Dedi Ankaralılar: Altın Gününde Memleket Meselesi

YAYINLAMA
22 Şubat 2026 23:50
GÜNCELLEME
01 Mart 2026 00:18

Ankara Ankara olalı bu kadar dert görmemişti.

Hanımların “altın günü”: kısırlar, sarmalar, börekler, tatlılar, çaylar masanın ortasında da gram altınlar. Artık çeyrek altın almak zorluyor.

Tabii, onca kalori alındı, onları yakmak lazım; açılır bir mezdeke, sallanır göbüşler, omuzlar, kilo dışında atılır tüm stresler, ooh mis!

Hanımlar biraz yoruldu, şimdi Türk kahvesi molası.

Altın günü demek sadece altın demek değil, bir nevi 'saha araştırması' demek.

Ama bu seferki dedikodu 2026 model, dolayısıyla sohbetin dozu da, derdi de başka.

Hadi kulak verelim hanımlar ne diyor:

Gülay: Ay Nermin, ne ballısın kız, altının zirve yaptığı gün sana denk geldi. Ay inşallah sıra bana geleceği hafta Trumpcığım bir iki şey saçmalarda altın kendi rekorunu tazeler sonra gelsin robot süpürgem.

Nermin: Tövbe yarabbi, sende dünya yansa horoz uykusuna yatarsın. Memenetsiz her konuşmasıyla sadece bizim memleketin değil tüm dünyanın içinden geçip anasını belledi.

Fatma teyze: Amaaan anmayın şu uğursuzu, iki yumuşadı altın düştü o da bana denk geldi. Başına devlet kuşu kondu sandı ama kuş uçtu, tüyü kaldı.Bizim oğlanın düğün masrafları bel kırdı bel.

Bengi: Aha bak sonra bana niye evlenmiyorsun diyorsunuz. Nikahta imza atmak artık tefeciden borç para almak gibi bir şey bir de üstüne çocuk yaptın mı “Hey, gidi, gidi, koca dünya, gam yükü müsün?Söyle, fani dünya, söyle, dert küpü müsün?”

Zehra(hamile): Ya öyle dema anne olmak çok güzel bir his, tamam aile desteği ile de olsa düğünüydü, balayısıydı, evi döşemesiydi derken dibi gördük ama… ay tekme attı benim kız haha…

Necla nine: Ah Bengi kızım, sen evlenmiyorsun diye kızıyoruz ama haklısın. Şimdikilerin düğününe astarı yüzünden pahalıya geliyor. Eldeki yara duvardaki delik gibi gelir millete ama ateş düştüğü yeri yakıyor be yavrum!

Zehra(hamile): Necla nine öyle bir konuştun ki karaları bağlayasım geldi.

Emine: Dur şimdi bağlama, bizim oğlanda evlilik hazırlığı yapıyor. Geçen hafta sonu gelinle Etimesgut tarafından ev bakmaya gittik.İki artı bir ev, fiyatı görünce ev değil saray sandık. Birde emlakçı “abla uygun fiyatlı”. Uygun dediği fiyatla ben doğum paketini kapatırım.

Gülay: Desenize ak akçe kara gün içindir ama akçe kalmadı ki gün ağarsın!

Emine: Öyle anacım öyle

Zehra(hamile): O değilde, bir şekilde ev geçindiriliyorda, ben bu dünyada kızımı nasıl büyütçem. Artık çocuklar ebeveynlerine değil sosyal medyadaki fenomenlere, izledikleri animelere ve oyunlardaki karaktersizlere benziyor.Daha doğrusu benzemeye çalışıyorlar.

Bengi: Çok doğru bir noktaya bastın. Sen ne kadar iyi yetiştirirsen yetiştir, şimdiki çocukların okuldaki arkadaşları, takıldıkları dijital platformlar, oyunlar hele TikTok belası, daha dün Instagram’da önüme düştü! Ankara’da bir çocuk parkında iki genç daha doğrusu onlara iki “HIRT” demek daha doğru olur, ellerinde sallama ile poz verip rapimsi küfürlü bol baslı müzik. Bunlar yarın en ufak sinirlenmede yaşıtlarını doğrarlar.

Nermin: Ay evet ya artık çocuklarda utanma arda kalmadı.Ben kendi çocuğumu tanıyamaz hale geldim. Ya kurban olacak ya katil olacak diye ödüm kopuyor.

Zehra(hamile): Ay afakanlar bastı Nermin ablacım kaldıysa bi' kısırından bi' kekinden bir de çayından alırım.

Nermin “Olmaz olur mu var tabi” deyince bir anda hanımlar “bizde bizde” diyerek ayaklandı.

Tabaklar çaylar tazelendi.

Necla nine çocuklarını, torunlarını ve torunlarının çocuklarını düşündü. Sonra içinden “Eski çamlar bardak oldu. Önceden ‘ağaç yaşken eğilir’ derdik ama bu nesil topraktan değil, yapay zekadan besleniyor, nasıl eğeceksin?" sonra da içinden kocaman bir iç çekti. Öyle bir çekti ki sanki tüm dünyanın yükünü salı verdi.  

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.