Bir Avuç Şeker, Bir Ömür Hatıra

YAYINLAMA
22 Mart 2026 17:14
GÜNCELLEME
22 Mart 2026 17:14

Sabahın erken saatlerinde, henüz güneş tam doğmadan uyanırdık eskiden. Evde tatlı bir telaş olurdu; bayramlıklar hazırlanır, kolonyalar masaya dizilir, şekerlikler özenle doldurulurdu. O günün havası bile farklıydı… Sanki bayram, sadece kapıyı çalmıyor; evin içine, kalbimizin en sıcak köşesine kadar giriyordu.

Şeker Bayramı dediğimiz şey, aslında bir parça şekerden çok daha fazlasıydı. Kırgınlıkların unutulduğu, küslüklerin son bulduğu, büyüklerin hatırlandığı, küçüklerin sevindirildiği o güzel günlerdi. Kapı kapı dolaşmak bir gelenekti ama aslında bir bahaneydi; asıl mesele gönülden gönüle kurulan o görünmez köprülerdi.

El öpmek bir zorunluluk değil, bir bağlılıktı. Büyüklerin yüzündeki o sıcak tebessüm, “Büyümüşsün” sözleri ve avucumuza bırakılan şekerler… O şekerler sadece ağızda erimezdi; içimizde bir iz bırakır, yıllar geçse de unutulmazdı.

Şimdi zaman değişti. Kapılar eskisi kadar sık çalınmıyor, çocukların heyecanı biraz daha ekranlara sığmış durumda. Şekerler hâlâ var belki ama o eski tadı arıyoruz çoğu zaman. Oysa eksilen şey şeker değil; birlikte geçirilen anlar, samimiyet ve o içtenlik…

Ama hâlâ geç değil. Bir telefonla hatırlamak, bir kapıyı çalıp hâl hatır sormak, küçük bir ziyareti büyük bir mutluluğa dönüştürmek bizim elimizde. Bayram dediğin, biraz da çaba ister; biraz hatırlamak, biraz da hatırlanmak…

Belki de bu bayram, bir avuç şekerle değil, bir avuç sevgiyle başlayabiliriz. Çünkü bazı tatlar damakta değil, kalpte kalır. Ve bazı hatıralar vardır… Bir ömür boyu bizimle gelir.

İşte bayram tam da budur:

Bir avuç şeker… Bir ömür hatıra.

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.