Okullar kapandı. Evimizde de o tatlı telaş başladı. Bir tarafta 13 yaşındaki kızımın “Bu yaz ne yapacağız?” heyecanı, diğer tarafta iki yaşındaki oğlumun hiç bitmeyen enerjisi…
Bir anne olarak düşündüm. Tatil dediğimiz şey gerçekten sadece otellere gitmek, havuza girmek, deniz kenarında fotoğraf paylaşmak mı?
Sonra kendi kendime bir söz verdim.
Bu yaz çocuklarıma sadece tatil yaptırmayacağım; onlara hatıralar biriktireceğim.
Ankara’da yaşayan biri olarak aslında ne kadar şanslı olduğumuzu fark ettim. Arabanın kontağını çeviriyorsunuz; iki saat sonra Safranbolu’nun taş sokaklarında yürüyorsunuz. Biraz daha devam ediyorsunuz, Hattuşa’nın binlerce yıllık tarihine dokunuyorsunuz. Beypazarı’nda eski konakların arasında dolaşıyor, Tuz Gölü’nde gün batımını izliyor, Eskişehir’de Porsuk kıyısında çocuklarla dondurma yiyebiliyorsunuz.
Bazen kültür, sandığımız kadar uzakta değil. Yeter ki çocuklarımızın elinden tutup yola çıkalım.
Belki iki yaşındaki oğlum bugün gördüklerinin hiçbirini yıllar sonra hatırlamayacak. Ama uzmanlar, çocukların erken yaşta yaşadığı güvenli ve mutlu deneyimlerin duygusal gelişimlerinde iz bıraktığını söylüyor. Ablasının heyecanını, birlikte çıktığımız yolculukları, ailece geçirilen zamanı hissedecek.
13 yaşındaki kızım ise artık çocuklukla gençlik arasında ince bir köprüde yürüyor. Bugün birlikte gezeceğimiz bir müze, çıkacağımız bir kale, edeceğimiz bir sohbet; belki yıllar sonra “En güzel yazlarımızdan biriydi.” diye anlatacağı anılara dönüşecek.
Çocuklara bırakacağımız en değerli mirasın sadece maddi imkânlar olmadığını düşünüyorum. Onlara yaşanmış hikâyeler bırakabilmek çok daha kıymetli.
Bu yüzden bu yaz hedefimiz kilometre yapmak değil, anı biriktirmek.
Belki bir hafta sonu Beypazarı’nda tarihi çarşıyı gezeceğiz. Belki Gordion’da medeniyetlerin izini süreceğiz. Belki Kızılcahamam’ın orman havasını içimize çekeceğiz. Bir başka hafta sonu Çankırı’nın Tuz Mağarası’nı görecek, Eskişehir’de masal gibi sokaklarda dolaşacağız.
Çünkü çocuklar büyüyor.
Bir gün “Anne, benim işim var.” diyecekler. Bir gün arabamızın arka koltuğu boş kalacak. Bir gün bugün çektiğimiz fotoğraflar, telefonun hafızasında değil, kalbimizin en güzel köşesinde yaşayacak.
Belki de yaz tatilinin gerçek anlamı tam olarak budur…
Dönülecek bir ev, birlikte çıkılan yollar ve yıllar geçse de gülümseten anılar…
Bu yaz sadece valiz hazırlamayalım.
Merakımızı da yanımıza alalım.
Çünkü çocuklarımıza göstereceğimiz her yeni şehir, her tarihi sokak, her müze ve her doğa manzarası; onların dünyasına açılmış yeni bir pencere olacak.
Ve inanıyorum ki yıllar sonra bize teşekkür edecekleri şey, hangi otelde kaldığımız değil; birlikte çıktığımız o küçük yolculuklar olacak