADIN GİRİŞİMCİLERİNİN ROLÜ BÜYÜYECEK

Mevcut eğilimler ve yürürlükteki destek mekanizmaları birlikte değerlendirildiğinde, Ankara’da kadın girişimciliğindeki artışın geçici bir dalga değil, yapısal bir dönüşüm olduğu görülüyor. Savunma sanayii, sağlık teknolojileri, yazılım, eğitim teknolojileri ve sosyal girişimcilik alanlarında Ankara merkezli kadınların başarı hikâyelerinin önümüzdeki yıllarda daha sık gündeme gelmesi bekleniyor. Bu hikâyeler, sadece başkente değil, Anadolu’daki diğer şehirlere de model olacak nitelik taşıyor.

Ankara özelinde oluşan bu ekosistem; eğitimli insan kaynağı, teknokent altyapısı, devlet desteklerine yakınlık, sivil toplum ağları ve dijitalleşme imkanlarıyla güçlenerek devam ediyor. 

Kadınların bu tabloda daha görünür, daha belirleyici ve daha iddialı aktörler haline gelmesi, hem kent ekonomisi hem de Türkiye’nin girişimcilik kültürü açısından stratejik önem taşıyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa