Ankara’da Bıçaklı Şiddet: Çocuklar Neden Artık Utanmıyor?

YAYINLAMA
01 Şubat 2026 23:15
GÜNCELLEME
01 Şubat 2026 23:24

Etimesgut’taki bir AVM’de ve Pursaklar’da yaşanan bıçaklı saldırılar, Ankara’da gündelik hayatın ne kadar kırılgan hale geldiğini bir kez daha gösterdi.

Olayların kendisinden çok, saldırganların yaşı ve tavrı dikkat çekti.

Çünkü bu artık basit bir kavga değil.

Çocukların şiddetten utanmadığı yeni bir dönemin işareti.

Alışveriş merkezleri, şehir hayatında “en güvenli” alanlar olarak görülür.

Ancak Etimesgut’un en elit bölgelerinden biri olarak bilinen Eryaman’da yaşanan bu olay, şiddetin artık mekân ve semt seçmediğini ortaya koydu.

Daha da önemlisi, bu tür olayların çocuklar arasında normalleşmeye başlaması.

Bu tablo yalnızca Ankara’ya özgü değil.

Türkiye genelinde çocukların suça ve şiddete yaklaşımı ciddi biçimde değişiyor.

İstanbul Emniyet Müdürü Özlem Temur’un çocuk suçluluğuna ilişkin raporunda dikkat çektiği tespit bu değişimi net biçimde özetliyor:

Çocuklar işledikleri suçtan mahcubiyet duymuyor, aksine bunu ünlenmenin ve itibar kazanmanın bir yolu olarak görüyor.

Bu cümle, sorunun özünü anlatıyor.

Çünkü bir toplumda suçun en güçlü freni ceza değil, utanç duygusudur.

O duygu ortadan kalktığında, cezanın caydırıcılığı da zayıflar.

Bugün bazı çocuklar için karakola düşmek ya da ceza almak, saklanması gereken bir durum değil.

Aksine anlatılan bir hikâye, paylaşılan bir deneyim haline geliyor.

Şiddet, yanlış olmaktan çıkıp görünürlük kazandıran bir araç gibi algılanıyor.

*

Bu algının oluşmasında birçok etken var:

Aile ve okulda zayıflayan rehberlik,

şiddeti, kuralsızlığı ve sertliği popülerlik, başarı ve güçle özdeşleştiren dijital içerikler

(sosyal medya, YouTube, TV dizileri, Netflix gibi platformlar)

ve en önemlisi “nasıl olsa bir şey olmuyor” düşüncesi.

Etimesgut’taki AVM’de (14 yaş) ve Pursaklar’da (15 yaş) yaşanan bıçaklı saldırılar, tam da bu zincirin bir halkası.

Özellikle Pursaklar’daki olayın en korkunç detayı ise şu:

Fatih Acacı’yı bıçaklayarak öldüren akranın, cinayet öncesinde internette

ne kadar ceza alırım” diye arama yapması.

*

Geleceğin çocukları…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, TBMM’nin açılış günü olan 23 Nisan’ı Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak armağan ettiği çocuklar,

19 Mayıs’ı gençliğe emanet ettiği nesil, artık mahcubiyetin ne olduğunu bilmiyor.

Geleceğin çocukları ve gençleri ya kurban oluyor ya da fail.

*

Olaydan sonra sorulması gereken soru sadece “nasıl oldu?” değil.

Bu noktaya nasıl gelindi?

Dünyada çocuk suçluluğunu tamamen ortadan kaldıran bir ülke yok.

Ancak Finlandiya’da ceza ve rehberliğin birlikte uygulanması, 

İzlanda’da çocukların boşta bırakılmaması ve ailelerin sürece dahil edilmesi, 

Japonya’da utanç ve toplumsal sorumluluk duygusunun korunması, 

Almanya’da ise şiddetin itibar kazandıran bir alan olmaktan çıkarılması bu sorunun azaltılabildiğini gösteriyor.

Türkiye’de ise bugün şiddetin caydırılmadığı, mahcubiyetin zayıfladığı ve çocukların suçu bir “hikâye”ye dönüştürebildiği bir tabloyla karşı karşıyayız.

Mahcubiyet duygusu kayboldukça, şiddet daha yüksek sesle konuşuyor.

Etimesgut ve Pursaklar’daki olay bir istisna değil, bir uyarı.

Soru şu:

Çocuklar ne zaman utanmayı bıraktı ve biz bunu ne zaman normalleştirdik?

Bu soruya cevap verilmedikçe,

mekânlar değişir ama sorun yerinde kalır.

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.