Çağrı Merkezleri İle Dolandırıcılık

YAYINLAMA
05 Temmuz 2026 11:22
GÜNCELLEME
06 Temmuz 2026 09:50

Türkiye'de son iki günde peş peşe yapılan iki operasyon, ilk bakışta sıradan bir "dolandırıcılık operasyonu" gibi görünebilir.

Ama bence öyle değil.

Çünkü bu dosyalar, artık dolandırıcılığın basit eski yöntemlerle değil; plazalarda, çağrı merkezlerinde, yapay zekâ destekli sistemlerle ve profesyonel organizasyonlar eliyle yapıldığını gösteriyor.

Cuma günü İstanbul’da faaliyet gösteren bir çağrı merkezine operasyon düzenlendi. Yapay zekâ destekli yazılımlar kullandığı belirtilen şüphelilerin, kendilerini polis, savcı, asker ve banka görevlisi olarak tanıtıp başta Çekya olmak üzere Avrupa’daki vatandaşları dolandırdıkları iddia edildi. Suçtan elde edildiği değerlendirilen paraların ise banka hesapları ve kripto varlıklar üzerinden aklandığı öne sürüldü. Operasyonda 51 şüpheli gözaltına alındı.

Üstelik operasyon görüntülerini izlediğinizde karşınıza bodrum katında kurulmuş amatör bir yapı çıkmıyor. Modern bir iş merkezinde, kurumsal bir şirket ofisini andıran profesyonel bir çağrı merkezi görüyorsunuz. İlk bakışta bunun uluslararası bir suç örgütünün merkezi olabileceğini düşünmek bile zor.

**

KAYSERİ OPERASYONU

Henüz bir gün geçmeden bu kez Kayseri merkezli başka bir operasyon geldi.

Ankara’nın da aralarında bulunduğu altı ilde düzenlenen baskınlarda, internet servis sağlayıcılarının birebir kopyası sahte internet siteleri kurarak modem ve internet aboneliği vaadiyle vatandaşları dolandırdığı iddia edilen şebekeye operasyon düzenlendi.

Yaklaşık 17 bin kişiyi mağdur ettiği, banka hesaplarında ise 757 milyon lirayı aşan para hareketi bulunduğu belirlenen operasyonda 53 kişi gözaltına alınırken, 31 şüpheli tutuklandı.

Şimdi diyeceksiniz ki...

"Türkiye'de her gün dolandırıcılık operasyonu yapılıyor. Bunun diğerlerinden farkı ne?"

Şöyle ki, beni bu denli heyecanlandıran ve umutlandıran tam da burası.

Bu iki operasyon yalnızca yakalanan suçluları değil, bana göre devletin, yıllardır milyonlarca insanı mağdur eden dijital dolandırıcılık ağlarını artık daha büyük ölçekte hedef almaya başladığının da işaretini veriyor. Eğer öyleyse, bugün gördüklerimiz yalnızca başlangıç olabilir.

**

AKIN GÜRLEK VE MUSTAFA ÇİFTÇİ

Bu noktada iki isim özellikle dikkatimi çekiyor.

Bana göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son dönemde yaptığı en isabetli atamalardan ikisi, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi oldu.

Akın Gürlek'in göreve başlamasının ardından birçok dosyanın yeniden açıldığını, daha önce üzerine beklenildiği kadar gidilmeyen dosyalarda ise yeni soruşturmalar başlatıldığını görüyoruz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptığı dönemdeki cesareti de malum. Bu yüzden son dönemde kapanmış cinayetlerden organize suçlara, dolandırıcılık dosyalarından farklı soruşturmalara kadar birçok eski dosya yeniden gündeme geliyor.

Mustafa Çiftçi ise teşkilatıyla birlikte, diğer kurumlarla da iş birliği içinde, yıllardır çözüm bekleyen bazı sorunların üzerine daha görünür biçimde gidiyor.

**

DİJİTAL DOLANDIRICILIK

Türkiye'nin bugün en büyük güvenlik sorunlarından biri bana göre dijital dolandırıcılık.

Çünkü artık karşımızda üç beş kişinin telefon açıp insan kandırdığı basit yapılar yok. Profesyonel ofislerde çalışan, yapay zekâ kullanan, sahte internet siteleri kuran, milyonlarca liralık para trafiğini yöneten organize yapılar var.

Eğer Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi'nin yürüttüğü bu mücadele aynı kararlılıkla devam ederse, yalnızca birkaç suç örgütü çökertilmiş olmayacak. Yıllardır vatandaşları mağdur ettiği öne sürülen daha büyük organizasyonlar da tek tek ortaya çıkarılabilir.

Peki neden bu kadar iddialı konuşuyorum?

Çünkü ben bu sorunu hem haberlerden hem deneyimleyenlerden hem de sağlam kaynaklardan takip ediyorum.

**

“TÜRK TELEKOM’DAN ARIYORUM” YALANI

Birazdan bahsedeceğim konularda hukuki hassasiyetler nedeniyle şirket ismi veremiyorum, bu nedenle şirket adı vermeden, yöntemi ve mağduriyet iddialarını anlatmakla yetineceğim.

Bu tür şikâyetlerde en sık anlatılan yöntemlerden biri, Türk Telekom gibi güvenilir ve itibarı yüksek şirketlerin isimlerinin kullanılması.

Türk Telekom da zaman zaman yaptığı uyarılarda, resmî müşteri hizmetleri numarası dışındaki aramalara karşı dikkatli olunması gerektiğini hatırlatıyor.

