İnsanların Neyi Ölçtüğüne Dikkat Et

YAYINLAMA
01 Şubat 2026 22:41
GÜNCELLEME
01 Şubat 2026 22:43

Ben senin bardağına baktım, yeterince var mı diye.

Sen benimkine baktın, senden daha fazlası var mı diye. Aynı değiliz…

Bu bir çağ meselesi değil. İnsanlık tarihi kadar eski bir ayrım bu. Ne zamanla açıklanır ne şartlarla. Asıl mesele, insanın kendisiyle kurduğu ilişkidir.

Bazı insanlar hayata ihtiyaç penceresinden bakar. “Bu bana yeter mi?” diye sorar. Sorunun içinde ölçü vardır, denge vardır, hatta sessiz bir vicdan. Bazılarıysa hayata kıyas penceresinden bakar. “Onda neden var?” sorusu, ihtiyacın önüne geçmiştir. İşte tam orada karakter konuşmaya başlar.

İnsan başkasının bardağına baktığında aslında suyu değil, adaleti sorguladığını zanneder. Oysa çoğu zaman sorgulanan şey adalet değil, içteki tatminsizliktir. Çünkü tatmin olmayan göz, ne görse eksik bulur. Fazla olanı da tehdit olarak algılar.

Bakış açısı bir tercih değil, zamanla oluşan bir alışkanlıktır. İnsan neyi beslerse oradan bakar. Şükürle büyüyen bir gözle, kıyasla büyüyen bir göz aynı manzarayı göremez. Aynı masa, aynı bardak, aynı an… Ama iç dünyalar bambaşkadır.

Bu yüzden “aynı değiliz” cümlesi bir üstünlük iddiası değildir; bir tespittir. Kimse kimseden iyi ya da kötü olmak zorunda değil. Ama herkes baktığı yerden sorumludur. Çünkü bakış, davranışı; davranış ise insanın yönünü belirler.

Bazıları eksik gördüğünde tamamlamayı düşünür.

Bazıları eksik gördüğünde suçlamayı.

Aradaki fark eğitimle, dönemle, koşullarla açıklanamaz. Bu fark, insanın kendiyle yüzleşme cesaretinde gizlidir. Kendi boşluğuna bakabilen insan, başkasının doluluğuyla uğraşmaz. Ama kendiyle yüzleşemeyen, sürekli dışarıyı ölçer.

Belki de mesele bardak değildir.

Belki mesele, insanın neyi dert edindiğidir.

Aynı değiliz. Çünkü aynı yerden bakmıyoruz. Ve insanı tanımak için söylediklerine değil, neyi ölçtüğüne dikkat etmek yeterlidir.

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.