Ankara hissi nedir? Ne tam kalabalık ne tam yalnız şehir nasıl hissettiriyor?

Ankara’da neden ne tam kalabalık ne tam yalnız hissediliyor? Memur kenti yapısı, mevzuatın etkisi ve mahalle-dijital ağları Ankaralıların “Ankara hissi”ni nasıl şekillendiriyor?

EP
Esra Polat Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara hissi nedir? Ne tam kalabalık ne tam yalnız şehir nasıl hissettiriyor?
EP
Esra Polat Editör

Ankara’da yaşayanların tarif ettiği “Ankara hissi”, ne İstanbul’daki gibi kaotik kalabalığa ne de küçük şehirlerdeki gibi tam yalnızlığa benziyor. Başkentte memur ağırlıklı istihdam, mevzuatla tanımlı kamu düzeni, mahalle kültürü ve dijital tanışıklık ağları, şehre hem güvenli hem gözetlenen, hem sakin hem baskılı bir ruh hâli yüklüyor.

ANKARA HEM KALABALIK HEM YAKIN ÇEVRE HİSSİ VERİYOR

Ankara, nüfus ve yüzölçümü olarak Türkiye’nin en büyük şehirlerinden biri olsa da, Ankaralıların dilinde sık sık “büyük ama içi küçük şehir” olarak anılıyor. 

Kızılay, Çankaya, Yenimahalle, Keçiören, Etimesgut ve Çayyolu hattında farklı sosyoekonomik gruplar yan yana yaşarken, gündelik hayatta karşılaşma alanları belirli akslarda yoğunlaşıyor.

İş çıkışı trafiği, plaza – bakanlık – kampüs üçgeninde sıkışırken, akşam buluşmaları çoğunlukla aynı semt ve mekanlarda dönüyor. Bu durum, “şehir kalabalık ama yüzler tanıdık” hissini güçlendiriyor. 

Ankaralı, kalabalığın anonimleştiren değil, tanıdıklığı büyüten bir kalabalık olduğundan söz ediyor. Böylece “ne tam kalabalık ne tam yalnız” tarifinin altı, pratikte doluyor.

MEMUR KENTİ YAPISI ANKARA HİSSİNİ BELİRLİYOR

Ankara’da kamuda çalışanların oranı, birçok ile kıyasla çok daha yüksek seyrediyor. Bakanlıklar, bağlı kurumlar, düzenleyici otoriteler, TBMM, yüksek yargı organları ve kamu iştirakleri, kentin istihdam haritasını çiziyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile güvence altına alınan memuriyet rejimi, başkentte istikrarlı ama kapalı devre bir iş ve hayat düzeni yaratıyor.

Kamu personeli, yıllarca aynı kurumlarda, benzer görevlerde, çoğu zaman aynı binalarda ve lojmanlarda bir arada yaşıyor. Atamalar mevzuata göre yapılırken, kariyer basamakları da çoğunlukla Ankara merkezli planlanıyor. Bu tablo, kuşaklar boyunca aynı semt ve kurumların iç içe geçtiği bir sosyal yapı oluşturuyor; Ankaralıya “ne tam özgür ne tam bağımlı, ama hep birbirine değen hayatlar” hissi veriyor.

Ankara/Güvenpark

MEVZUAT KAMU DÜZENİNİ GÜÇLENDİRİYOR AMA ALGIYI ESNETMİYOR

Mevzuat, Ankara’da hem iş hayatını hem kamusal alanı sıkı bir çerçeveye bağlıyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, kamu disiplinini, görev sınırlarını ve tarafsızlık ilkesini belirlerken; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu idaresinin mali disiplinini düzenliyor. Kişisel verilerin korunmasına yönelik 6698 sayılı KVKK ise teoride, vatandaşın devlet nezdindeki verilerinin güvence altına alınmasını amaçlıyor.

Ancak Ankara pratiğinde, resmî koruma ile gayriresmî bilgi akışı yan yana ilerliyor. Kurum içi atamalar, görev değişiklikleri, kimi zaman özel hayat detayları, resmî tebligattan önce kulislerde ve sosyal çevrelerde konuşulur hâle geliyor. Mevzuat “düzenli sistem” hissini güçlendirirken, kulis ve dedikodu kültürü “herkesin her şeyden haberi var” duygusunu canlı tutuyor. Ortaya, hem güven veren hem tedirgin eden ikili bir Ankara hissi çıkıyor.

MAHALLE KÜLTÜRÜ ANKARA’DA VARLIĞINI KORUYOR

Ankara’da büyükşehir statüsüne rağmen, mahalle kültürü tam olarak çözülmüyor. Eski semtlerde bakkal, fırın, eczane ve aile hekimi hatları hâlâ gündelik hayatın parçası. Özellikle memur lojmanları, kooperatif siteleri ve eski apartman blokları, “herkesin birbirini en az bir yerden tanıdığı” küçük çevreler yaratıyor.

Bu mahalle dokusu, Ankaralıya bir yandan aidiyet hissi veriyor. Çocukların sokakta birlikte büyümesi, yıllarca aynı komşuyla yan yana yaşanması, bayramlaşma, taziye ziyareti, esnafla isimle hitap edilen ilişki, “bu şehir benim” duygusunu besliyor. Ancak aynı yapı, mahremiyet alanını daraltıyor. “Kim nereye taşındı, kim hangi arabaya bindi, kim gece geç geldi” gibi izlenimler, haber verme kültürüyle birleşince, şehir “herkesin birbirini biraz fazla bildiği” bir yer hâline geliyor.

