Kasada duran görevli soruyor:
“Fiş ister misiniz?”
Ne kadar sıradan bir soru değil mi? O kadar alışmışız ki çoğu zaman düşünmeden “Yok, kalsın” deyip çıkıyoruz. Marketten ekmek alırken, kahve içerken, çocuk için bir şey alırken… Fiş bazen cebimizde buruşturulmuş bir kâğıt, bazen de daha kasadan ayrılmadan çöpe giden bir şey oluyor.
Ama son zamanlarda bu soruyu daha farklı duymaya başladım.
Çünkü mesele sadece bir kâğıt parçası değil.
Fiş aslında yapılan alışverişin kaydı. Yani “Bu satış oldu” demenin resmi hali. Devletin vergiyi görebilmesi, işletmenin satışını kayıt altına alması, vatandaşın da gerektiğinde hakkını arayabilmesi için var.
Düşünün… Bir ürün bozuk çıktı. Eve geldiniz, çalışmıyor. İlk sorulan şey ne oluyor?
“Fişi var mı?”
İşte o anda o küçücük kâğıdın ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz.
Aslında hepimiz bir çelişkinin içindeyiz. Bir yandan yolların, okulların, hastanelerin daha iyi olmasını istiyoruz. Vergilerin doğru kullanılmasını istiyoruz. Kayıt dışılıktan şikâyet ediyoruz. Ama kasada “Fiş ister misiniz?” denildiğinde bazen “Aman gerek yok” deyip geçiyoruz.
Elbette her fiş alınmadığında ülke batmaz. Konu bu kadar basit değil. Ama mesele alışkanlık.
Çocuklar da bizi izliyor.
Bir markette küçük bir çocuğun annesine “Neden fiş alıyoruz?” diye sorduğunu duymuştum. Anne çok kısa bir cevap verdi:
“Çünkü yaptığımız alışverişin kaydı olsun diye.”
Bence vergi bilinci bazen uzun seminerlerle değil, böyle kısa cümlelerle başlıyor.
Bugün birçok ödeme zaten kartla yapılıyor. Telefonumuzdan anında bildirim geliyor. “Nasıl olsa sistemde görünüyor” diye düşünüyoruz. Çoğu zaman da doğru. Ama fiş sadece ödeme kanıtı değil; satıcının da işlemi kayıt altına aldığının belgesi.
Burada mesele kimseyi suçlamak değil.
Mesele şu soruyu kendimize sormak:
Biz vatandaş olarak hakkımızı ne kadar takip ediyoruz?
Çünkü fiş istemek bazen sadece vergi meselesi değil, tüketici hakkı meselesi de oluyor. Aldığın ürünün garantisi, değişimi, iadesi… Hepsinin ilk dayanağı çoğu zaman o küçük kâğıt.
Belki de bu yüzden kasadaki o kısa soru düşündüğümüzden daha büyük.
“Fiş ister misiniz?”
Aslında soru şu olabilir:
“Yaptığınız alışverişin kaydını görmek ister misiniz?”
Belki bundan sonra kasada cevabı biraz daha düşünerek veririz.
Çünkü bazen bir toplumun vatandaşlık bilinci, en çok da cebine koyduğu küçücük bir fişte saklıdır.