Ankara Sabah Trafiğinde Hangi Yol Daha Hızlı: Eskişehir Yolu mu İstanbul Yolu mu?

Ankara sabah trafiğinde Eryaman’dan çıkanlar için Eskişehir Yolu mu, İstanbul Yolu mu daha hızlı? Hangi saat, hangi hava, hangi rota avantaj sağlar?

ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Ankara Sabah Trafiğinde Hangi Yol Daha Hızlı: Eskişehir Yolu mu İstanbul Yolu mu?
ZDA
Zeliha Demirci Aktaş Editör

Ankara’da her sabah aynı sahne yaşanır: Eryaman, Sincan, Etimesgut hattından çıkan binlerce araç, çevre yolu ayrımına geldiğinde adeta günün ilk kumarını oynar. Direksiyon ya sağa kırılıp kamyon ve tırlarla dolu İstanbul Yolu’na savrulur ya da sola kırılıp Eskişehir Yolu’nda protokol konvoyu ve servis ordusuna teslim olur. İşe geç kalma riski ile sinir harbi arasında sıkışan sürücüler, dakikalarla yarışan bir trafik ruleti içinde karar vermek zorunda kalır.

SABAHIN BÜYÜK KUMARI BAŞLIYOR

Eryaman’dan, Etimesgut’tan çıktınız; önünüzde kritik kavşak: Çevre yolundan ayrılıp İstanbul Yolu’na mı bağlanacaksınız, yoksa Eskişehir Yolu’na mı süzüleceksiniz? Ankara’nın batı aksında yaşayan on binlerce kişi, her sabah bu tercihle güne başlıyor. Kentin ana arterleri olan Eskişehir Yolu (Dumlupınar Bulvarı) ile İstanbul Yolu (Fatih Sultan Mehmet Bulvarı), işe gidiş saatlerinde hem trafik yükü hem de sürüş psikolojisi açısından birbirinden farklı iki dünya sunuyor.

Uzmanlara göre tercih, sadece mesafe hesabıyla değil; varış noktası, saat, hava durumu ve güzergâhın yapısal riskleri göz önüne alınarak yapılmalı. Mevzuat gereği protokol geçişlerinin önceliği, ağır vasıta trafiğinin sınırları ve yol bakım çalışmaları da bu denkleme dahil oluyor.

ESKİŞEHİR YOLU BEYAZ YAKALI TRAFİĞİ TAŞIYOR

Eskişehir Yolu, Ankara’nın “beyaz yakalı ve öğrenci” aksı olarak öne çıkıyor. Dumlupınar Bulvarı, Armada bölgesinden başlayan plazalar hattı, ODTÜ ve Hacettepe bağlantıları, Bilkent kavşakları ve bakanlık kampüsleriyle birlikte, sabah saatlerinde yoğun şekilde memur, beyaz yaka ve üniversite öğrencisi taşıyor. Bu yolun hedef kitlesini ağırlıklı olarak “memur, öğrenci ve beyaz yaka” grubu oluşturuyor.

Asfalt kalitesi birçok noktada yüksek; sürücüler tarafından “kaymak gibi” diye tarif edilen bu yol, hem zemin hem de geniş görüş alanı sayesinde daha konforlu bir sürüş sunuyor. ODTÜ ormanı, AVM ve plaza siluetleri, özellikle günün erken saatlerinde görece ferah bir atmosfer yaratıyor.

Ancak bu tablo, 07.30’dan sonra hızla değişiyor. Mevzuata dayalı protokol geçişleri ve VIP konvoyları, özellikle kritik saatlerde Eskişehir Yolu’nu bir anda kilitleyebiliyor. Protokol güzergâhı statüsündeki bu hatta, güvenlik gerekçesiyle ani şerit daraltmaları ve geçici yol kesmeleri yaşanabiliyor. Sürücüler, hiçbir kaza veya görünür sebep yokken “bir anda duran” trafiğe yabancı değil.

08.00–09.00 bandında ise tabloyu bu kez kurum servisleri belirliyor. Bakanlıklar, kamu kurumları ve özel sektör şirket servisleri, özellikle sol şeridi adeta “servis şeridi”ne çeviriyor. Şerit disiplininin bozulduğu, ani dur-kalkların yaşandığı bu dilimde, Eskişehir Yolu çoğu sürücü için “servis araçları otoparkı”na dönüşüyor. Bu yolun en büyük riski, işte bu protokol konvoyları ve VIP geçişler olarak öne çıkıyor; sürücüler, herhangi bir uyarı olmadan aniden trafikle karşı karşıya kalabiliyor.

