Yeter Artık Caydırıcı Bir Hukuk İstiyoruz...

YAYINLAMA
03 Mart 2026 08:54
GÜNCELLEME
03 Mart 2026 10:04

İstanbul’da genç bir öğretmen, Fatma Nur Çelik, hayattan koparıldı. Bir öğrencisinin şiddetiyle… Bir eğitim yuvasında… Bir sınıfın gölgesinde…

Bunu yazmak bile insanın içini parçalıyor.

Artık “çok üzüldük” demek yetmiyor. Çünkü her defasında aynı cümleleri kuruyor, aynı başlıkları atıyor, aynı gözyaşlarını döküyoruz. Ama değişen bir şey olmuyor. Öğretmenler yalnız, korumasız ve sistemin boşluklarına terk edilmiş durumda.

Bu bir “bireysel öfke patlaması” değil. Bu; ailede başlamayan terbiyenin, okulda tek başına verilemeyen eğitimin, denetimsizliğin ve caydırıcılıktan uzak bir hukukun ortak sonucudur.

Evet, gençler hata yapar. Evet, ergenlik zor bir dönemdir. Ama bir insanın canına kastetmek “ergenlik” değildir. Bu; sınır konmamışlığın, yaptırımsızlığın ve “nasıl olsa bir şey olmaz” rahatlığının ürünüdür.

Bugün öğretmenine el kaldıran, yarın topluma da el kaldırır.

Bugün sınıfta şiddet uygulayan, yarın sokakta da uygulayabilir.

Sorun sadece bir genç değil. Sorun; değer eğitiminin yerini ekranların aldığı, ebeveyn sorumluluğunun “okul halletsin” diye devredildiği bir düzendir. Çocuğuna “hayır” demeyen, yanlışını görmezden gelen, öğretmeni karşısında çocuğunu sorgusuz savunan aile anlayışı büyüyor. Sonuç mu? Sınır tanımayan bir kuşak ve sınır koyamayan bir sistem.

Bir diğer acı gerçek de şu: Hukukun caydırıcılığı tartışma konusudur. Cezalar yeterince net ve güçlü değilse, genç yaş indirimi adı altında algılanan bir rahatlık varsa, bu durum toplumda “nasıl olsa kurtulur” düşüncesini besler. Adalet yalnızca verilmekle kalmamalı, hissedilmelidir.

Öğretmenler bir ülkenin vicdanıdır. Onlar sadece matematik, tarih, Türkçe öğretmez; sabrı, saygıyı, birlikte yaşamayı öğretir. Eğer bir ülkede öğretmen can güvenliği kaygısıyla ders anlatıyorsa, orada sadece bir birey değil, bir sistem alarm veriyor demektir.

Fatma Nur Çelik artık aramızda değil. Ama bu olay bir gazete haberi olarak birkaç gün sonra unutulmamalı. Çünkü unutulan her acı, bir sonrakine zemin hazırlar.

Yeter artık.

Okulda şiddetin normalleşmesine, ailelerin sorumluluktan kaçmasına, hukukun caydırıcı olmamasına “yeter artık.”

Bir öğretmeni daha toprağa vermek istemiyorsak; çocuklarımızı sadece büyütmekle değil, eğitmekle de yükümlü olduğumuzu hatırlamak zorundayız.

Aksi halde kaybeden sadece öğretmenler olmayacak.

Kaybeden bir toplum olacak.

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.