Hayatımızın En Kalabalık Misafiri : El Âlem

YAYINLAMA
05 Haziran 2026 12:47
GÜNCELLEME
05 Haziran 2026 12:52

Hayatımız boyunca birçok insanla karşılaşırız. Kimileri birkaç dakika, kimileri birkaç yıl kalır hayatımızda. Ama öyle biri vardır ki neredeyse doğduğumuz günden itibaren bizimle yaşar. Ne tam olarak kim olduğunu biliriz ne de nerede yaşadığını. Buna rağmen kararlarımız üzerinde çoğu zaman ailemizden, dostlarımızdan hatta bazen kendi aklımızdan bile daha etkili olur.

Adı kısaca “el âlem”dir.

Çocukluğumuzda hangi oyunu oynayacağımıza, gençliğimizde hangi bölümü seçeceğimize, yetişkinliğimizde nasıl evleneceğimize, kaç çocuk sahibi olacağımıza, nasıl giyineceğimize kadar pek çok konuda onun görünmez gölgesi üzerimizdedir.

“El âlem ne der?”

Belki de bu cümle, hayallerin önüne kurulan en eski barikattır.

Dikkat ederseniz insanlar çoğu zaman başarısızlıktan korkmaz. Çünkü başarısızlık insanın kendisiyle ilgilidir. Düşersiniz, kalkarsınız, yeniden denersiniz. Ama toplumun yargısından korkmak farklıdır. Çünkü o korku, daha yola çıkmadan insanın ayaklarına ağırlık bağlar.

Yıllardır kitap yazmak isteyen ama “Kim okur ki?” diye kalemini eline almayanlar…

Bir iş kurma hayali varken “Ya batarsa?” sorusundan çok “Millet ne der?” kaygısıyla vazgeçenler…

Yıllarca sevmediği bir işte çalışan ama çevresine karşı başarısız görünmek istemediği için değişime cesaret edemeyenler…

Aslında vazgeçtikleri şey hayalleri değil, kendilerine duydukları güvendir.

Oysa insan hayatına dönüp baktığında en çok yaptığı hataları değil, yapmaya cesaret edemediklerini hatırlar. Çünkü yapılan yanlışlar zamanla bir tecrübeye dönüşür. Ama hiç yaşanmamış ihtimaller, zihnin bir köşesinde yıllarca sessizce yaşamaya devam eder.

Belki de bu yüzden bazı pişmanlıkların tarihi yoktur.

Yetmiş yaşında bir insanın içinde hâlâ yirmi yaşında kurduğu bir hayal yaşayabilir.

Çünkü ertelenen hayaller yaşlanmaz.

Bugün sosyal medya çağında bu baskı daha da görünmez hâle geldi. Artık sadece komşularımızın ya da akrabalarımızın değil, yüzlerce hatta binlerce kişinin onayını bekler olduk. Yediğimiz yemekten yaptığımız tatile kadar her şeyi başkalarının gözünden değerlendirmeye başladık.

Kendi mutluluğumuzu bile bazen başkalarının beğenisine sunuyoruz.

Oysa hayatın en önemli kararları alkış toplamak için verilmez.

Mutlu olmak için verilir.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormalıyız:

Bu hayat gerçekten benim mi?

Yoksa başkalarının beklentilerini karşılamak için mi yaşıyorum?

Çünkü günün sonunda insanlar sizin yaşamadığınız hayallerin yükünü taşımaz. Vazgeçtiğiniz fırsatların pişmanlığını hissetmez. Kaçırdığınız trenlerin ardından dönüp bakmaz.

Bunu sadece siz yaparsınız.

Hayatın sonuna geldiğimizde, bizi en çok yoran şey başaramadıklarımız değil; sırf birileri ne düşünür diye hiç başlamadıklarımız olacaktır.

Ve belki özgürlük, tam da o gün gelmeden önce şunu söyleyebilmektir:

“El âlem ne der bilmiyorum ama ben kendi hayatım için ne istediğimi biliyorum.”

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.