Haluk Levent bu milleti dolandırmakla kandırmakla haklı!
Vatandaş da güvenmeme ve yardım etmek istememe konusunda haklı.
Yürü be Levent, helal sana(!)
Yürü be denetimsizlik; kâğıt üstünde var olup ama gerçekte var olamayan sizlere de helal olsun(!)
Neden mi helal?
Anlatayım efenim:
Ünlü bir şarkıcımız... Kumar oynama gibi bir bağımlılığı var ki kendisi de böyle pis bir huyunun olduğunu zaten dile getirdi.
Geçmişte iki kez hapis yattı. Bunlardan ilki; 1997 senesinde karşılıksız çek düzenlemekten dolayı 9 ay 10 gün hapis yatmasıydı.
Ceza caydırıcı olmamış olsa gerek, 2010 senesinde de icra borcunu ödeyememesi ve geçmişten gelen dolandırıcılık ile karşılıksız çek suçlarından kesinleşen 3 aylık hapis cezası aldı.
Üstüne bir de kamera karşısına geçip olanlardan özür diledi ve bir daha olmayacağını söyledi.
Ve nasıl oluyorsa böyle bir ünlümüz halkın güvenini kazanıp; belli ki sadece halkın da değil, yardımlaşma derneği AHBAP'ı kurabiliyor.
**
Kahramanmaraş merkezli, 11 ilimizi etkileyen 6 Şubat 2023 deprem felaketinde vatandaşımız, Haluk Levent'e güvendiği için kimi emekliler maaşlarını verdi, kimi çocuklar kumbarasındaki parayı verdi, kimisi altın bileziğini bozdurup yolladı.
Tabii o dönem Kızılay'ın çalışma sistemi bilinmediğinden dolayı hem bazı yanlış anlaşılmalar, hem karalama süreci hem de kurumun hataları nedeniyle güvensizlik ortamı ve nefret söylemleri sosyal medyada dolaşıyordu. Böyle bir atmosferde halk da yardım parasını popüler olan, güvendikleri Haluk Levent'e gönderdi.
**
Peki, Levent ne yaptı?
Bu insanların güvenlerini suiistimal etti ve paralarıyla borsada oynadı!
Elbette yeni iddiaların gelmesiyle soruşturma büyüdü. Diğer suçlarda masumiyet karinesi hâlâ var; son kararı mahkeme verecek. Ancak mahkemede sorulan sorulara düzgün cevap veremediği gibi, verdiği cevaplarla da kendi kendini infaz etti.
Hatta, "Parasal anlamda derneğin tek yetkilisi benim... Haluk Levent olarak ben ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim. Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerlerde teminat olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım. Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz." diyerek durumunu aklamaya çalıştı.
Ha, bir de suçu yapılan operasyonun zamanına attı.
Neymiş efendim; şu anda gözaltına alınmamış olsaydı Ahbap Derneğinden hiçbir şekilde para çıkışı olmayacakmış, 80 milyonluk açığı dairelerle kapatacakmış.
Haluk Levent işin öyle bir uzmanı olmuş ki kendi banka hesabı yok. Tüm işleri Yeliz Akkaya ve şoförünün hesabı üzerinden yürütüyor.
**
LEVENT'TEN ABA ALTINDAN SOPA GÖSTEREN MEKTUPLAR
Gelelim kaleme aldığı o veda mektuplarına...
Mektuplara bakarsanız, karşımızda kurban rolü oynayan ama bir yandan da devlete ve alacaklılarına apaçık gözdağı veren bir "şantaj" dili var!
Bizzat kendi yazdığı cümleyi aynen aktarıyorum:
"Ama hiçbir şey gizli kalmaz. Bu sayfa üzerinden yayınlanacaktır zaten. Ayrıca kimler tefecilikte kaç TL verdi, kaç TL aldı, hepsi ifşa olacak."
Sıkışınca resmen "Sizi de tefeci gösterir, herkese rezil ederim." diye aba altından sopa gösteriyor!
Ama aynı mektup, kendi içinde tam bir matematik ve mantık komedisi.
Bir yandan "Ben dolandırıcı değilim, dernekten 1 TL bile çalınmadı." diye feryat ediyor; hemen iki paragraf sonra "Ahbap'tan usulsüz borçlandım, oluşan 140 milyonluk eksikliği kapatmak için tapu kovalıyordum." diyerek kendi ağzıyla itiraf bayrağını çekiyor.
Yahu dernekten tek kuruş çalınmadıysa, kapatmak için gece gündüz çabaladığın o 140 milyonluk "eksiklik" neyin nesi efenim?
Mektubun başında batan ve borçlanan tarafını "Önüme, hırsıma, kumar zaafıma yenildim." diye anlatıyor; sayfalar sonra suçu deprem dönemine ve "Ahbap'a el konmasın diye korkmama" bağlıyor.
Bir yandan "Cebimden derneğe 400 milyon bağışladım." deyip melek rolü oynuyor, diğer yandan dernek kasasını kişisel borçlarına usulsüzce teminat yaptığını yazıyor.
Yetmiyor; "En fazla Dernekler Kanunu'na muhalefetten yargılanırım." diye olayı küçültmeye çalışırken, hemen peşinden "Bana 350-400 yıl hapis isteyeceksiniz." diye siyasi mağduriyete sığınıyor.
Ortada mantığın bile istifa ettiği, tehditlerle ve buram buram çelişkiyle dolu bir "veda" var kısacası!
**
Ama sadece AHBAP kazığı değil; verilen ifade ve şikâyetlerdeki iddialara göre iş insanlarını ve ünlüleri de dolandıran Haluk Levent'i hâlâ savunan savunana.
"Siyasi operasyon düzenleniyor." diyenler mi dersiniz, "Bakan Akın Gürlek iftira atıyor." diyenler mi, "Kızılay'ın önünü kapattı, ondan böyle karalıyorlar adamı." diyenler mi dersiniz... Daha neler neler...
Bu yüzden sana HELAL OLSUN BE Haluk Levent, HELAL!
Ve bu güvensizliği yaratan; derneklerin, vakıfların, STK'ların yardım ve destek paralarını böyle rahatça istedikleri gibi kullanmalarını sağlayan sisteme de HELAL!
**
Sahi, Karsu da deprem için yardım toplamıştı, değil mi?
Neyse ki o doğru yolda. Gerçi topladığı parayı sadece Türkiye'de değil, Hollanda'daki AFAD gibi bir kuruluşa da vermişti.
Peki ya TEMA…
Sizce de tüm bu olaylar sonrası bireysel ya da kurumsal fark etmeksizin; AFAD, Kızılay da dâhil olmak üzere tüm vakıf ve yardım kuruluşlarının açık, şeffaf ve hesap verebilir olma zamanı gelmedi mi?