SOSYAL MEDYA ANKARA’DA TANIDIKLIĞI BÜYÜTÜYOR

Dijital platformlar, Ankara hissini en çok görünür kılan alanlardan biri olarak öne çıkıyor. WhatsApp grupları, Telegram kanalları, Twitter paylaşımları, Instagram hikayeleri; memur, öğrenci, beyaz yaka ve esnafı aynı bilgi akışında kesiştiriyor.

Bir kafede çekilen fotoğraf, birkaç arkadaş grubu içinde hızla dolaşıma giriyor; bir atama haberi, kurumsal yazıdan önce mail zincirlerinde tartışılıyor; bir semtteki kira artışı, mahalle gruplarında detaylarıyla konuşuluyor. Böylece kâğıt üzerinde büyük olan Ankara, ekranda küçülüyor. Görünmez bağların güçlendiği bu dönemde, Ankaralı için “ne tam yalnız kalabiliyorum ne de kalabalıkta kaybolabiliyorum” duygusu daha da belirginleşiyor.

Ankara/Kızılay

ÜNİVERSİTE KENTİ OLMA ÖZELLİĞİ ANKARA HİSSİNİ DERİNLEŞTİRİYOR

Ankara, ODTÜ, Hacettepe, Ankara Üniversitesi, Gazi, Bilkent, Başkent, TOBB ETÜ ve diğer üniversitelerle büyük bir öğrenci havuzuna sahip. Her yıl on binlerce öğrenci şehre gelip yıllarca burada kalıyor. Mezunların önemli kısmı kamuya girmek, özel sektör kariyeri kurmak veya sınavlara hazırlanmak için Ankara’dan ayrılmıyor.

Aynı yurt, aynı kampüs, aynı dershane, aynı kütüphane çevreleri, yıllar sonra aynı plaza, aynı bakanlık katı, aynı kafe ve aynı müzik festivalinde yeniden kesişiyor. Bu döngü, Ankara’yı “eski tanıdıklarla yeni hayatların çarpıştığı” bir şehir hâline getiriyor. 

Ankaralı için, her yeni dönem eski bir hikâyeyle bir yerden bağlanıyor; bu da “şehir bitmeyen bir tanışıklık hissi veriyor” yorumunu güçlendiriyor.

HEMŞERİ DERNEKLERİ VE STK’LAR BAĞLARI SIKILAŞTIRIYOR

Ankara, hemen her Anadolu ilinin yoğun hemşeri nüfusuna ve dernek yapılanmasına ev sahipliği yapıyor. Vakıf, dernek, federasyon ve platformlar, hemşeriler için iş, burs, barınma ve tanışma alanları sağlıyor. Bu yapılar; farklı kurumlardan, farklı semtlerden, farklı yaş gruplarından insanları kültürel bir çatı altında birleştiriyor.

Hemşeri geceleri, kahvaltı buluşmaları, istişare toplantıları ve yardım kampanyaları, Ankara içindeki bağlantıları daha da sıklaştırıyor. Böylece, formel kent kimliğinin üzerine, enformel hemşeri ağı biniyor. Ankaralı, bir yandan büyük başkentte yaşadığını biliyor; öte yandan “memleketten birinin tanıdığına mutlaka denk gelirim” güvencesiyle hareket ediyor. Bu duygu, yalnızlık hissini azaltırken, özgür hareket alanını da daraltıyor.

HUKUKİ ÇERÇEVE MAHREMİYET HİSSİNİ KISMEN KORUYOR

Türkiye’de kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına ilişkin mevzuat, Ankara’da yaşayan herkes için teorik bir güvenlik şemsiyesi oluşturuyor. 

KVKK, kişisel verilerin işlenme şartlarını ve sınırlarını çiziyor; Türk Ceza Kanunu ise özel hayatın gizliliğini ihlal eden eylemler için cezai yaptırımlar öngörüyor.

Ancak günlük hayatta, komşuluk, iş arkadaşlığı, hemşerilik ve dijital tanışıklık ilişkileri içinde paylaşılan “sözlü bilgiler” çoğu zaman hukuki sınır çizgisinin hemen gerisinde kalıyor. Kimin ne zaman tayin olduğu, hangi semte taşındığı, hangi okulu tercih ettiği, resmî kayıtlardan önce kulaktan kulağa yayılıyor. Ankaralı bu nedenle, hukuken korunsa da sosyal olarak görünür bir hayat sürüyor; şehir, “güvenli ama saklanmanın zor olduğu bir alan” gibi hissediliyor.

Ankara/Kızılay

ANKARA HİSSİ GÜNLÜK HAYATTA ÇELİŞKİLİ BİR DENKLEM OLUŞTURUYOR

Ankara’da yaşayanlar için şehir, aynı anda hem sakin hem yorucu, hem tanıdık hem belirsiz, hem resmi hem gayriresmi bir sahne sunuyor. 

Sabah işe giderken görülen yüz, akşam markette, hafta sonu AVM’de, aylar sonra resmi bir toplantıda yeniden karşıya çıkabiliyor. Bu tekrar, bir yandan güven ve aidiyet yaratırken, diğer yandan “hiçbir şey unutulmuyor, herkes her şeyi hatırlıyor” duygusunu büyütüyor.

Bu çelişkili denklemin adı, Ankaralıların dilinde giderek daha sık “Ankara hissi” olarak anılıyor. Ne İstanbul’un boğucu anonimliği ne de küçük şehirlerin keskin kontrolü; arada, gri tonlarda gezinen, tanıdıklığı ve mesafeyi aynı anda içinde taşıyan bir başkent deneyimi yaşanıyor. Ankaralı, bu hissi “alışınca bırakamadığın, alışmayınca da sevemediğin şehir” cümlesiyle özetliyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa