En Çok Sustuğumuz Yerde Kaybediyoruz

YAYINLAMA
27 Haziran 2026 21:23
GÜNCELLEME
27 Haziran 2026 21:25

İnsan, konuşabilen tek canlı olabilir. Ama belki de hissettiklerini en az anlatabilen de odur.

Günlük hayatın temposu içinde birbirimize durmadan bir şeyler söylüyoruz. Toplantılar yapıyor, mesajlar atıyor, telefon görüşmeleri gerçekleştiriyoruz. İletişim çağında yaşadığımızı söylüyoruz. Oysa belki de hiç olmadığı kadar az anlaşılıyor, hiç olmadığı kadar çok susuyoruz. Çünkü en ağır cümleler, çoğu zaman hiç kurulmaz.

Bir anne, “Çok yoruldum.” demez.

Bir baba, “Korkuyorum.” diyemez.

Bir çocuk, “Beni görün.” diye bağırmaz.

Sadece sessizleşir.

Modern hayat, insanı konuşmaktan çok rol yapmaya zorluyor. Güçlü görünmek, ayakta kalmak, başarılı olmak… Kırılganlığın zayıflık sayıldığı bir düzenin içinde insanlar, acılarını saklamayı yardım istemekten daha güvenli görüyor.

Oysa sessizlik her zaman huzur değildir.

Bazen tükenen bir evliliğin ilk işaretidir.

Bazen yıllarca büyüyen bir kırgınlığın.

Bazen de kimsenin fark etmediği derin bir yalnızlığın.

İnsan ilişkileri çoğu zaman büyük kavgalarla değil, küçük suskunluklarla yıpranır. Ertelenen bir konuşma, önemsenmeyen bir kırgınlık, karşılık bulmayan bir çaba… Her biri görünmez bir çatlak açar. O çatlak büyüdükçe insanlar aynı evi paylaşsalar da birbirlerinin hayatından yavaş yavaş çekilir.

Belki de bu yüzden hayatın en ağır pişmanlığı, yanlış kurulmuş cümleler değildir. Hiç kurulamayan cümlelerdir.

Çünkü bazen bir insanı bizden uzaklaştıran şey söylenen sözler değil, zamanında söylenmeyen tek bir cümledir.

Ve insan, en çok sustuğu yerde kaybeder.

Bu yazı bir hüküm değil, bir düşünme davetidir.

Çünkü insanlar konuştukça birbirini anlar, anladıkça birbirine yaklaşır.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.