Son yıllarda dikkatimi çeken bir şey var. Artık çocuklar sadece üniversiteden değil; kreşten, anaokulundan, ilkokuldan, ortaokuldan hatta neredeyse her sınıf geçişinden “mezun” oluyor.
Cübbeler, kepler, profesyonel fotoğraf çekimleri, salon organizasyonları, gösteriler, hediyeler…
Bazen düşünüyorum; çocuklarımız gerçekten mezun mu oluyor, yoksa biz yetişkinler her aşamayı büyük bir gösteriye dönüştürerek onların omuzlarına farkında olmadan yeni yükler mi bırakıyoruz?
Elbette emek kutlanmalıdır. Bir çocuğun bir eğitim dönemini tamamlaması değerlidir. Öğretmenlerin özverisi, ailelerin desteği ve çocukların çabası alkışı hak eder. Ancak kutlamak ile abartmak arasındaki çizgiyi kaybetmeye başladığımızı düşünüyorum.
Hayatın her dönemine büyük final havası yüklediğimizde, çocuklar başarıyı sessizce yaşanacak doğal bir süreç olarak değil, sürekli sahneye çıkılması gereken bir gösteri olarak algılayabilirler. Her yıl alkışlanan, ödüllendirilen ve törenlerle taçlandırılan bir çocuk, ilerleyen yıllarda hayatın sıradan ama önemli başarılarıyla karşılaştığında hayal kırıklığı yaşayabilir.
İşin bir de psikolojik boyutu var.
Çocuk gelişimi uzmanları, çocukların öz değer duygusunun dışarıdan gelen alkışlarla değil, kendi çabalarını fark etmeleriyle güçlendiğini vurguluyor. Eğer her küçük adım büyük bir organizasyonla kutlanırsa, çocuklar zamanla başarıyı içsel bir tatmin yerine dışarıdan onay alma aracı olarak görmeye başlayabilirler.
Bir başka konu da kıyaslama.
Bugün birçok veli, çocuğunun mezuniyet törenine istemese bile katılıyor; çünkü diğer aileler de katılıyor. Daha güzel kıyafetler, daha gösterişli organizasyonlar, daha fazla fotoğraf… Çocukların kutlanması gereken bir gün, farkında olmadan ailelerin birbirleriyle yarıştığı bir alana dönüşebiliyor.
Oysa çocukların ihtiyacı olan şey her zaman daha büyük sahneler değildir.
Bazen bir öğretmenin samimi bir tebriki, aile sofrasında yenilen küçük bir kutlama yemeği veya içten söylenmiş birkaç güzel söz, en gösterişli organizasyondan çok daha kalıcı izler bırakabilir.
Belki de çocuklarımıza vermemiz gereken mesaj şudur:
Hayat, her yıl mezun olunan bir törenler zinciri değil; öğrenmeye devam edilen uzun bir yolculuktur.
Ve bazı başarılar, alkışlardan çok karakterimizi büyütür.
Bu nedenle çocuklarımızın her adımını kutlayalım; ama kutlamanın önüne gösteriyi koymayalım. Çünkü çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey sahneler değil, sağlam bir özgüven ve gerçekçi bir hayat algısıdır.