Karınlar aç…
Açlığın getirdiği sabırsızlık, yorgunluk, bir de Ankara trafiği…
Ticari bir araçta direksiyon başındakinin vay hâline! Fren, gaz; fren, gaz; fren, gaz… Şoför bir ara baktı, hiç ilerleyemiyor. Diğer araçlar gibi o da kontağı kapattı.
Radyodan gelen ses, trafik yoğunluğuna ek olarak bir de feci kaza yaşandığını söylüyordu. Hem de ölümlü…
Bir otomobil takla atarak karşı şeride geçmiş; hem kendi şeridindeki hem de beton bariyerle ayrılmış karşı şeritteki araçlara dehşeti yaşatmıştı.
Ticari araçtakiler kısa bir “cık cık” çekip üzüldüler. Üstelik kaza, yol güzergâhlarının tam üzerindeydi ve başka yol yoktu. “Belki biz gidene kadar yol açılır.” diye düşündüler.
Tam trafikteki sabırsızlık ve sorumsuzluktan bahsederlerken şoför, yeşil ışık yanınca bir kırmızı ışığa daha takılmamak için direksiyonu kırıp önündeki aracın solundan geçiverdi.
— Lan oğlum, ne yapıyorsun ya? Beklesene adam akıllı, çizdireceksin her iki aracı da!
— Yok, bak bir şey olmadı. Pratikçe sıyrılıverdik müdür. Erdoğan’ın İzmir’de CHP’nin hemen solundan solladığı gibi…
Müdür sinirlenip “Tövbe!” diyerek önüne baktı. Arkadakilerden biri muzipçe sordu:
— Sahi, şimdi İzmir Müslüman, AK Parti de gâvur mu olmuş oldu?
Bu soğuk espri üzerine arabadaki herkes kahkahaya boğuldu.
— Ulan İbo, ne adamsın!
— Müdürüm, sen Ahmet Usta’ya bakma. AK Parti solu solladıysa fon krizi de AK Parti’nin içinden geçti. Bakalım Cumhurbaşkanı gemiyi limana sağ salim götürebilecek mi? Eminim Devlet Bahçeli şu an, “AK Parti içindeki çatlaklar büyürse MHP’yi nasıl kurtarırım?” diye plan yapıyordur.
— Sanmam. Reisimiz ve Bahçeli işini bilir. Bence bu krizden başarıyla çıkacaklar; parti içinde sağlam bir temizlik yapıp ekonomiyi rahatlatacaklar.
— Cık, cık, cık… Allah’ın Tayyipcisi! İddialar, belgeler birer birer ortaya çıkıyor; eski bakanların, parti yöneticilerinin, vekillerin adı geçiyor… Bak bize, bizim vekillerden hiçbiri bulaşmış mı fona?
— Müdür, kızma ama sizin fona ihtiyacınız yok ki! Siz zaten belediyelerle halkı söğüşlemişsiniz.
— Ya ohooo! İşi nereye bağladın? Biz burada yolsuzluktan mı konuşuyoruz, fondan mı konuşuyoruz? Çevirme konuyu.
Genç çaylak araya girdi:
— Ya, ben bu İzmir işine çok şaşırdım.
— Nesine şaşırıyorsun İbo? İzmir zaten tam CHP’li değildi ki, Demokrat Partiliydi. Özellikle 1950 ve 1960’larda merkez sağın güçlü olduğu bir yerdi. Sonra 73’te CHP’ye yöneldi. Ama git bak İzmir köylerine, baskın olan yine DP yani…
— Güzel hatırlattın. Bak şimdi, Erdoğan’a inat CHP’ye atıyorlar hepsi, hehehe…
— Ya, siz asıl bombayı biliyor musunuz?
— Neymiş?
— AK Parti Grup Başkanı Güler, çuvaldızı batırmış.
— Nasıl yani, ne demiş ki?
— Bu Yeni Parti vekili Özlale, fon krizinde iki bakana karşı iddialarda bulunmuştu ya… Hah, işte ona, “Aynı muameleyi yaşamanıza rağmen, size de bu iftira atılmasına rağmen nasıl üzüldüğünüzü ve bunun karşısında hanımınızın nasıl cevap verdiğini gördük.” demiş.
Gerisini siz düşünün…
— Vallahi benim kafa kaldırmıyor abi. Bu foncular daha önce fon işine girdi mi? Bu ilk değildir herhâlde. Tamam, “Ayırmaksızın hesap sorulacak.” dendi ama bu adamlar bunu kaç kez yaptı? Sayan bir de utanmadan, “Vicdanım el vermedi, ondan iade ettim.” demiş. Yani ortaya çıkmasa vicdanı el verecekmiş demek ki!
— Ya müdür, bak şu siyasilere… Bizi birbirimize düşürüyorlar. Boş verelim, onlar dertlensin. Elbet o sandık günü gelecek.
— Hah be Ahmet Abi, ne güzel söyledin. Hepsi Hayvan Çiftliğinin sonunda domuzlarla insanların birbirine benzemesi gibi…
— Ooo, kaza gerçekten çok büyükmüş! Nasıl ters dönmüş öyle? Kaç araç karışmış kazaya?
— İçinde biri sıkışmış.
— İki şu, üç şu galiba…
— Yok, o sanki yardım etmek için durmuş gibi.
— Niye kontağı kapattığımız şimdi anlaşıldı. Ekipler bile karşı şeride zor ulaşmış, kazanın hâline bak…
Dediler Angaralılar…
Memleketin trafiği ise hâlâ felç…