İsrail’e Ambargo: Ticaretin Dolambaçlı Yolları

YAYINLAMA
25 Ekim 2026 01:17
GÜNCELLEME
25 Ekim 2026 01:20

Geçen yazıda boykotu konuştuk. Bir kahveyi almadığımızda kimin kazancının azaldığına, buradaki çalışanın ve üreticinin bundan nasıl etkilenebileceğine baktık.

Bu yazıda da Türk mallarının İsrail’e nasıl gittiğine bakacağız.

Önce bildiğimiz yerden başlayalım.

Türkiye, İsrail’le ticareti 2 Mayıs 2024’te durdurdu. Ticaret Bakanlığının internet sitesinde 30 Mart 2026’da yayımlanan açıklamada da “Gümrük sistemi kapalıdır” denilerek uygulamanın sürdüğü belirtildi.

Buraya kadar açık. Peki tartışma neden devam ediyor?

BU RAKAMLAR NEYİ GÖSTERİYOR?

İsrail Merkez İstatistik Bürosunun 2026 Ocak dönemine ait yayını içindeki Türkiye tablosunda, 2025 yılının tamamı için Türkiye’den 924,1 milyon dolarlık ithalat, Türkiye’ye 10,9 milyon dolarlık ihracat kaydı bulunuyor.

Bakanlık ticaretin durduğunu söylüyor ama İsrail’in tablosundaki rakamlar “Var” diyor.

Peki, bu fark nereden çıkıyor?

Meseleyi gümrük terimlerine boğmadan, en yalın hâliyle anlatalım. Bir ülkede resmî ambargo kararı alınsa bile küresel serbest piyasada ticaretin bu yasağın etrafından dolanmak için kullandığı 3 temel yol bulunuyor.

Bunlardan en yaygını, transit ve aracı ülke yoluyla ticaret. Yani Türkiye’deki üretici malı doğrudan İsrail’e satmıyor.

Mal, kâğıt üzerinde Yunanistan, İtalya, Ürdün veya Güney Kıbrıs’taki aracı bir şirkete ihraç ediliyor.

Türk gümrüğünde hedef “Yunanistan” yazdığı için bizdeki resmî kayıtlarda İsrail’e satış “0” çıkıyor.

Ancak mal aracı ülke üzerinden İsrail’e ulaştığında, İsrail’in ilgili ithalat istatistiğinde hangi ülkeye yazılacağı yalnızca üretim yerine bağlı değil. Kurumun yöntem açıklamasına göre, aksi belirtilmedikçe faturanın gönderildiği ülke esas alınıyor. Bu nedenle üçüncü ülke üzerinden giden her Türk ürününün bu tabloda otomatik olarak “Türkiye’den ithalat” sayıldığını söyleyemeyiz.

Maalesef burada ülkemizdeki paragöz, bencil insanlar devreye giriyor. Türkiye, Filistin halkı mağdur olmasın diye Filistin makamlarının yazılı onayıyla özel bir ticaret kanalı açık tutuyor. Ticaret Bakanlığının 30 Mart 2026 tarihli açıklamasına göre Filistin Millî Ekonomi Bakanlığı sevkiyatlara tek tek yazılı onay veriyor. İthalatçının Filistinli, varış yerinin de Filistin olduğu teyit ediliyor. Bakanlık, malların yalnızca Filistin tarafından kullanıldığını belirtiyor.

Ama benim merak ettiğim şey şu: Bu süreçte bir usulsüzlük tespit edildi mi? Edilmişse ne yapıldı?

Zira katil İsrail’e güven olmaz.

Ancak sahadaki eleştiriler, bazı kâr odaklı tüccarların malı kâğıt üstünde “Filistinli ithalatçıya” gidiyor gösterip ürünler İsrail kontrolündeki liman veya kapılardan geçerken İsrail iç pazarına devrettiği şüphesi üzerinde yoğunlaşıyor.

Üçüncü örnek ise yabancı bir toptancının stoklarından yaptığı yeniden satış. Yabancı bir ülkedeki, örneğin Avrupalı büyük bir toptancı, Türkiye’den kendi deposu için mal satın alıyor. Türk üretici malını satıp parasını alıyor. Toptancı, aylar sonra deposundaki bu ürünleri İsrail’den gelen bir talebe karşılık satabiliyor. Ancak ürünün Türkiye’de üretilmiş olması, sözünü ettiğimiz tabloda Türkiye’den ithalat olarak kaydedileceği anlamına gelmiyor.

PEKİ SORUMLU KİM? HUKUKİ VE SİYASİ AYRIM

İşte düğüm tam bu noktada kopuyor:

Hukuken bakarsanız: Mal Türk gümrüğünden Yunanistan veya Filistin diye çıkıp kara sularımızı terk ettikten sonra o malın üçüncü ülkelerdeki tüccarlar tarafından kime satıldığına Türkiye Cumhuriyeti devletinin doğrudan müdahale etmesi, uluslararası gümrük hukukuna göre mümkün değil.

Siyaseten ve denetim açısından bakarsanız: Ambargonun kâğıt üstünde kalmayıp sahada yüzde yüz etkili olabilmesi için serbest piyasanın araladığı bu “gri alanların” da çok sıkı denetim, “nihai kullanıcı” taahhütleri ve adli takiplerle kapatılması gerekiyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı yetkilileri, Filistin ticaretinde “Çift Onaylı Mekanizma” çalıştırıldığını, kuralları delmeye çalışan veya sahte beyanda bulunan şirketlere karşı ağır cezai yaptırımlar ve idari soruşturmalar uygulandığını vurguluyor.

Şahsen ben bu söyleme pek inandığımı söyleyemem. Neden? Enflasyonun olduğu, ekonomik krizin had safhada olduğu bir ülkede devletin başka bir ülkeye ambargo uygulama gibi bir şansı pek yoktur. Resmî olarak ticareti kesebilir ama “gri alanlarda” da ticaretin devam etmesine göz yumar ki iç piyasada sıkıntı yaşanmasın.

Bu da hayatın acı gerçeği!..

BOYKOT ETMEK İSTEYENLER İÇİN BİR LİSTE

Boykot çağrılarını incelemek isteyenler için iki adres: BYKT.org ve boykotdedektifi.com.

18 Ekim 2026’da kontrol ettiğim sayfalarda bu platformların boykot kapsamında gösterdiği markalardan bazıları ise şunlar:

İçecek: Coca-Cola, Pepsi, Fanta, Fruko, 7UP, Burn.

Kahve ve restoran: Starbucks, McDonald’s, Burger King, Domino’s Pizza.

Atıştırmalık: Cheetos, Doritos.

Deterjan ve temizlik: Alo, Ariel, Ace, Axion, Bonux.

Ağız ve diş bakımı: Colgate, Closeup, Crest.

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.