Arnavutköy’de 14 yaşında bir çocuğun eline silah verildi.
Ve yine ezber bozulmadı.
Herkes çocuğu konuştu.
*
Kimse o silahın neden onun eline tutuşturulduğunu sormadı.
Bu ülkede çocuklar artık sadece top oynamıyor.
Kimi çalışıyor, kimi suç örgütlerinin kuryesi oluyor,
kimi ise daha ergenliğe girmeden “tetikçi” diye anılıyor.
*
Ama burada durup bir nefes almak gerekiyor.
Çünkü mesele “çocuk suçlu” meselesi değil.
Mesele, çocuğun bilinçli biçimde suçun içine çekilmesi, bir araç haline getirilmesi.
Eskiden mahallenin abileri çocukları korurdu.
*
Şimdi ise o “abiler”, çocukları barikatın önüne sürüyor.
Mahalle kültürü değişti, rol modeller kayboldu.
Yerine sosyal medyanın parlatılmış lüks hayatları, sahte kahramanlık hikâyeleri ve “kolay para” masalları geldi.
Çocukların zihni, daha ilkokul sıralarında işgal ediliyor.
*
Organize suç örgütleri bu tabloyu çok iyi okuyor.
Çocuklar daha az ceza alır.
Çocuklar daha kolay ikna edilir.
Çocuklar “harcanabilir”.
*
Ve işte tam bu noktada acı bir gerçek karşımıza çıkıyor:
Yasa koyucu çocuğu korumak için “indirim” diyor,
suç örgütleri ise bunu “fırsat” olarak okuyor.
Mevzuatın merhameti, çetelerin en büyük lojistik gücü haline gelmiş durumda.
*
Yani tetiği çeken parmak küçük olabilir,
ama o silahı oraya koyan el büyük, planlı ve soğukkanlıdır.
İki gün önce yakalanan çete, sadece bir suç örgütü değildir.
*
Aynı zamanda bir sistem arızasının fotoğrafıdır.
Eğitimden kopmuş, ailesiyle bağı zayıflamış, geleceğe dair hiçbir umudu kalmamış bir çocuğa “iş” teklif ediliyor.
Ve o “iş”, çoğu zaman ölümle sonuçlanıyor.
*
Sonra ne oluyor?
Çocuk tutuklanıyor.
Fotoğrafı paylaşılıyor.
“Vahim” deniyor.
Ve hayat devam ediyor.
*
Ama asıl soru şu:
O çocuk yakalanmasaydı, yerine kaç çocuk daha hazırlanmıştı?
Bu yüzden “çocuk tetikçilere darbe” başlığı eksik.
Doğrusu şu olmalı:
Çocukları tetikçi yapan düzene darbe.
*
Sadece o silahı veren el değil;
o mahallede aç gezen çocuğu görmeyen göz,
okuldan kopan genci sormayan sistem
ve suçu sadece bir “adliye haberi” olarak tüketip geçen bizler de
bu hikâyenin figüranlarıyız.
*
Çocuğun elinden silahı almak yetmez.
O eli tutacak bir öğretmene,
o çocuğu kucaklayacak bir geleceğe ihtiyaç var.
Aksi halde bugün bir çocuğu kurtarsak bile,
yarın bir başkası aynı kirli tezgâhın kurbanı olmaya devam edecek.