Suriye’den İran’a: Karar Masası Nereye Kuruluyor?

YAYINLAMA
31 Ocak 2026 22:59
GÜNCELLEME
01 Şubat 2026 23:13

Suriye sahasında yaşanan son gelişmeler, meselenin artık yalnızca yerel aktörler arasında dönmediğini gösteriyor. SDG’nin çekildiği alanlarda devlet kontrolünün genişlemesi, petrol–enerji–baraj hatlarının merkeze geçmesi ve kırsaldaki dirençlerin daralma sancısı olarak sürmesi, sahadaki dengenin yavaş ama belirgin biçimde değiştiğini ortaya koydu.

Bu noktada doğal bir geçiş yaşanıyor: Saha daraldıkça karar masası büyüyor.

Ve bu masa, doğrudan İran başlığını öne çıkarıyor.

*

İran’a dönük baskıların arttığı bir dönemde, askeri hazırlıklar ile diplomatik temasların eş zamanlı hız kazanması tesadüf değil. İsrail basınında paylaşılan resmî duyuru görselleriyle, ABD donanmasına ait USS Abraham Lincoln uçak gemisinin İran’a yakın sularda Basra hattına doğru intikali, bu başlığın artık sadece söylem düzeyinde olmadığını gösteriyor.

Ancak asıl dikkat çekici olan, bu askeri hareketlilikle eş zamanlı Türkiye merkezli diplomasi trafiği. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Türkiye ziyareti; Hakan Fidan’ın ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmenin ardından Arakçi ile temas kurması ve sonrasında Arakçi’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmesi, karar alma süreçlerinin Ankara hattında yoğunlaştığına işaret ediyor.

Bu temasların önemi şu noktada yatıyor: İran’a yönelik olası bir askeri adımın nerede ve kim tarafından şekillendiği sorusu giderek daha görünür hâle geliyor. İsrail’in bitmek bilmeyen talepleri, ABD’nin askeri kapasitesi ve bölgesel dengeler masadayken; Türkiye’nin, sahadaki sonuçları doğrudan etkileyecek bir coğrafyada dengeleyici bir merkez olarak öne çıkması dikkat çekici.

*

Bu denklemde dikkat çeken bir diğer unsur ise Rusya’nın görece sessizliği. Moskova, Suriye sahasında hâlâ önemli bir aktör olmasına rağmen, son gelişmeler karşısında yüksek sesle pozisyon almaktan kaçınıyor. Bunun temel nedeni, Ukrayna savaşıyla birlikte Rusya’nın bölgesel önceliklerini yeniden dengelemiş olması. Rusya için bugün esas mesele, sahayı tamamen kaybetmemek; ancak yeni bir gerilim hattında öne çıkarak risk büyütmemek. Bu nedenle Moskova, Suriye’deki dönüşümü engellemekten çok kontrollü biçimde izlemeyi tercih ediyor.

Suriye’de sahaya inen entegrasyon, İran dosyasında masaya taşınan hesaplarla birleşiyor. Bu, kopuk iki başlık değil; aynı sürecin farklı katmanları. Sahada alan daralıyor, masada risk hesabı büyüyor.

Bugün kesin olan tek şey şu:

Ne Suriye’deki dönüşüm, ne İran’a dönük baskılar ne İsrail’in Filistin’deki zulmü ne de bölge ülkelerindeki gelişmeler tek başına okunabilir. Bunların hepsi aynı jeopolitik zincirin parçası. Bu zincirin bir ucu sahada, diğer ucu masada.

Ve o masada, her ne kadar İsrail ön plandaymış gibi görünse de Türkiye’nin bulunduğu yer giderek daha belirleyici hâle geliyor.

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.