Kilitlenme açısından en kritik noktalar ODTÜ Kavşağı ve Söğütözü çevresi. Bu iki düğüm noktası tıkandığında alternatif kaçış şeridi bulmak neredeyse imkânsız. Alt geçitler ve bağlantı kolları dolduğunda, sürücüler uzun dakikalar boyunca aynı noktada milim milim ilerlemek zorunda kalıyor. Varış noktası Kızılay, Bakanlıklar veya Çankaya ise; doğru saat aralığında kullanıldığında Eskişehir Yolu hâlâ en mantıklı seçenek olarak gösteriliyor, fakat yanlış saate denk gelindiğinde ciddi “dur-kalk yorgunluğu” yaratıyor. Psikolojik etkisi daha çok, yorucu ve sabır tüketen bir tempo şeklinde hissediliyor.

İSTANBUL YOLU SANAYİ VE HIZ DENGESİNİ ZORLUYOR

İstanbul Yolu ise “sanayi, ticaret ve hız” kimliğiyle farklı bir trafik kültürü yaratıyor. Fatih Sultan Mehmet Bulvarı, Ankara’nın batı girişinde sanayi siteleri, ticarethaneler ve lojistik üsler arasında uzanıyor. Bu nedenle sabah saatlerinde buradaki hareketlilik, memur servislerinden ziyade esnaf, sanayi çalışanı ve lojistik firmalarından kaynaklanıyor. Hedef kitlesi ağırlıklı olarak “esnaf, sanayi ve lojistik sektörü”nden oluşuyor.

Eskişehir Yolu’na göre bakıldığında, akış hızı birçok gün daha yüksek. Özellikle Ulus, Sıhhiye, Kazım Karabekir ve Altındağ yönüne gidenler için İstanbul Yolu çoğu zaman daha mantıklı ve daha hızlı bir seçenek olarak öne çıkıyor. Mesafe ile birlikte, sinyalsiz akışın daha fazla olması da bu algıyı güçlendiriyor.

Ancak bu hız algısının ciddi bir bedeli var: yoğun ağır vasıta trafiği. Kamyon ve tır yoğunluğunun yüksek olduğu güzergâhta, sürüş psikolojisi belirgin şekilde değişiyor. Özellikle sabah teslimat saatlerinde, şerit değiştiren tırlar, sol şeride sızmaya çalışan kamyonlar ve makas atmaya çalışan sabırsız sürücüler, stres seviyesini yukarı çekiyor. İstanbul Yolu’nun en büyük riski, tam da bu kamyon ve ağır vasıta baskısı; sürücüler, her an şerit ihlali veya ani frenle karşılaşabilme kaygısıyla direksiyon sallıyor.

Asfalt kalitesi, Eskişehir Yolu ile kıyaslandığında daha “orta” düzeyde. Bazı bölümlerde onarım, yama ve bozukluklar hissediliyor; bu da özellikle yüksek süratlerde konforu azaltıyor. Buna rağmen, akış hızlı olduğunda sürücüler bu konfor eksikliğini çoğu zaman kabullenmek zorunda kalıyor.

Kritik tıkanma noktaları ise Şaşmaz Kavşağı ve ACity önünde yoğunlaşıyor. Sanayi sitesi giriş-çıkışları, AVM trafiği ve yan yollardan kontrolsüz katılımlar birleşince, İstanbul Yolu’nun en güçlü halkası olması beklenen bu kesim, sabah saatlerinde zincirin zayıf halkasına dönüşebiliyor. Özellikle yağmurlu havalarda Şaşmaz alt geçidi hem su birikintileri hem de görüş kaybı nedeniyle riskli bir bölge olarak öne çıkıyor. Ağır vasıtanın sıçrattığı suyla bir anda kör olan aynalar, ani frenler ve şerit değişimleri, zincirleme kaza riskini artırıyor.

Varış noktası Ulus, Sıhhiye veya Altındağ ise İstanbul Yolu, tüm bu risklerine rağmen “daha mantıklı ve hızlı” seçenek olarak anılıyor. Ancak psikolojik etkisi, Eskişehir Yolu’ndaki “dur-kalk yorgunluğu”ndan farklı: burada baskın duygu, yoğun “sıkıştırma” ve “makas” gerginliği. Sürücüler, sürekli tetikte ve savunmada kalmak zorunda hissediyor.