Türk Telekom markasını kullanarak vatandaşta güven algısı oluşturan kişiler, şikâyetlere göre aramalarda şu ifadeleri kullanıyor:

"Türk Telekom'dan arıyoruz."

Oysa şikâyet sahipleri, sonradan Türk Telekom’da böyle bir işlem kaydı bulunmadığını öğrendiklerini söylüyor.

Şikâyetlerde aktarılan konuşma kalıpları çoğunlukla birbirine benziyor:

"Taahhüdünüz bitmek üzere."

"İnternet faturanız artacak."

"Size özel kampanyamız var."

"Hem internetinizi yenileyelim hem de ‘... TV platformu’ hediye edelim. Modeme para ödemiyorsunuz."

İlk bakışta kulağa oldukça masum geliyor. Vatandaş da doğal olarak yıllardır hizmet aldığı şirketin aradığını zannediyor.

Bazı şikâyetlere göre eve servis yönlendiriliyor, cihaz kurulumu yapılıyor ve vatandaşlara ‘Türk Telekom da birkaç hafta sonra gelecek’ deniliyor. Vatandaşlar, bu süreçte bekledikleri için cayma süresini kullanamadıklarını belirtiyor.

Şikâyet sahipleri, daha sonra Türk Telekom’u aradıklarında böyle bir kayıt bulunmadığını öğrendiklerini; üyeliği iptal edip modemi iade etmek istediklerinde ise yüksek cayma bedelleriyle karşılaştıklarını anlatıyor.

Bu anlatımlara göre vatandaş, mevcut internet faturası devam ederken, istemediğini belirttiği TV platformu için de ayrı bir fatura ile karşılaşabiliyor.

**

DEVLET, “OYUN PLATFORMU ABONELİĞİNİ” ARAŞTIRMALI

Bir başka şikâyet başlığı ise GSM abonelerinden bazılarının faturalarına yansıtılan oyun aboneliği ücretleriyle ilgili.

Ancak burada teknik biraz daha farklı.

Bazı vatandaşlar, bilgileri ve açık onayları dışında ‘oyun aboneliği’ başlatıldığını ve bu bedellerin mobil ödeme yoluyla faturalarına yansıtıldığını ileri sürüyor. Bazı aboneler, bu kalemlerin 2-3 ay ya da daha uzun süre faturalarında yer aldığını ve tutarların yükseldiğini belirtiyor.

Geçmişte sektörde çağrı merkezi deneyimi bulunan kişilerin anlatımına göre, “oyun aboneliği ücreti” itirazlarında abonelere verilecek standart yanıtların personele aktarıldığı iddia ediliyor.

Aboneler, “Ben böyle bir oyun platformuna abone olmadım” diye itiraz ettiklerinde, çoğu zaman şu iki yanıtla karşılaştıklarını söylüyor:

“Yanlışlıkla parmağınızla basıp onaylamış olabilirsiniz.”

“Çocuğunuz yanlışlıkla onaylamış olabilir.”

Bu yanıtlar kulağınıza hiç yabancı gelmedi değil mi?

Sadece Şikayetvar’da “yayın tarihi itibarıyle” yapılan aramalarda “oyun aboneliği” başlığı altında on binlerce şikâyet bulunduğu görülüyor.

Eski çalışanların anlatımına göre, çağrı merkezine gelen şikâyetler içinde oyun aboneliği itirazlarının önemli bir yer tuttuğu öne sürülüyor.

**

ŞİKAYET MEKANİZMASINDAKİ SORUN

On binlerce şikayet var ancak neden sorun çözülemiyor?

Bence sorun biraz da başvuru ve denetim mekanizmasının işleyişinde.

Bazı başvurularda vatandaşın şikâyeti, yanıt vermesi için ilgili kuruma ya da şirkete yönlendiriliyor. Bu durum, başvurucularda şikâyetin bağımsız biçimde incelenmediği yönünde bir algı oluşturuyor. Şikâyet edilen tarafın “böyle bir sorun yoktur” yanıtı vermesi hâlinde ise vatandaş çoğu zaman sonuç alamadığını düşünüyor.

Sorunu hukuki zemine taşımayı düşünen birçok vatandaş ise haftalarca sürecek başvuru ve takip sürecine zaman ayıramadığı için çoğu zaman konunun peşini bırakıyor.

Gerek yurt dışı gerek yurt içi birçok başarılı operasyonlar gerçekleştirmiş bir devlet ve iki gün içinde gelen bu devrim niteliğindeki iki baskını yapanlar, bu yapılara yönelik daha etkin denetim, delillendirme ve takip mekanizmaları işletilemiyor mu?

Kaldı ki bu yapılarda kısa süreli eğitimlerle çağrı merkezi personeli çalıştırıldığı, tüketiciyi yanıltabilecek standart konuşma metinlerinin kullanıldığı iddia ediliyor. Böyle bir yapının denetlenmesi gerçekten bu kadar zor mu?

Sadece oyun abonelikleriyle ilgili şikâyet platformlarında on binlerce başvuru bulunduğu görülürken, benzer biçimde farklı abonelik satışlarında da çok sayıda mağduriyet iddiası dile getiriliyor. Bloglara, CİMER’e ve tüketici hakem heyetlerine yapılan başvuruları saymıyorum bile.

Tablo ortadayken, şikayetlerden yola çıkılıp iz sürülerek “TV platformu” ve “Oyun platformu” konuları daha kapsamlı incelenemez mi?

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.