Herkes Çok Yorgun Ama Kimse Nedenini Konuşmuyor

YAYINLAMA
12 Ocak 2026 23:01
GÜNCELLEME
12 Ocak 2026 23:02

Bir gariplik var.

Kimse eskisi kadar erken uyanmıyor ama kimse geç yatmış da sayılmaz.

Kimse ağır bir iş yapmıyor ama herkes bitkin.

Sanki bütün ülke aynı gün, aynı saatte yorulmuş ve o günden beri de toparlanamamış gibi.

Herkes “yorgunum” diyor.

Ama bu, spor sonrası bir yorgunluk değil.

Bu, uykuyla geçmeyen, tatille düzelmeyen, pazartesi sabahı daha da ağırlaşan bir yorgunluk.

Çünkü bu yorgunluk bedende değil.

Bu, zihnin ve ruhun yorgunluğu.

Sabah uyanır uyanmaz telefona uzanıyoruz.

Henüz gözümüz tam açılmamışken onlarca şey görüyoruz:

Kötü haberler, başkalarının başarıları, yapmamız gerekenler, yetişemediğimiz hayatlar.

Daha güne başlamadan, geride kalmış hissediyoruz.

Eskiden yorgunluk bir sonuçtu.

Çalışırdın, yorulurdun, dinlenirdin.

Şimdi yorgunluk bir başlangıç.

Daha gün başlamadan bitmiş gibi hissediyoruz.

Çünkü artık sadece iş yapmıyoruz.

Kendimizi de sürekli “idare etmek” zorundayız.

Motivasyonumuzu, moralimizi, umutlarımızı…

Hepsi bizim sorumluluğumuzmuş gibi davranılıyor.

“Gençsin, yorulmazsın.”

Bu cümle, modern çağın en büyük yalanlarından biri.

Gençler belki fiziksel olarak güçlü ama zihinsel olarak hiç bu kadar yıpranmamışlardı.

Çünkü aynı anda her şey olmaları bekleniyor:

Başarılı, mutlu, üretken, sosyal, fit, farkındalıklı…

Yetmezmiş gibi bir de mutlu görünmek zorundalar.

Sosyal medya denen vitrin, en büyük yorgunluk kaynağı.

Herkesin hayatı ilerliyormuş gibi.

Herkes bir yerlere gitmiş, bir şeyler başarmış, bir şeyleri çözmüş gibi.

Oysa gerçek hayatta kimse bir şey çözemiyor.

Sadece idare ediyor.

Dinlenmek bile suçluluk yaratıyor artık.

Bir gün hiçbir şey yapmadığında, ertesi gün daha yorgun uyanıyorsun.

Çünkü kafanın içinde bir ses var:

“Bir şey yapmalıydın.”

Bu yüzden kimse gerçekten duramıyor.

Durursak, düşünürüz diye korkuyoruz belki de.

Düşünürsek, bazı sorulara cevap vermek zorunda kalacağız çünkü:

– Ben bunu gerçekten istiyor muydum?

– Bu hayat kimin hayatı?

– Ben ne zaman yoruldum ve neden kimse fark etmedi?

Tahammülsüzlüğümüz de buradan geliyor.

Herkesin siniri hazırda.

En ufak şeyde parlıyoruz çünkü içimiz dolu.

Ama neyle dolu olduğunu kimse net söyleyemiyor.

Belki de sorun çok çalışmamız değil.

Belki sorun, hiç dinlenemememiz.

Gerçek anlamda.

Zihnimizi kapatabildiğimiz, kimseye yetişmek zorunda olmadığımız,

bir şey kaçırma korkusu yaşamadığımız anlar neredeyse yok.

Ve belki de bu yüzden herkes aynı cümleyi kuruyor:

“Çok yoruldum.”

Ama kimse şunu sormuyor:

Bu kadar yorulmak gerçekten normal mi?

Belki değil.

Belki de bu yorgunluk bize bir şey anlatmaya çalışıyor.

Ama biz dinlemek yerine kahve içiyoruz, kaydırıyoruz, geçiştiriyoruz.

Çünkü durmak cesaret ister.

Ve biz uzun zamandır sadece devam etmeyi öğreniyoruz.

Yorumlar (0 yorum)
Yorum kurallarını okudum ve kabul ediyorum.
Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum ekleyen siz olun.