SABANCI BULVARI GİZLİ JOKER OLARAK ÖNE ÇIKIYOR

Ankara pratiğini bilen sürücüler, Sabancı Bulvarı’nı “joker kart” olarak kullanıyor. Eskişehir Yolu ile İstanbul Yolu’nu birbirine bağlayan, AŞTİ’nin arkasından süzülen bu hat; özellikle sabah saatlerinde kritik bir kaçış hattı görevi görüyor. Kent içi trafiği okuyan deneyimli sürücüler, Eskişehir Yolu’nun Armada–Söğütözü hattında kilitlenmeye başladığını gördüğü anda, Sabancı Bulvarı’na yönelerek hem zaman hem de sinir kazancı hedefliyor.

Uzman sürücülerin altın tavsiyesi şöyle özetleniyor: Eskişehir Yolu, Armada önünde tıkanıyorsa, inat etmeden ilk fırsatta Sabancı Bulvarı’na kaçmak gerekiyor. Bu hamle, özellikle Kızılay, Bakanlıklar, Çankaya ve kısmen de Sıhhiye yönüne gidecek sürücülere nefes aldırabiliyor. Sabancı üzerinden İnönü Bulvarı ve şehir merkezine bağlanan alternatif akış, yoğunluk tamamen çökmese bile, Eskişehir Yolu’nda hareketsiz beklemekten çok daha akıcı bir senaryo sunuyor.

Ayrıca Sabancı Bulvarı, İstanbul Yolu’ndan Eskişehir Yolu’na “arkadan dolanarak” geçmek isteyenler için de kritik. İstanbul Yolu beklenmedik şekilde kilitlendiğinde, bu bağlantı sayesinde hem ağır vasıta baskısından hem de Şaşmaz kavşağı karmaşasından bir ölçüde uzaklaşmak mümkün olabiliyor. Ankara’yı iyi bilen şoförler, bu hattı adeta “kurtarıcı yan yol” olarak kodluyor.

HANGİ YOLU SEÇMENİZ GEREKTİĞİ UZMAN GÖRÜŞÜYLE ANLATILIYOR

Kızılay ve Bakanlıklar hedeflendiğinde saat belirleyici oluyor. Sabah 07.30 öncesi hareket edenler için Eskişehir Yolu, hem asfalt kalitesi hem de akış açısından daha temiz bir seçenek olarak öne çıkıyor. Ancak çıkış saati 08.00’e sarkıyorsa, ODTÜ–Söğütözü hattındaki servis baskısı ve olası protokol geçişi nedeniyle, İstanbul Yolu’nu (Şaşmaz trafiğini göze alarak) değerlendirmek daha rasyonel hale gelebiliyor.

Yağmurlu havalarda rota seçimi değişiyor. Uzmanlara göre İstanbul Yolu’ndaki su birikintileri, ağır vasıta kaynaklı sıçratmalar ve görüş kaybı riski nedeniyle, yağışlı günlerde Eskişehir Yolu genel olarak daha güvenli kabul ediliyor. Hız sınırlarına uyulan, takip mesafesinin korunduğu bir Eskişehir Yolu sürüşü, yağmurda İstanbul Yolu’ndaki stresli kamyon trafiğine göre daha sakin bir deneyim sağlıyor.

Cuma akşamları için ise net bir uyarı yapılıyor. Haftanın son iş gününde, paydos saatinde her iki aks da pratikte “kırmızıya” dönüyor. 

Uzmanlar, mümkünse Cuma akşamları özel araç kullanmak yerine metro, banliyö hattı veya servis tercih edilmesini öneriyor. Mesai saati esnetilebiliyorsa, iş çıkışını 1–2 saat kaydırmak bile trafikte geçirilen süreyi ciddi şekilde azaltabiliyor.

Sonuç olarak Ankara’da Eryaman–Sincan hattından merkeze gitmenin tek bir “doğru cevabı” yok. Rota seçimi; hedef noktaya, hava durumuna, saate ve anlık trafik pratiğine göre değişiyor. Ancak Sabancı Bulvarı’nı joker kart olarak akılda tutmak, Eskişehir Yolu–İstanbul Yolu ikilemini her sabah yaşarken sürücünün elini güçlendiriyor.

Yorumlar

Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.
Sonraki Sayfa